AKSA TUFANI

Recep GARİP 13 Eki 2023

Liseli yıllardan bu yana Kudüs-Filistin meselesi gündemimizden asla çıkmadı.

"Tuzak kurdular. Allah da onları cezalandırdı. Ve Allah tuzak kuranların cezasını en iyi verendir." Âl-i İmrân Suresi: 54. Ayet

Liseli yıllardan bu yana Kudüs-Filistin meselesi gündemimizden asla çıkmadı. Gün yoktur ki Kudüs’ü konuşmuş olmayalım. Canımızdan bir parça olarak gördük. İmanımızın meselesi olarak gördük. Mekke, Medine, Kudüs, Kıbrıs, Türkistan, Kırım, Kerkük, Halep, Bağdat, Şam, Yemen, Afrika vs. hep gündemimizde oldu. Hiçbir sohbetimizde, hiçbir toplantımızda ya da hiçbir düşünce oturumlarımızda ana meselemiz olarak, atardamar niteliğinde bir Anadolu ruhu gelip kalbimizin üzerinde durdu ve bir derdimizi konuştuk. Gün oldu Afganistan dedik, Bosna dedik, Çeçenistan dedik, Eritre dedik. Yeri geldi Suriye, Irak, Libya dedik. Canımızdan bir can bildik. Derdimiz; imanda birlik, tevhid de birlik, anlayışta birlik, haykırışta birlik, tefekkürde birlik, vatanda birlik, duyguda birlik, dalgalanan sancakta-bayrakta birlik, güçte-kuvvette birlik, Kuran ve sünnet anlayışında da birlik, sevinçte ve hüzünde de birlikten ibaretti.

Bugün Kudüs-Filistin meselemiz terütaze bir tufanla yetmiş beş yıldır yapılan zulümlere karşı bir mücahit direnişiyle şehadet özlemine tanıklık ediyoruz. Zalimlerin hükümleri, zulümleri, işkenceleri, sürgünleri ebedi değildir. Kutlu bir sevdanın başkaldırışıyla bütün dünya İsrail'in zulmünün Gazze Mücahitlerinin-Akıncılarının bütün Ümmet adına verdikleri mücahede, direniş, savaş ve Kudüs'e Özgürlük anlayışını ziliyor. Kuşkusuz savaş istenilmez. Asla ve asla gerekmedikçe Müslümanlar-Müminler savaşmazlar. Kâinatta bulunan hiçbir canlıya mecbur kalmadıkça müminler zarar vermezler. Kendileri zarara uğrasalar bile savaşa körükle gitmezler. Lakin Şirkin toplulukları, tevhide düşman olan zalimler her zaman zulmetmeyi, terörle insanları yerlerinden, yurtlarından sürgün etmeyi, öldürmeyi normal görmüşler, ne varki sevap bilmişlerdir. Zalimler için yaşasın cehennem düşüncesi mazlumların lisanı duaları olmuştur. “Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz” diyordu rahmetli Aliya İzzetbegoviç. Ne güzel ifade etmiş büyük komutan.

“Tûr Dağı’nı yaşa

Ki bilesin "nerde Kudüs"

Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum

Ayarlanmadan Kudüs'e

Boşuna vakit geçirirsin

Buz tutar

Gözün görmez olur

Gel

Anne ol

Çünkü anne

Bir çocuktan bir Kudüs yapar

Adam baba olunca

İçinde bir Kudüs canlanır

Yürü kardeşim

Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin” diyen rahmetli Usta Nuri Pakdil, evlerimizin bir köşesini Kudüs, diğer köşesini Türkistan, bir başka köşesini Yunus Emre köşesi yaptırdı.

Büyük lider, ilim, irfan ve siyaset adamımız rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız ise günümüzdeki Kudüs Tufanı’nın ne kadar mühim olduğunu ve İsrail’in ancak bundan anlayacağını yıllar öncesinden haber vermişti: “İsrail laftan değil, güçten anlar". İmdi, Ümmetin birliği gerekiyor. Her zamandan daha mühim bir ivedilikle birlik ve beraberliğe muhtaçlığımız var. Dünya mazlumlarının özgürlüğü için de bu birliğe insanlık muhtaçtır.

Bir haftayı bulan “Aksa Tufan” İsrail’in belinin ipliğini kırmış, canına ot tıkamıştır. Allah ve Peygamber aşkıyla yenilmez zannedilen İsral’in burnu sürtülmüştür. Rahmetli Cahit Zarifoğlu şöyle ifade ediyordu:

"Seni sevmek merhamettir Kudüs

Seni sevmek Peygamber duâsı gibi”.

İsrail kurulduğu 1948 tarihinden itibaren Filistin topraklarını işgal etmekten ve Filistin halkına zulüm yapmaktan, arazilerine, evlerine, iş yerlerine baskınlar yaparak öldürmekten, el koymaktan, istila ve işgal etmekten geri durmamıştır. Her Allahın günü zulmünü artırarak hemen her gün Filistin’li silahsız mazlum Müslümanları öldürmekten zevk almış Batı dünyası, Avrupa ülkeleri seyretmiştir. Şuan İsrail’i destekleme kararı alan ABD İsrail’den farklı değildir. Yeryüzünde mazlum insanlığın iniltilerini, sümürülmelerini, ezilmelerini sağlayan, topraklarından eden milyonlarca mazlum insanlığın sürgüne gitmesine sebep olan, toplama kamplarında aç biilaç ölmelerine göz yuman da ABD’dir. Peygamber (as) ne buyurdular: “Elküfrü milletün vahideh; Küfür tek millettir”. Bütün kâfirler, müşrikler, fasıklar aynı merkezden emir almaktadır. Filistin’e 75 yıldır uygulanan soykırım, yerinden ve yurdundan etme, işgal etme alışkanlıklarını dünya insanlığının durdurması icap ediyor. Küfre karşı mümince kıyam etmeye, bir duvarın taşları gibi, bir tarağın dişleri gibi saf tutmaya mecburuz. Allah ve Peygamber yolunda kıyam edenlerin yardımcısı Allahtır. Ya şehadetle şereflenilir ya da seferle iltifat edilir. Her iki halde de esenlik mümin topluluklar üzerinedir. 

Özellikle Müslüman Coğrafya halklarının devlet yöneticileri, biran evvel birlik içine girmeli bir tarağın dişleri gibi olmalıdırlar. Türkiye, Pakistan, Mısır, Ürdün, Lübnan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan vs. bir an evvel ortak hareket oluşturmalı, yetmiş küsür yıldır yapılan zulümlere artık gecikmeden dur demelidir. İsrail’in yanında yer alan Batı dünyasıyla (özellikle ABD, İngiltere, Fransa gibi) her alanda yaptıkları beraberlikleri gözden geçirmeli İsrail'e verdikleri destekleri asla unutmamalıdır. Müşrik topluluklar, tek bir devlet gibi hareket ederek destek çıkıyorlarsa; Ümmetin birliği için, Filistin için, Gazze için, mazlum halklar için, Kudüs için, Türkistan için, Keşmir için, Afrika için vs. mutlaka ve mutlaka birleşmelidirler. Her alanda işbirliğine girmelidirler. Öyle anlaşılıyor ki, Orta Doğu’da nükleer silahı olmayan hiçbir askeri gücün, İsrail’le baş edemeyeceği görülüyor. Ne Arap ülkelerinin, ne de Mısır'ın böyle bir teşebbüse mecalleri var. İran ise her zaman olduğu gibi ayrık otu olmaya devam ediyor. Halkı Müslüman olan İran’lıların uyanması Kuran ve Hz. Muhammed (as)’ın sünneti etrafında birleşimelidirler. Askerî açıdan en korkulu rakip haline gelen Irak’ın ne hale getirildiği gördük. Suriye'nin halini gördük görüyoruz. İsrail için tek tehlike; nükleer güç sahibi olan Pakistan’dır. Safların daha da sıklaştırılması elzemdir. Böyle bir güce sahip olmak için yatırımlarının olduğu, gayretlerinin olduğu biliniyor. Türkiye tam iki yüz elli yıldır bütün sınırlarıyla çepeçevre düşman tuzaklarıyla kurgulanmış, bu tuzakları bertaraf edebilmek için son yirmi-otuz yıldır elinden gelenin fazlasını yapıyor ve yapmaya devam ediyor. Kudüs'te, Filistin’de, Mescid-i Aksa’da oynanan oyunları bozmak, durdurabilmek için elinden gelen her türlü katkıyı vermeye devam ediyor. İnsansız hava araçlarıyla bütün bir insanlık için umut haline dönüşen Türkiye’nin, elini taşın altına koyduğu, her daim mazlumların yanında durduğu ve Kudüs'ün, Filistin'in bize tarihten, Peygamberimizden bir emanet olduğunu biliyor. Daha çok destek vermesi, Bahsi geçen ve geçmeyen devletlerle yeni alanlar açmaya Türkiye'nin gücü Allah'ın izniyle yeter. Yeter ki siz Allah için bir adım atın. Gerisini Allah cc. tamamlar. Muhammed suresi 7.ayeti Kerimede şöyle ifade ediliyor: “Ey iman edenler! Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” Buhari, Müslim ve Tirmizi’de zikredilen bir hadisi şerifte ise Rasulüllah (sav) şöyle buyuruyor: “Allah Teâla Hazretleri diyor ki: Ben, kulumun  benim hakkımda yaptığı zanna göreyim. O, beni zikretti mi onunla beraberim. Eğer o beni nefsinde zikrederse ben de onu onunkinden daha hayırlı bir cemaat içerisinde zikrederim. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir  zira yaklaşırım, o bana bir zira' yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim." 

Aliya İzzetbegoviç’in: "Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın" ifadelerini asla unutmadan hareket etmeli haksız yere, ölümlerle, teröristlerin işgal ettiği yerlerden geri çekilerek 1967 yılındaki toprağına İsrail geri döndürülmeli ve disipline edilmeli ki, Filistin Devleti’nin mevcudiyeti Kudüs’ün özgürlüğüyle ancak elde edilebilsin.

Çünkü Kudüs özgür olmadan dünya özgür olamaz.

TC. Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uhulet ve suhuletle devletimiz adına yaptığı açıklamalarla bütün insanlığın, Türk ve Ümmet coğrafyasının dualarının üzerinde olduğunu idrak ederek, bu meselede de arabulucu olup, asli hüviyetine döndüreceğinden kuşku duymuyoruz. Rahmetli Roger Garaudy, "ABD, İsrail'in sömürgesidir" diyordu. Doğru diyordu. Dünyanın ortak özgürlüğü; Kudüs’ün, yani Mescidi Aksa’nın, yani Filistin’in özgürlüğüne bağlıdır. Dualarımız Filistinle, Gazze’li mücahit kardeşlerimizin başarısınadır. Özgür Kudüs’edir. İnsanlığın ortak tevhit abidesi Mescid-i Aksa içindir. Şuara suresi 40. ayetle sözü tamamlayalım: “Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu Allah, zalimleri sevmez” vesselam.