DEPREM SONRASI BİZİ NE GİBİ SORUNLAR BEKLİYOR?

Güncel Cumartesi 21 Kasım 2020 07:00

Kök hücre ve hücresel tedaviler üzerine çalışmalar yapan ve son dönemlerde bağışıklık sistemi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Marmara Üniversitesi Tıp Fakultesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunç Akkoç yaşanan İzmir depremi sonrası bizleri bekleyen sorunları ve çözümleri anlattı.

DEPREM SONRASI BİZİ NE GİBİ SORUNLAR BEKLİYOR?

Deprem artık yaşamımızın bir gerçeği. Yer hareketi olmadığı zamanlarda her ne kadar yok saysak da gündelik hayatta her an karşımıza çıkabilecek önemli bir doğal afet. İnsanlık tarihinin başından itibaren, deprem her zaman yaşamımızı tehdit etmektedir. Depreme karşı en önemli önlem özellikle deprem fay hattı bölgelerindeki yerleşimlerde dayanıklı yapılar inşa etmektir. Böyle bir afet ile karşılaşılmadığı sürece rutin hayatımıza depremi ve düşüncesini ne yazık ki sokmayız. Ama böyle bir gerçek var.

Deprem anında yaşanan o büyük trajedi sonucu kaybettiklerimizin yanında yaşama şansı elde etmiş, enkazdan veya bir şekilde o yapıda o an bulunmayarak kurtulma şansı bulmuş insanları bekleyen farklı problemler var. O an deprem şokunu atlattıktan sonra hiçbir şekilde yaşam ekipmanı kalmamış insanların sokakta bir şekilde yaşama şansı bulmaları gerekiyor. Devletler bu durumlarda depremzedelere bu dönemi atlatmaları ve barınmaları için çadır kentler kuruyor. Gıda, sağlık, giysi, battaniye ve ısınma gibi birçok temel yaşam malzemesi depremzedelere ulaştırılıyor.

Depremzedeleri bekleyen en önemli sorun barınma olarak görülüyor. Geçici olarak düzenlenmiş çadır kentlerde yaşamsal destekler veriliyor. Depremzedelerin bu yerleşim yerlerinde olabildiğince sağlıklı bir şekilde hayata tutunmaları en büyük hedef. Bu dönem içinde bizleri bekleyen sorunları ve çözümleri şu şekilde sıralayabiliriz.

1-      Temiz su kaynağının bulunması: Su sağlıklı olmamız için gündelik hayatımız kaçınılmazıdır. İçme, yemek ve temel temizlik için günde kişi başına 15-20 litre su sağlanması gerekmektedir. Kırsal ve kentsel bölgelerdeki depremlerde su kaynakları açısından farklı sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle büyük metropollerde olan depremler sonrasında şehre su taşıyan su kaynak hatlarının ve şebekelerin zarar görmesi sonucu bakteriyel kontaminasyon görülmekte bu da salgın hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Bu dönemde bölgeye sağlanacak olan suların arıtma sisteminden geçirilmesi, klorlanması ve en fazla 24 saat depolanmış suların bölgeye sağlanması gerekmektedir.

2-      Tuvalet ihtiyacının karşılanması: Bölgelere yapılacak olan gezer tuvalet sistemlerinin yerleşim yerine ve su kaynağına mümkün olduğunca uzak, önemli mikrop taşıyıcı olan sineklerden korunmalı, koku çıkmayacak şeklide organize edilmelidir. Tuvaletler kolaylıkla temizlenebilmelidir. Büyük afetlerde her 1000 kişiye 10 tuvalet olacak şekilde organizasyon yapılmalıdır. Depremlerde su kaynaklarının ve şebekenin zarar görmesi gibi kanalizasyon sistemleri de zarar görebilmekte ve doğaya karışma imkanı bulan şehir atıkları ciddi hastalıklara neden olabilmektedir. Çeşitli vektörlerle mikroplar kişiden kişiye taşınmaktadır. Bu yüzden hijyen temizliğe olabildiğince dikkat edilmelidir.

3-       Evsel ve çevre atıklarının düzenlenmesi: Çöpler de aynı şekilde sağlığımızı ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu yüzden çöp bidonlarının ağızları kapalı olmalı ve sık sık toplanmalıdır. Çöpler bu dönemlerde ya yakılmalı ya da gömülmelidir. Yapılan çalışmalar 2x2x1 metre boyundaki bir çukurun yaklaşık 200 kişinin çöpünü 7-10 gün süre ile imha etmek için uygun olacağını göstermiştir. Ayrıca depremde ölen hayvanların leşlerinin de aynı şekilde imha edilmesi gerekmektedir.

4-      Vektörlerin kontrolü: Birçok afetten sonra fare, sinek, böcek, pire ve bit gibi mikropları hem çevreden hem de insandan insana taşıyan vektörlere karşı ciddi kontrollü olmak gerekmektedir. Açık çöpler, hayvan leşleri, su birikintileri, patlamış lağımlar bu vektörlerin tehlike saçmaları için önemli risk faktörleridir.

Yukarda bahsedilen tüm bu olumsuzlar sağlımızı ciddi şekilde tahdit etmektedir. Öncelikle çevremizi kontrol altına alarak gerekli sağlık yaşam koşullarını sağlamamız gerekmektedir.

Tüm bunların dışında depremzedeler yaşadıkları travma sebebi ile ciddi psikolojik sorunlar ile karşılaşabilmektedir. Uzun saatler göçük altında kalan ve/veya yakınlarını kaybeden depremzedelere bu durumu atlatabilmeleri için uzman ekiplerce psikolojik destek verilmelidir. Yaşadığımız 1999 Kocaeli depremi sonrasında hala o dönemi yaşayan vatandaşlarımızda altta yatan korkular ve endişeler görülmektedir. Bu yüzden özellikle deprem sonrası ilk günlerden itibaren destek verilmelidir.

Yaşanan olumsuz sağlık ve psikolojik sorunlar bağışıklık sistemini önemli ölçüde baskılamaktadır. Beslenme, soğuk iklim, uyku problemleri ve psikolojik dengenin sarsılması vücudun direncini önemli ölçüde baskılamaktadır. Bu dönemde yapılması gerekleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1-      Bol sıvı ve su takviyesi ile dehidrasyonu engellemek gerekir. Çünkü uzun saatler göçük altında kalmış olmak ve stress hayatı tehdit edebilecek düzeyde su kaybına neden olmaktadır.

2-      Beslenmeye olabildiğince dikkat etmek gerekir. Her şeyden önce hayatı idame ettirmenin en önemli koşulu beden olarak sağlıklı olmaktır. Çadır kentlerde kurulan mutfaklarda gerekli kalori düzeni yapılarak yemekler verilmektedir. BU öğünleri her ne olursa olsun kaçırmamak ve vücudun direncini korumaya yardımcı olmak gerekir.

3-      Gece uykularına bir an önce geri dönebilmelidir. 7-8 saat gece uykusu bağışıklık sistemimizi güçlendirecektir.

4-      Yeni konutlara geçinceye kadar çadırlarda bir yaşam düzeni kurulmalıdır. Çamaşır ve giyim temizliğine olabildiğince dikkat edilmelidir.

5-      Herhangi bir sağlık problemi hissediliyorsa mutlaka bölgede bulunan doktoralara danışılmalıdır. Herhangi bir bulaşıcı hastalık riskine karşı önlemler alınmalıdır.

Yukarıda bahsedilen süreçte deprem yıkıntıları kaldırılıp yeni yaşam yerlerinin kurulması için çalışmalar başlayacaktır. Toplumun karşılaştığı afetler sonrasında büyük bir psikolojik ve sosyo-ekonomik sıkıntı içinde olunduğu unutulmamalıdır. Bu yüzden rehabilitasyon hizmetleri önem taşımaktadır.

 

 

 

EN ÇOK OKUNANLAR