AŞIYI BEKLERKEN!

Fehmi KETENCİ 11 Oca 2021

Pandeminin başlangıcından beri, bu illet salgında korunabilmek, mümkün olduğunca yayılmasına engel olabilmek için çok yoğun çabalar harcadık.

      Yeni yılda neler olacak, pandemide son durumumuz hangi aşamadadır henüz pek belli değil. Bu sıralar neler olacak tam olarak anlayabilmiş değiliz. Umuda yelken açalım mı, yoksa olacaklar konusunda biraz daha bekleyelim mi? İşte bu konuda kafamız iyice karışık.   

      Pandeminin başlangıcından beri, bu illet salgında korunabilmek, mümkün olduğunca yayılmasına engel olabilmek için çok yoğun çabalar harcadık. Zaman zaman bu ortamın yayılmasını yavaşlatmakta başarılı olduk gibi. Ancak çoğu zaman kontrolden çıktığımızı unutmayalım. Bazı konularda aceleci, toleranslı davrandığımız oldu. Zaman zaman yayılmayı önleyemediğimiz gibi, birçok şeyi gözden kaçırdığımız olmadı da değil.

      Bir süre kısıtlamalar konusunda sert önlemler aldık. Ancak, yaz aylarının başlaması, Haziran, Temmuz aylarında kısıtlamalarda gevşeme, özellikle bazı bölgelerde vaka, hasta ve entübe sayılarında hızlı bir artış yaşandığı gözlendi..

      Sonbaharın başlangıcında gribal enfeksiyonlarda artış olabilecekti. Salgında yeni bir tepe noktasının ortaya çıkabileceği endişelerinden söz ediliyordu. Zatürre ve grip aşıları gündeme geldi. Özellikle 65 yaş üstülerin korunmasına yönelik, ismen belirlenen 65 yaş üstüler verilen randevular paralelinde Aile Sağlığı Merkezleri’ne çağrılarak zatürre aşısı oldular. O çağrılanlardan biri de bendim ve randevu gününde mahallemizdeki Aile Sağlığı Merkezi’ne giderek zatürre aşımı oldum.

      Sonbahardan kışa girerken endişe duyulan ve hep dillendirilen oldu. Yaz tatillerinin sona erdiği, pandemi döneminde köylerden şehirlere dönüşün başladığı o malum dönem Kasım-Aralık aylarında, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere şehir merkezlerine akının yoğun olduğu o dönem, salgında yeni bir tepe noktasına tırmanış korkusunun doruğa çıktığı dönem oldu. Vaka ve paralelinde 90-100 civarlarında görülen ölüm sayıları bir ay içinde çok hızlı yükseliş gösterdi ve 2020 Aralık sonuna doğru 250-270 gibi ürkütücü sayılara çıktı.

      Bu dönemde sokağa çıkma ve benzeri önlemler iyice sıklaştırıldı. 65 yaş üstülere ve 20 yaş altılara uygulanan kısıtlamalar arttırıldı. Son haftadan gelen sevindirici bilgiler; başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere şehir merkezlerindeki vaka sayılarında düşüşün ümit veren seviyelere indiği ve buna paralel olarak aşılar konusundaki gelişmelerin iyice öne çıkmaya başlamış olmasıydı.     

      Beklentilerimiz ve umutlarımız… Aşıların neler getireceği hala tam netleşmedi. Aşılar gündemin merkezinde ama, ne olacağı konusunda henüz tam olarak önümüzü göremiyoruz.

      Aşılardan az da olsa bir bölümü geldi, inceleme aşamasında ve testleri konusunda yapılması gereken testler sürdürülüyor. Aşılar cephesindeki gelişmeler hızla netleşiyor, Gelenler, planlanıp bir süre sonra uygulanmaya başlanacak gibi.

      Yapılması gereken, olumlu bir yola girmiş olan pandemi uygulamaları konusunda biraz daha dikkatle davranılabilmesidir.

      Umutlarımızı aşılara bağlamış, yüzüp yüzüp tam kuyruğuna gelmişken, sürdürülmesi gereken önlemlerde gevşeme zamanı değil. Asıl etkin önlemler, bireysel olarak bizim uygulamamız gerekenlerdir. Bundan asla vazgeçmemeliyiz.

      Aşıyı bekleyelim ama, biz yine de, asla aksatmamamız gereken bireysel önlemlerimizi göz ardı etmeyelim.

      Salgını yenebilmemiz için daha yapacak çok işimiz var.            

BİR TUTAM TEBESSÜM

SESİMİN ARKASINDAN KOŞUYORUM!
   Hoca ikindi ezanını okumağa başlamış. O sırada bazı komşuları evlerinin

önlerinde birbirleriyle konuşuyorlar, sanki ezan sesini duymuyor gibi davranıyorlarmış.

   Aslında o komşular camiye de pek sık gelmeyenlerden.

   Hoca sesini biraz daha yükseltmiş, amma bakmış ki değişen hiçbir şey yok.

   Yine aynı, ezan sesini duymayan tavırlarını sürdürüyorlarmış.

   Hoca bu kez o tarafa doğru koşmaya ve koşarken de ezanı okumaya devam etmiş.

   O komşulardan birkaç kişi, Hoca'ya bir şey olduğunu düşünerek yanına koşuşup sormuşlar: 
   - "Ne oldu Hoca Efendi, niçin koşarak ezan okuyorsun?"

   - "Ezanı duyup duymadığınızdan emin olamadım. Sesimin nerelere kadar gittiğini merak ettim de; arkasından koşuyorum" demiş.