ABD'NİN "KÜRT" OYUNU

Faruk AKTAŞ 22 Şub 2020

PKK'nın dünden tav olduğu plana, Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminin dâhil edilmesi için Erbil üzerinde yoğun bir diplomatik baskı oluşturuldu.

ABD’nin, 2014’ten itibaren Suriye’nin kuzeyinde PKK/PYD’nin denetiminde “devlet” ya da “devletimsi” bir yapı oluşturma çabaları, Türkiye’nin önce 2016’da Fırat Kalkanı ardından2018’de Zeytin Dalı harekâtlarıyla sekteye uğrayınca Washington planda değişikliğe gitti.

Bunu tek başına PKK ile yapamayacağını gören ABD, sürece Irak Kürtlerini de dâhil etmek için, “Kürtler arasında ittifak” ve “Kürtlerin birlik olması” ambalajlı bir plan devreye soktu.

O günden bu yana, birbirlerini düşman olarak gören Mesut Barzani’nin başında olduğu Kuzey Irak’taki Kürtlerin en büyük partisi Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile PKK’nın yakınlaştırılması için yoğun bir çaba yürütülüyor.

Çabalar öncelikle PKK’nın Suriye kolu PYD ile KDP’nin Suriye kolu olarak nitelendirilen Suriye Ulusal Kürt Konseyi (ENKS) üzerinden götürüldü.

Fransa’nın da sürece dâhil olmasıyla her iki yapının yöneticileri birçok kez Washington ve Paris’te görüşüldü ve bunlar bir araya getirilerek aralarındaki sorunları çözmeleri istendi.

ERBİL ÜZERİNDE YOĞUN BASKI; NEÇİRVAN BARZANİ DE İKNA EDİLDİ

PKK’nın dünden tav olduğu plana, Irak Kürdistan Bölgesel yönetiminin dâhil edilmesi için Erbil üzerinde yoğun bir diplomatik baskı oluşturuldu.

Öncelikle, 2017’deki bağımsızlık referandumu sonrası kendilerini ortada bırakan ve ardından Irak ordusu ve İran destekli Şii milis gücü Haşdi Şabi’lere destek vererek Kerkük ve çevresinin ellerinden alınmasına yol açan ABD’ye güven duymayan KDP’nin lideri Mesut Barzani ikna edildi. Hatta Mesut Barzani’nin bu planda öncü rol üstlenmesi sağlandı.

Mesut Barzani’nin Washington yönetimine yakın görüşleriyle bilinen oğlu Mesrur Barzani’nin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde başbakanlık koltuğuna oturtulmasının ardından sürece hız verildi.

Geriye bir tek, Türkiye’ye yakın görüşleriyle bilinen ve PKK ile arasına ciddi mesafe koyan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi eski başbakanı ve yeni başkanı Neçirvan Barzani’nin ikna edilmesi kalmıştı.

Son olarak ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin bu hafta Erbil’de ziyaret ettiği Neçirvan Barzani’den sürece destek niteliğinde bir açıklama geldi.

Neçirvan Barzani, Jeffrey ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, “Kürtler arasındaki birlik ve anlaşma için her adımı destekleyeceğim” diyerek plana desteğini dile getirdi.

MOSKOVA VE LONDRA’DAN DA SÜRECE DESTEK

ABD ve Fransa’nın yoğun çabaları sonucu PYD ile ENKS arasında varılan ön anlaşmaların ilk adımı geçtiğimiz günlerde hayata geçti.

PYD, denetimi altındaki bölgelerde faaliyetlerini yasakladığı, birçok üye ve yöneticisini kaçırıp öldürdüğü ENKS’nin bürolarını açmalarına izin verdi.

Öte yandan aynı plana ardı ardına başka ülkelerden de destek adımları gelmeye başladı.

Geçtiğimiz ay sonunda Erbil’de temaslarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov da “Kürtlerin birlikteliği” planını desteklediklerini açıkladı.

Ardından bir destek açıklaması da İngiltere’den geldi. Londra bu mesajı, bu hafta ENKS yetkilileriyle görüşen Erbil Konsolosu aracılığıyla yaptı.

HDP ve KDP’YE YAKIN TÜRKİYE’DEKİ PARTİLER DE SÜRECE DÂHİL EDİLDİ

Planın Türkiye ayağında da KDP’ye yakınlığıyla bilinen irili ufaklı Kürt partilerle HDP’nin ortak hareket etmesi çabalarına girişildi. Bu partiler birçok kez bir araya getirilerek “Kürtlerin birliği” adı altında ortak hareket etmeleri yönünde kararlar alındı. Süreci yönetmek için kurullar ve komiteler kurulup heyetler oluşturuldu.

Bu heyetler birçok kez Erbil’e giderek Kürdistan Bölgesel Yönetimi yöneticileriyle buluştu.

HEDEF; IRAK VE SURİYE’DE “BİRLEŞİK KÜRDİSTAN”

Gelelim iki yıldır yoğun şekilde alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu planın hedefine.

Planın mimarları Washington ve Paris şu ana kadar açık ve net bir şekilde hedeflerini dillendirmiş değil. Bu konuda en ileri cümleleri planın uygulayıcılarından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey, geçtiğimiz ay İstanbul’da bir araya geldiği ENKS yöneticilerine söyledi.

ENKS yöneticileri Erbil merkezli yayın organlarına yaptıkları açıklamalarda Jeffrey’nin kendilerine “Kürtleri bir araya getirmeye çalışıyoruz. Gelecekte sizler için güzel şeyler olacak” dediğini aktardı.

Jeffrey’nin sözünü ettiği “güzel şeyler”in ne olduğu uzun süredir PKK ve KDP’ye yakın bazı kesimler arasında yoğun şekilde dillendiriliyor. Gerek bu kesimlerin dillendirdiği gerekse de bölgeyi takip eden uzmanların ortak kanaati, Suriye’de PYD’nin denetimindeki bölge ile Irak Kürdistan Bölgesi’nin birleştirilerek bu bölgede bağımsız bir Kürt devletinin ilan edilmek istendiği yönünde.

BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU RAFTAN İNDİRTİLECEK

Birçok uzmana göre Irak’a ABD’nin körüklediği iç karışıklıklar da bunun bir ayağı. Hatta yine birçoklarına göre İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi de bu planın hayata geçirmesi önünde engel olması muhtemel unsurlardan birisinin kaldırılması çerçevesinde gerçekleşti.

Uzmanlara göre Irak’taki iç karışıklıklar devam ettirilecek. Ve bir süre sonra Erbil, Bağdat yönetimi ile iş yapamadıklarını belirterek 2017’de yapıp rafa kaldırdığı bağımsızlık referandumu sonuçlarını yeniden masaya getirecek.

Ardından ABD ve Fransa başta olmak üzere bu plana desteklerini açıklayan ülkeler Erbil’in bağımsızlık kararını tanıyacak. Sonrasında da PYD, denetimi altındaki bölgelerde benzer bir referandum yaparak bu bölgelerin Erbil’e bağlanması kararı alacak. Böylelikle Suriye’de Fırat’ın doğusu ile Irak Kürdistan Bölgesi’nin birleşmesinden oluşan bağımsız bir Kürdistan devleti oluşturulmuş olacak.

TÜRKİYE’YE “SURİYE’DEN ÇIK” BASKISI

Bunun hayata geçmesinin ardından Türkiye, Zeytindalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla denetim sağladığı Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgelerinden çıkmaya zorlanacak. Bunun ardından, kurulan Kürdistan devletinin alanı genişletilerek Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’nin sınır hattına paralel bir şekilde Akdeniz’e bağlanması sağlanacak. Böylelikle bu bölgedeki doğalgaz ve enerji kaynaklarının Türkiye’ye ihtiyaç duymadan uluslar arası piyasalara ulaştırılması amacına da ulaşılmış olacak.

Şüphesiz söz konusu uluslar arası güçler, tüm bunları Kürtlerin kaşına gözüne hayran olduğu için bunları yapmayacak. KDP’nin sürece dahil edilmesi öncelikle PKK’nın “terörist” kimliğini kamufle edecek. Böylelikle plan daha kolay “Kürtler”adı altında yürütülebilecek.

Hali hazırda Ankara ile ilişkileri iyi olan Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de düşmanlaştırılması suretiyle Türkiye “Kürt düşmanı” olarak yaftalanacak.

AMAÇ, KÜRTLERİ KULLANARAK TÜRKİYE ÜZERİNDE TAHAKKÜM OLUŞTURMAK

Ardından başta Türkiye ve İran’daki Kürtler kışkırtılarak her iki ülkedeki Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerin bu bağımsız devlete bağlanmasını öngören “Birleşik Bağımsız Kürdistan” hedefi işlenecek.

Bu şekilde Kürtlerin kullanılması suretiyle yeni iç karışıklıklar yaratılarak bölgedeki istikrarsızlığın genişletilmesi ve ilgili ülkeler üzerinde tahakküm oluşturulması sağlanacak.

İki yılı aşkın süredir ilmek ilmek işlenen plan tam da bu.

Türkiye, ABD’nin Suriye’de PKK’ya bir devlet ya da devletçik kurdurma planını Fırat Kalkanı, Zeytindalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla bozdu.

Bu planın hayata geçip geçmeyeceğini de yine önemli ölçüde Ankara’nın yapacağı hamleler belirleyecek.