AZERBAYCAN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ HAZAR İBRAHİM: SON ERMENİ ASKERİ TOPRAKLARIMIZDAN ÇIKANA KADAR DURMAK YOK

Röportaj Çarşamba 07 Ekim 2020 13:00

"Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununu çözmek için kurulan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu, 27 yıldır devam eden müzakere sürecinde çözüm üretemedi. Şimdi artık, durmak yok! Son işgalci Ermeni askeri topraklarımızdan çıkana kadar devam edeceğiz. Net olarak yine de eş başkanlar ve dünya kamuoyu da aynı mesajı vermelidir. Biz 27 yıldır bu durumu yaşıyoruz. Şu anda savaş Ermenistan topraklarında değil, uluslararası çerçevede tanınmış Azerbaycan topraklarında yaşanıyor. Biz kendi topraklarımızı tabi ki kendimiz savunacağız."

Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim: Son Ermeni askeri topraklarımızdan çıkana kadar durmak yok

Neşe BERBER

Azerbaycan ordusu, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için başlattığı operasyonun 8'inci gününde ilerlemesini sürdürerek Cebrail kentinde ve 9 köyde kontrolü sağladı. Azerbaycan’a temmuz ayında sivillere saldırısı ile artık yeni bir dönem başladı. Halk ile devlet el ele Karabağ geri alınacak diyor. Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim ile Ankara’da büyükelçilikte Ermenistan saldırısını ve dünyaya verdikleri mesajı konuştuk.

Azerbaycan'da harekat devam ediyor. Çok da başarılı devam ediyor. Son durumlar nasıl biraz bahseder misiniz?

Evet dün gece de ilerlemeler oldu. Onların savunma hattı var ama onları konuşurken de bence birkaç özelliğini iletmekte fayda var. Onların iç savunma hatlarında bulunan, kesin olarak Suriye'den, Lübnan'dan, yurt dışından getirdikleri beyleri var, tabi onlarda terörist olanlar da var, terörist olmayanlar da var, onları yerleştirmişler. Biz onları şimdi kırdık. Neden onları yerleştirdiler? Çünkü onlarda ölü sayısı çok fazla. Ermenistan'dan gelen askerler de var, şimdi onlar orada olsa içeride duramazlar onlar. O açıdan da bunlar ne yapıyorlar? Buraya yurt dışından gelen kayıt dışı insanları oraya yerleştiriyorlar ve tabii bu yerleştirdikleri insanlar öldüğünde resmi olarak kayıp yok gibi gösteriliyor. Dolayısıyla kayıp sayısını böylece azaltıyorlar. Bugün kesin olarak güneyden ve kuzeyden o hatları kırdık. Buna bağlı başka bölgelerde de ilerleme var. Durum çok sıcak savaş devam ediyor, bu 5 gün içinde direnişi onlar daha çok bu yurt dışından getirdikleri, bu terör gruplarıyla gösterdiler ama bu çok küçük bir başarı sağladı bırakıp gidenler çok askerleri arasında. Aynı zamanda oralara yerleştirdikleri sivillerde de, onlar ne yapmışlar oranın demografisi de yaşamışlar çünkü 90'lı yıllarda işgal zamanı tüm Azerbaycan'da orada soykırım Hocalı'da yapıldı, orada katliamlar oldu. Ne yaptılar bunlar? Daha çok Suriye'den, Lübnan'dan, yurt dışından olan Ermenileri oraya yerleştirdiler. Tabii bu Cenevre Anlaşması'na tam karşı bir şey, uluslararası bir suç demografinin değiştirilmesi, ama onlar bunu yaptılar, orada bulunan o siviller de daha çok o insanlar. Sayın Cumhurbaşkanım İlham Aliyev hep bunu söyledi; bizim işimiz hak işi, uluslararası hukuk bizim tarafımızda. Birleşmiş Milletler kararnamelerinde de bu vardır, kayıtsız şartsız Ermenistan işgalci kuvvetlerinin Azerbaycan topraklarından çıkmasını talep ediyorum. O açıdan da bizim yaptığımız iş hak işi, aynı zamanda da 90'lı yıllarda bizim gücümüz yoktu, Azerbaycan'ın silahı yoktu, sürekli savaşmak zorundaydı, tabii Ermeniler topraklarımızı işgal ettiler. Şimdi bizim şükürler olsun gücümüz de var ve hakkımız da var.

“AGİT Minsk, Dağlık Karabağ için 27 yıldır çözüm üretmiyor”

Uzun yıllardır devam eden Karabağ işgalinde ve yapılan katliamlarda Azerbaycan neden bugüne kadar bir şey yapamadı?

Bir şey yapamadı, durum şöyleydi. AGİT Minsk Grubu, Dağlık Karabağ için 27 yıldır çözüm üretemiyor. AGİT Minsk Grubu, görevi bu kararların yerine getirilmesi, bu münakaşanın çözülmesi. Çünkü biz umutluyduk Azerbaycan barışçıl bir devlet. Biz Türklerin kanında olan bir şey var, her zaman Azerbaycan ve Türkiye'nin komşularıyla barış ve sulh ile yaşamak istediği, iş birliği çağrıları yaptı. Şimdi Azerbaycan'da onu düşünüyordu ümit vardı bizde çünkü ne düşündük evet biz bunu diplomasiyle çözebiliriz. AGİT Minsk Grubu’nun üç eş başkanı var. Rusya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri eş başkanlardan oluşan ve kurulduğu günden bugüne kadar birçok girişimde bulunmasına rağmen Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik somut neticeler yapamadılar. Aynı zamanda bu üç devlet BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinden üçü. Ermeni diasporasında en etkili bu üç devleti, bunlar Ermenistan'ı hakkın yoluna getiremeyeceklerse kim getirebilir? Biz bu umutlarla yaşadık ve bunlarda bize her zaman bu umutları verdiler.

Konuşalım masa üzerinde biz teklifleri sunalım, sulh yoluyla biz bunu hallederiz. İşte biz bunu konuştuk, konuştuk gördük ki o açıdan bunlar bir şey yapmıyor. Gördük ki bir çözüm yok. Aksine Ermenistan kendini doğru yerde hissediyor, daha çok saldırıyor, sivilleri öldürüyor. Bu durumda bizim başka çözümümüz kalmadı, şimdi saldırıda çocuklar, sivilleri öldürdükçe biz dedik yeter. Hakkımızla gücümüzle o açıdan da ileri gidiyoruz. Durmak yok! Son işgalci Ermeni askeri topraklarımızdan çıkana kadar devam edeceğiz. Net olarak yine de eş başkanlar ve dünya kamuoyu da aynı mesajı vermelidir. Biz 27 yıldır bu durumu yaşıyoruz. Şu anda savaş Ermenistan topraklarında gitmiyor, uluslararası çerçevede tanınmış Azerbaycan topraklarında gidiyor. Biz kendi topraklarımızı tabi ki kendimiz savunacağız. Bu insanlığa karşı bir suç. Ama şaşırtıcı değil Azerbaycan'a karşı sivillere karşı Hocalı soykırımını yapmış Ermenistan saldırısına şaşırmıyoruz.

AGİT Minsk ülkelerine baktığımızda bu ülkelerin sesleri çıkmıyor. Neden? Ne gördüler sesleri çıkmıyor?

AGİT Minsk grubu ülkeleri gördükleri bir gerçek bir durum var bu durumda şu; haklı ve haksızın tam net bilgisi var, ortada olan bir tablo var. Yani burada onlar evet deseler ki, Ermenistan burada haklı diye bu onların işine hiç yaramaz. Çünkü bakın bunlar BM Güvenlik Konseyi'nin üyeleri, belki de 30 yıl önce kimse tartışmıyordu ki bu beş devlet orada olmalı ama şimdi herkes bunu tartışır. Diyor ki, dünyada güvenlik yok bir kaosa giriyoruz bu 5 devlet ne yapıyor? Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan da her zaman söylediği bir söz ‘Dünya beşten büyüktür’. Çok haklı evet büyüktür, beşten büyükse herkes dünya diyebilmeli bu AGİT Minsk ülkelerine siz yapamıyorsanız biz gereğini yapalım ya da sizin yanınızda olalım bizim de sesimiz bizim de oyumuz olsun. O açıdan da bunlar bir yanlış yapsalar sağa sola atsalar orada kendi durumlarını zora sokacaklar diye düşünüyorlar. O açıdan da tabi çok kıpırdayamıyorlar. Söylüyorlar bir şeyler, yarın net olarak açık olarak onların yanında olsalar herkes diyecek ki, kardeşim siz durun burada daimi üyelikten çıkın gidin uluslararası hukuku hakkı bilen devletler gelsin otursun burada sizin ne işiniz var burada.

Yani Azerbaycan'ın haklılığını biliyorlar aslında

Evet biliyorlar çünkü sadece bunun düşüncesi değil ortada dokümanlar var, orada gerçek bir durum var. Şimdi Azerbaycan'a karşı haksızlık yapsalar, dünyanın 196 devleti var, beşi böyle 191’i düşünecek ki yarın benim başıma gelse bana da bunu yaparlar. Herkes toplanıp bu duruma karşı çıkabilir. Ben kendim düşünüyorum bunlar bugün ya da ümit ederim şimdiden sonra çok ihtiyatlı ve hak hukuk adalet çerçevesi içerisinde adımlar atacaktır.

Azerbaycan'da yaşayan halkı ne hissediyorlar?

Ben bunu daha önce de bir toplantıda dile getirdim bizler diplomat olsak da biraz duygusal insanlarız. Bu bizim hayatımız, ben kendimi natamam tam olmayan bir insan gibi hissediyorum. Çünkü benim toprağımın yüzde yirmisi işgal altındaysa kendimin de kişiliğimin de yüzde yirmisini eksik hissediyorum. Şu anda elçilik çalışanlarımızın sekiz on yakını gönüllü olarak silahlı kuvvetlere katıldı. Biz hepimiz bu açıdan mutluyuz olması gereken bir şey. Biz hepimiz başkomutanımız, Cumhurbaşkanımız İlhan Aliyev etrafında toplanmışız, topraklarımızı savunuruz. Orada olan sadece sahada olan bizim kardeşlerimiz değil aynı zamanda bizler de onların yanındayız. 50 bin üzerinde insan gönüllü olarak dilekçe verdi. Bizim yetecek kadar gücümüz var, insan gücümüz de var, silahlarımız da var sağlık ekibimiz de var ve silahlı kuvvetlerimiz bunu çözecekler. Aynı zamanda bir olma ruhumuz, biz kendimizi savunacak güçteyiz, haklılığımızı da ortaya koymuşuz. Bundan dolayı da mutluyuz. Kendi aramızda çok uzun da konuşmuyoruz ama bir bağlantı var aramızda bu çok ilginç bir durum. Herkes kendi öz işini yapıyor, aramızda da kuvvetli bir bağ var gerek sahada gerek masa başında gerek internet ortamında hiç kimse işini yaparken zorlanmadan içtenlikle yapıyor.

 Azerbaycan halkının Türkiye halkının birlik ve beraberlik güç enerjisi değil mi sizce de?

Tabi ki de öyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan halkı ile ilgili söyledikleri gurur verici.  Meclis Başkanı Sayın Şentop davet etti beni sadece ben oradaydım, Cumhurbaşkanı da oradan özellikle beni selamladı, orada neler söyledi Azerbaycan için duygulanmamak mümkün değil. Dünya dışı bir hissiyat sanki farklı bir dünyada yaşıyorsun sanki baban oradan konuşuyor.

Türkiye’de yaşamak nasıl bir duygu?

Evet burada hem Türkiye Cumhuriyeti devletinin hem de halkın yakın ilgisi var. Devlet Başkanımız aynı zamanda bir baba gibi yani kendisini çok farklı hissettiriyor, o açıdan bunu anlatmak çok zor. Tabi burası benim memleketim Türkiye Azerbaycan hiç fark etmez hani diyorlar ya ikinci vatan gibi, aslında bir vatanız biz. -Evet özel bir zamanda Meclis Başkanının sadece bizi çağırması onur verici. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Mevlüt Çavuşoğlu ve Numan Kurtulmuş görevlendirildiler ve buraya geldiler. Her gün akşama kadar bir sel gibi geliyorlar. Kimi geliyor şarkı söylüyor, kimi geliyor şiir okuyor, kimi geliyor siyasi desteğini sunuyor. Bizim ekonomik durumumuz da güçlü, sağlık sistemimiz de güçlü sağ olun var olun manevi desteğiniz bize yeter. En önemlisi manevi destek bizim için ben onu her zaman ifade ediyorum kardeşin senin yanında olması yeter. Bir aile gibi bugün küçük ikiz kızlarımdan biri yanıma geldi. "Baba yanımda ol" dedi, sanırım korkulu bir rüya gördü, bu durumda sadece benden yanında olmamı istiyor bir ailede olması gerektiği gibi. Türkiye Azerbaycan da aynı. Türkiye Azerbaycan'ın yanında olduğu gibi Azerbaycan da Türkiye'nin yanında Doğu Akdeniz olayları sırasında Sayın Cumhurbaşkanımız tüm kamuoyuna tereddütsüz bir şekilde biz Azerbaycan olarak kardeş ülke Türkiye'nin yanındayız dedi. Tereddütsüz net bir şekilde. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burada söylediği de aynı, o enerji bize güç veriyor.

Dünyaya tam olarak mesajınız nedir?

Bizim mesajımız gayet net ve biz bu mesajı genel olarak son 30 yıldır veriyoruz. Mesajımız şudur ki; bizim başka bir devletin topraklarında gözümüz yoktur, hiçbir zaman da olmadı. Biz her zaman kendimizi savunduk, başka birinin toprağı için savaşmadık. Şimdi de Ermenistan Cumhuriyeti'nin topraklarına girmemişiz, Ermenistan halkına savaş açmıyoruz. Savaş Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarında bunu da saklamak mümkün değil. Herkesin bir teknolojisi var ve böyle olduğunu da dünyada herkes görebilir. Savaş nerede ve nasıl yapılıyor herkes görüyor. Onun için mesajımızda olduğu gibi biz kimsenin toprağına girmemişiz girmek amacında da değiliz ve hiçbir halkı da kendimize düşman gibi görmüyoruz. Ama bizi düşman gibi görenler ve toprağımızı işgal edenlere cevabını vermişiz ve vereceğiz. Bu bizim en önemli mesajımız. İkinci mesajımız ise; biz haklıyız hukuk var, dünyada adalet olmalı. Bu açıdan da biz kendi hukukumuzu ve hakkımızı savunuyoruz. Bugün Azerbaycan'a karşı adaletsiz bir yanaşma olsa, yarın her yerde olacak. Dünya bir kaosa gidecek. Zaten kaosa yakın bir durumdayız. Bu yüzden de biz demiyoruz ki, Azerbaycan tarafında olun, Ermenistan tarafında olun, adaletin hukukun tarafında olun. Uluslararası hukuka bak, dokümanlara bak, ne varsa onu söyle. Siz onu söylemediğiniz zaman tabii ki haksızın yanındasınız. Çünkü hukukta böyle bir prensip var. Haksızı haksız gibi göstermediğin zaman artık sen de haksızsın. Üçüncü mesajımız da biz herkesle barış içinde yaşıyoruz. Bölgede baktığımda tüm kalkınma, ulaştırma, enerji projelerinde sadece Türkiye değil, sadece Azerbaycan değil, bundan çok kazanan Gürcistan var, Avrupa var, Çin var. Tüm bu projeler dünyanın kalkınması için yapılmış işlerdir. Gelin bunu yapalım. Ermenistan yönetimi de kendi halkını bu durma salmasın, akıllarını başlarına alsınlar. En son işgalci askerlerini de topraklarımızdan çıkarsınlar, gelsinler desinler ki; "Biz de bu bölgenin Güney Kafkasya'nın bir üyesi olmak istiyoruz" desinler. Ne Azerbaycan ne de Türkiye topraklarında gözümüz var." O zaman herkes iş birliği içerisinde olur ve sizin topraklarınız da kazanır halkınız fakirlikten kurtulur. Bu durumda kazanan herkes olur. Bizim mesajımız bu.

“TÜRKİYE’NİN OLMADIĞI YERDE AZERBAYCAN VAR”

Sizin de söylediğiniz gibi Ermenistan'ın Türkiye ile ilgili de ithamları var.  Bu konuda ne diyeceksiniz?

Evet bunu Türkiye'nin olduğu yerde de söylüyorlar, Türkiye'nin olmadığı yerde daha çok söylüyorlar. Bundan birkaç yıl önce Avrupa Birliği'nin doğu taraftarlığı ile ilgili bir programı var, orada geçmiş Sovyetlere Birliği Cumhuriyeti ile bir iş birliği platformu kurmuşlar, orada bile onlara Cumhurbaşkanı çıkıp hep "Türkiye'ye saldırıyor, bizi katlettiler" diye konuşuyor. O zaman bizim Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev "Türkiye burada yok ama, ben varım. Şimdi sen burada Türkiye'ye Türk'ün olmadığı yerde yalan yanlış şeyler söyleyemezsiniz" diyerek susturdu. Onlar da artık anladı ki; Türkiye'nin olmadığı yerde Azerbaycan var. Biz kardeş Türkiye'yi, Türkiye de her zaman bizi savunur. Bunlar her zaman bunu yapıyorlar. Sonra gidip din faktörünü araya sokuyorlar. "Biz mazlum Hristiyanlara karşı katliamlar yaptılar", oysa kendileri soykırımlar yaptılar, katliamlar yaptılar. Bunları gizlemeye çalışıyorlar. O anlamda lobilerden destek alıyorlar, siyasi amaçlı destekçileri var. Onlar da maalesef zaman zaman onların tarafını tutmaktadırlar. Bunun hukuk ve adaletle hiçbir bağlantısı yok. Bu bir politika Türkiye'ye karşı olan diğer devletlerin hissiyatlarının bir ürünü. Hatta Ermenistan'ın 91.yılda kendi özgürlüklerini ilan ettikleri deklarasyonda bile Türkiye'ye karşı toprak iddiaları var. Bu adamların hayallerine, düşüncelerine bir bakın, barış değil, hukuk değil, onların ki hep savaş hep iddia belki de kinler için kullanmak amacındalar. Kendilerini piyasaya çıkarıp pazarlamak istiyorlar. Maalesef bir halkın halk olabilmesi için özgür olması ve kendi politikalarının olması gerekir.

Karabağ'daki durum ne kadar sürebilir, bir tahmininiz var mı?

Bu tahmin edilemez tabi. Kesin olan bir şey var, sonuncu işgalci Ermeni çıkmalıdır. Kesin olan bu. Bizim Ermeniler ile bir işimiz yok. Bizim topraklarımızda Ermeniler de yaşıyor. İşgal olmuş topraklarda bir tane Azerbaycanlı yok ama Azerbaycan da binlerce Ermeni yaşıyor. O yüzden bizim sivillerle bir işimiz yok onlara da saldırıda bulunmadık. Askerlerine karşı da biz saldırıda bulunmuyoruz. Kuşatıyoruz, silahlarını bırakıp topraklarımızdan çıkmalarını istiyoruz. Ama onlar maalesef bizim sivillere saldırıyorlar.

“İŞGALCİ KUVVETLERİNE AÇ TELEFONU ÇIKIN KARABAĞ’DAN DE”

Ermeni tarafından bir adım atıldı mı? Bir çağrı geldi mi?

Onların Başbakanı diyor ki; dünyanın tüm liderlerine bunu durduralım. Sen bunu onlara neden söylüyorsun? Kendi işgalci kuvvetlerine aç telefonu, çıkın oradan de bu daha kolay. Askerini çekersin, komutanların ölmez sizin için de iyi olur, bizim için de iyi olur. Ben de diplomat askerim gerekirse biz hazırız, Cumhurbaşkanımızın etrafında toplanarak savaşmaya hazırız.

Karabağ bölgesi kritik bir bölge mi?

Karabağ'da enerji hatları, dağlar, su kaynakları çok. Azerbaycan’a gelen su oradan geliyor. Karabağ bizim kalbimiz o yüzden çok önemli. Şairler, yazarlar, kültürel zenginliklerimiz bizim orada. O yüzden biz topraklarımızı kesin olarak hak yoluyla alacağız.

Diplomat olmayı istediniz mi?

Ben satrancı seviyordum, matematiği seviyordum, sayılarla aram çok iyiydi. Bilim adamı olmak istiyordum hayallerimde bunlar vardı. Ama vatan sevgisi ağır bastı ve ülkem için çalışmaya karar verdim. Topraklarımızı almadan biz rahat edemeyiz.