Kuveytrk_
Kuvyt


AUSGANG

Ausgang, ada kavramının insanın zihninde başlayıp sonlandığından, belki bir metafor, belki karakterin kendi ütopyası olmasından bahsediyor.

Görülmeyenleri görebilenlerin olduğunu hesaplamak gerek. Aklıma geçtiğimiz yıllarda atlı Alman polisinin Berlin'de ele geçirdiği radyoaktif iskambil kartları geldi. Bazılarının kaybede kaybede sezebileceği bir şey. Satrançta ancak daha iyi bir rakiple oynayarak daha iyi bir oyuncu olunabilir diyebiliriz. 

Perşembeden beri ağır bir grip geçiriyorum. Sabah zar zor kalktım. Radyoda "Sosis kralı" lakaplı Rus iş adamı Magurov'un açık hava saunasında arbaletle öldürüldüğünden bahsediliyor. Polisiye okumayı niye azalttım? Haberlerde böyle kurgular var azizim.

Yusuf’un getirdiği Azerbaycan çayı epey idare edecek gibi görünüyor. Ondan demliyorum. Serkan Türk'ün Ausgang'ını okumaya devam ediyorum. 

Ausgang, ada kavramının insanın zihninde başlayıp sonlandığından, belki bir metafor, belki karakterin kendi ütopyası olmasından bahsediyor. Romanın havası da bir çeşit yalıtılmışlık inşa ediyor, olaylarını bir radyodan aktarıyor gibi. 

Hah… Ada, Serkan’ın çıkardığı dergiye verdiği addı. Açıkça bir bağlantı var. Thomas More’un ütopyasındaki gibi yarımadadan bir adaya dönüşüm işi... Ama ideal devleti değil de huzurumuzu inşa etmekle ilgili. 

“Zamanın seni bilmediğin, korktuğun bir şeye dönüştürmesine izin verme. Karanlık, kimine göre yeryüzünün apaçık görüldüğü tek şey” diyor bize Ausgang’ın ustası. Bir roman kafa kurcalayıcı bir satranç oyunu olabilir. Belki de edebiyatın atla matla ilişkisi yok.