ATAKULE'DEN MANZARAYA BAKIŞ

Radyo ODTÜ, Radyo Bilkent ve de Ankara Üniversitesi Radyosu ağırlıkla yabancı müzik yayını yapmaktadır.

Ankara’nın sembol binalarından Atakule’de bize dair izlere rastlamak zordur. İçinde bütünüyle yabancı isimli mağazalar bulunan bu mekânda ancak Espresso bazlı kahveler içebilir, Meksika usulü hamburger yiyebilirsiniz. Bahçesinde Emilie Gotmann’ın  eseri olan büyük bir oyuncak ayı heykeli bulunmaktadır. Bizim güzel içeceklerimiz, güzel yemeklerimiz nereye gitmiştir? Onları bu oyuncak ayı mı yiyip tüketmiştir? 

Radyo ODTÜ, Radyo Bilkent ve de Ankara Üniversitesi Radyosu ağırlıkla yabancı müzik yayını yapmaktadır. Keklikpınarı’ ndaki Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir okulun öğrencileri Sia’nın, Beyonce’ un şarkıları eşliğinde beden eğitimi dersi yapmaktadır. Peki, bizim güzel tınılarımız kaybolmuş mudur? Bunlar tek tük örnekler olsa birer renk olarak kabul edilebilir. Ama bütün sahalarda genel eğilim bu şekildedir. 

Bugün milli kültür buharlaşmıştır ve bu durum şehre ve gençliğe yansımıştır. Kendi kültürüne yabancılaşmış, şahsiyetini kaybetmiş kimselerin içinde yaşadığı şehre ve cemiyete verdiği değerin yüksek bir seviyede olması mümkün değildir. Çünkü inşa, yardım ve dayanışma faaliyetleri bu şahsiyete dairdir. Bir Ankaralılık şuuru inşasına girişilmelidir. Yurtdışına tahsil için giden gençlerimize şehrimize ve ülkemize dair dokümanlar sağlayarak onları birer kültür ve turizm gönüllüsü olarak teşvik etmek de mümkündür.

Küresel nüfuz geçen zaman içinde kültürde ve kültürle var olmaya devam etmiştir. Geçmişten bugüne siyasal partilerin kültür davası yoktur. Oysa siyasetin büyüğü siyasete değil safi kültüre dairdir. Aşkın büyüğünün aşka değil saygıya dair olması gibi… Sahte aşkların, sahte mücahitliğin koşullarında toplum her gün kendi ruhunu ve şiirini biraz daha kaybetmektedir. Sevdaya ve davaya sahip çıkmak kültür gerektirir.

Apollinaire’in şiiri sözde medeniyetin karşısına koymasını hatırlayalım. "Katledilen Şair" kitabında "ey dünya, hayatın ile şiir arasında bir tercihte bulun, eğer şiire karşı ciddi tedbirler alınmazsa medeniyetin işi bitecek. Hiç tereddüt etmeyeceksin. Yarından itibaren yeni çağbaşlayacak ve şairler katledilecek" diyordu.

Sözde medeniyet bayrak şairimizi ıskalamamıştır. Yavuz Bülent Bakiler Kıbrıs’ta 1960’tan önce öğretmenlik yapan Arif Nihat’ın Kıbrıs Rum radyosunda sesi, televizyonunda görüntüsü olmasından, buna mukabil Ankara Radyosu’nun ve TRT’nin ona kapılarını kapatmasından bahsediyordu. Önceki belediye yönetiminde meydanlara konulan büyük saatler söküldükten sonra bunların akıbetleri ne olmuştur? Ziyan edilmeleri kamu zararı değil midir? Çayyolu’nun, Oran’ın, diğer semtlerin sembol yapıları nelerdir? Ankara’nın halk oyunları, el sanatları neden şehirde görünür değildir? Ankara’ya gelen bir turistin şehrin cazibe noktasındaki oyuncak ayı heykelinden ziyade bunlardan haberdar olması üzerinde çalışılmalıdır. 

Bir şehir ve bir ülke yetkin eğitim kurumlarıyla var olur. 160 yıllık Mülkiye neden itibarsızlaştırılmıştır? Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ni merkezin epey dışına atarak ikinci lige gönderen kimdir? Şimdi kapanmış olan İtalyan Kültür Merkezi’nde ders aldığımda diplomatik şemsiye altındaki kurumun kurs gelirlerinin vergiden muaf olduğunu öğrenmiştim. Bizim böyle bir perspektifimiz var mıdır? Yunus Emre kültür merkezlerimizin yurtdışında böyle bir statüsü var mıdır? 

Velhasıl ülkemizde baskın bir yabancı kültür özentiliği vardır. Kültür ve sanat kurullarımız, kurumlarımız teorik yapılar olarak kalmıştır. Asım’ın Nesli, katılımcıları sabit, mutat toplantılardaki ruh çağırma seanslarıyla varlık kazanamaz. Divanı Humayun’un altın yaldızlı saçakları bugüne kadar bizi bu çağın çamurlu yağmurlarından koruyamamıştır. Kültür davasından mahrumsa herhangi bir dava uzun vadede var olamayacaktır.