​BATI UKRAYNA'DA YENİLDİĞİNİ KABUL MÜ ETTİ?

Tuğba PUSA 05 Ara 2023

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya karşı askeri operasyona başlamasından bu yana, birçok yayın organı tarafından çeşitli yorumlar yapıldı.

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya karşı askeri operasyona başlamasından bu yana, birçok yayın organı tarafından çeşitli yorumlar yapıldı. Rusya’nın birkaç gün içinde Ukrayna’yı işgal edeceği, Ukrayna’nın Rus ordusu karşısında teslim olacağı düşünülüyordu. Bu süreçte zaman zaman, Avrupa ile ABD arasındaki Ukrayna politikasındaki anlaşmazlıklar da gündeme geldi. Son haberler, Batı’nın odağının Ukrayna’dan İsrail’e kaymasının yaratacağı muhtemel sorunlar üzerine. 

Alman Billd Gazetesi, Batı’nın Ukrayna’yı dolaylı yoldan Rusya ile müzakere masasına oturma planları içinde olduğunu yazdı. Habere göre, Scholz ve Biden, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bir an önce sona ermesini istiyor ancak bunu doğrudan Zelenskiy’e iletmek yerine, Almanya ve Amerika’nın Ukrayna’ya olan finansmanını azaltarak gerçekleştireceklerini iddia ediliyor. ABD ve Almanya’nın planlarına göre, bundan sonra Ukrayna’ya yine askeri yardım gönderilmeye devam edecek. Ancak bu yardım, Ukrayna’nın kazanmasından çok, mevcut cephe hatlarını koruyabilecekleri kadar olacak. Böylece Zelensky çıkmaza girdiğini ve cephede savaşı ilerletmenin mantıklı olmadığı sonucuna vararak Putin ile müzakere etmeye ve bazı tavizleri kabul etmeye zorlanacak.

Bunu The Economist’in Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşta üstünlüğü ele geçirdi analizi izledi. Belki de The Ekonomist’in bu haberiyle Rusya’nın üstünlüğüne psikolojik ortam hazırlanıyor. Analizde, Ukrayna’nın iyiliği için Batı’nın acilen rehavetten kurtulması gerektiği yazıldı. Putin’in savaş ortamında iktidarını güçlendirmekte olduğu, Batı’nın Putin’i hayal kırıklığına uğratmak için daha fazla çaba sarf etmesi gerektiği, ancak Avrupa’nın rehavet ve vizyon eksikliğinin buna engel olduğuna dikkat çekti.

Rusya ile doğrudan askeri bir karşılaşmadan kaçınan ABD, savaş boyunca Ukrayna’ya mali ve askeri destek sağladı, ancak bu durumun son zamanlarda değiştiği gözlemleniyor. Wall Street Journal Yazarı Walter Russel Mead’ın analizine göre, Putin, Batı’nın Ukrayna’da taviz verdiğini hissettiğinde taleplerini arttırabileceği, çünkü Putin’in asıl hedefinin Ukrayna topraklarından ziyade Biden yönetiminin yenilgiye uğratıp Batı’nın zayıflığını göstermek olduğunu yazdı. Batı’nın dikkatinin Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kaymasının ileride yaratacağı sorunlar arasında, Biden’ın Ukrayna’yı pazarlık masasına getirdiğinde ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’da savaş finansmanına verilen desteğin şu anda olduğundan düşük olacağı, bununla birlikte Ukrayna’nın şimdikinden çok daha bölünmüş ve savaş yorgunu olacağı eleştiriler arasında. 

Biden yönetiminin, Obama yönetimindeki gibi işgale karşı mücadele etmeyi başaramayıp Rusya’nın Kırım ve Donbas’daki kazanımlarını engellemede başarısız olduğu gibi, şimdi de Biden’ın Ukrayna’da başarısızlığa uğradığı düşünülüyor. Batı’nın bu savaşta galip gelebilmesi için; Ukrayna’ya askeri yardımları arttırmak, İran’ı sıkıştırarak Rusya ile iş birliğini engellemek, Wagner’in Afrika’daki gücünü kırmak, Rusya’nın Suriye’deki faaliyetlerini engellemek tavsiyeler arasında. Batı’nın tutarlı politika izlemesini öneriyorlar.

Dünya Batı sonrası düzene doğru ilerlerken, Batı, dünya sistemindeki hegemonyasını sürdürmek için Ukrayna’daki başarısızlığını İsrail ile kapatmaya çalıştığı izlenimini veriyor. Irak ve Afganistan savaşlarının Amerikan siyasetinde dünya liderliğindeki popülaritesini ne kadar azalttığı bilinmekte. Son olarak, kaybedeceğini anlayan ve Ukrayna’yı kendi kaderine terk eden ABD için İsrail kullanışlı bir meseleydi. ABD ve Avrupa’da çıkan haberlere bakıldığında, tutarsız politikaların, iç siyaseti hem sosyal hem de politik anlamda her zamankinden çok daha fazla böldüğünü görüyoruz.