AŞK DEDİĞİN NE Kİ!

Anladığım tek konu aşkın gereksiz inadı var.

Çok aşıktım.

Çok zorlu bir aşktı. 

Çok mücadelesi vardı.

Neden içinde kaldım hiç bilmiyorum, zaman geçtikçe de anlamış değilim.

Anladığım tek konu aşkın gereksiz inadı var.

Kalp ile beyin arasında gidip gelen bir türlü anlaşamayan ama anlaşmayı bozan tarafın kalp olduğu gerçeği var.

İnsan başkalarının AŞK konularını zamanla daha iyi anlarken, belki de bu yaşananlardan ders alarak, her şeyi doğru anlar oluyor.

Ama insanın kendi aşkı içinde debelenme hali de çok garip, değil mi?

Samimi olmak lazım.

Evet yorucu, evet güvensiz, evet içinde kalma inadı vardı.

AŞK ve sevgi ilişkisi içinde mutlaka inat var, bunu anlamıştım.

Ama zaman.

Her zaman her şeyin ilacı derler ya, zamanla her şey geçer merak etme derler ya.

O kadar doğru ki.

Bakın o zamanlar neler yazmışım.

Eyy AŞK.

Senden sonrasını hiç düşünmemiştim, bütün günlerim senindi.

Gecelerim ve düşlerim de öyle.

Bir başıma giriştiğim savaşımdan, bir başıma çocuk büyütme sorumluluğumdan, hayatımın tüm tatsızlıklarını hafifletme nedeniydin.

Hayat savaşımda varlığını düşünmek, oksijen yüklü bir nefes gibiydi.

Senden gelen her sesin ışıltısı göz bebeklerime otururdu.

Kimselerden saklayamazdım.

Ne kadar sevildiğimi bilmeyip, ne kadar sevdiğimi bilerek yaşadım.

Çok haksızlık ettin bana, çok yalan söyledin bana.

İş işten geçene kadar her şeyi fark ede fark ede yaşadım seni.

İçimde kıyametler kopuyordu.

Vazgeçilmezliğin tescili gibi hayatımda kalırken, sonsuz kredin vardı sanki.

Hayatımızın resimlerini hep sen çiziyordun, olana bitene sen karar veriyordun.

Benim çizdiğim resimleri bozuyordun, yani resimler hep sana aitti.

Bağlılık değil, bağımlılığın inadı vardı sanki.

Umursamazlığı sende, acısı endişesi bende haksız bir paylaşım içindeydik.

Ve en büyük günahı şöyle işledin! Seninle kendimi hiç güven içinde hissetmedim.

Ben ki! kendimi duygularıma görünmez ağlar örmenin ustası bilirdim, tutuşsa bile dumanım tütmesin, tüteni de kimse görmesin diye uğraşırdım.

Sana ait olan ne varsa yüreğim buyurmuştu, 

yani emir büyük yerdendi.

Sense güle oynaya, umarsızca, haksızca dolanıp durdun.

Seni çok sevdim.

Sana ağladığım kadar kimseye ağlamadım. Daha ne olsun.

Gözyaşından kıymetli ne var.

Her yalanında doğruyu araya araya ömür geçirdim.

EH bu benim büyük aşkıma senin ömrün yetmedi.

Öyle ya.

Hayat senden sonra da akıp gidiyor. Dayanılmaz dediğim her şeye bal gibi dayanılıyor..

Yeni günler başlıyor, yeni güneşler doğuyor, yeni ışıklar geliyor.

Sana gelmeye alışık olan ayaklarım bambaşka yol gösteriyor.

Sonunda anladım ki.

Ölüm ve gerçeği varmış.

Hep aynı aşka sever insan sanırdım.

Aşkın ölümsüzlüğü var sanırdım, aşkın ölümsüz olduğunu sanırdım.

Bence biri ölünce bitiyor.

Anladım ki! 

AŞK barınamadığı yerden kaçıyor. 

Ve aşk yorgun.

Seni bırakıp giden ben değilim.

Anlıyor musun?

Tüm yaşananlara bakınca, yolumu aşk çizsin dediğin yolun, bir ölümle sona erdi canım.   

Kendi emeğin ile büyüyen kıymetli Funda, hayatının kıymetini bil emi Funda.

Funda'nın aklındakiler…

... Gazete ana yazımda kendime ait aşkı yazdım.

Tam da aşkı anlatmışken; 

Masterchef jüri üyesi Somer Bey'in, youtube kanalında bir röportajına rastladım.

"İlişkimiz eskidi boşandık" başlığı altında demiş ki!

"29 yaşında evlendim 20 yıllık evliyim, ilişkimiz eskidi demiş.

Ve devam ediyor.

O benim sadece eşim değil, aynı zamanda dert ortağım, iş ortağım ve yoldaşımdı.

Evliliğinin bitmesinde şöhret olmamın bir etkisi yok.

Parayı buldu şöhret oldu ve boşandığı haberleri asılsız, sadece ilişkimiz eskidi, biz bu ilişkiyi döndüremedik ve yenileyemedik.

Bunda benim hatam var, bunu kabul ediyorum.

Şimdi dürüst bir ilişkimiz var " demiş.

Biz ne anladık.

Ben şöhret oldu boşandıya inanmıyorum.

Ama.

Kadınlar ilk evlendikleri zamanlar, evin dişi kuşu olmak için yuvası için çırpınıp dururlar.

Yok olanı var ederler, her sıkıntıya göğüs gererler ve mücadele ederler.

Sevgili olurlar, karısı olurlar, çocuklarının anası olurlar, arkadaşı olurlar, dert ortağı olurlar.

Olurlar da olurlar 

Yıllar geçer.

Kadın yorulacağına, adam yorulur.

Kadını evde asker arkadaşı gibi görmeye başlar.

Ve sonra.

Ne tesadüf hep genç bir kadın çıkar karşılarına.

Her evliliğin ayrı bir hikayesi vardır bilirim.

Ama en iyi bildiğim adamların arkasında, önünde, yanında çabalayıp dururken farkına bile varmadan eskirsin.

Fedakarlıklar eskitir tek taraflı.

Eğer Soner bey " ilişkimiz eskidi" demese bu yazıyı yapmayacaktım.

Beni "eskime" kelimesi bozdu anlayacağınız.

Funda'nın aklındakiler…

... Herkes birbirini gözetliyor.

Kimse merhaba demiyor, nasılsın demiyor, geçmiş olsun demiyor.

Ama birbirini gözetliyor.

Spotify stalk.

Eski sevgili şu anda ne dinliyor merak mı ediyorsun, gir bak tatlım.

Çok yaygınmış bu durum.

Hatta sen kendininkini merak etmenin dışında, başka eski sevgililer ne dinliyor onlara bile bakabiliyorsun.

Resmen, herkes herkesi iliklerine kadar takip ediyor.

Hiç kimse rahat değil artık.

Ve herkes, bu kadar röntgenci mi olur.

Olur.