BELİRSİZLİK!

Fehmi KETENCİ 09 Kas 2021

Bir bilinmezliktir gidiyor. Etrafımıza baktığımızda, yaşam neredeyse normale dönmüş gibi. Hatta normalin de ötesinde bir yaşam fotoğrafını sergiliyoruz.

      Pandemide miyiz yoksa bizlerin bilemediği bir süreci mi yaşıyoruz hiç bilemiyoruz.

      Bir bilinmezliktir gidiyor. Etrafımıza baktığımızda, yaşam neredeyse normale dönmüş gibi. Hatta normalin de ötesinde bir yaşam fotoğrafını sergiliyoruz.

      Ancak, pandemi sürecinin nasıl geceği veya daha nerelere kadar gidebileceği konusundaki endişelerimizden hala kurtulabilmiş, aslında göründüğümüz kadar da rahatlayabilmiş değiliz.

      Özellikle eğitim kurumlarındaki durumun ne olduğu konusunda ise tam bir bilinmiyenin içindeyiz. Konuştuğum ortaöğretimdeki öğrencilerin velilerinin çoğu durumdan hala endişeliler. Bu konuda çok net bilgiler de yok gibi. Bu arada şehir efsanesine dönüştürülen “okullar kapanacak mı” soruları da bu sıralar neredeyse trend topik olmuş durumda. Her ne kadar, bazı yetkililer bunun söylentiden ibaret olduğu konusunda açıklamalarda bulunuyor olsalar da, yaşananlar, resmi açıklamalara yansıyan salgın bilgileri toplumu yeterince rahatlatıcı değil. Açıklamalarda vaka sayılıarı 25-30 bin arasında, vefat sayıları ise 200 çizgisinde takılı duruyor.

      İstanbul ve birçok büyük şehirden elime ulaşan sosyal yaşam görüntülerinde her şey olabildiğince rahat bir görüntü sergiliyor. Sokaklarda maske konusunda biraz gevşeme görüntülerinin çoğalmaya başladığını söyleyebiliriz.

      Asıl olan, son zamanlarda üzerine basa basa anlatmaya çalıştığım son zamanlarda dile getirdiklerimden özet bir bölümü “tekrar” olarak buraya aktarmam gerekirse;

      “Bir süredir başlatılan yüz yüze eğitim konusunda bile hala netleşemedik. Kulağımıza gelenlerden, okullardaki yüz yüze eğitimlerde münferit pozitif test sonuçlarına rastlanılabildiği söyleniyor. Açıklamalardan anlayabildiklerimize göre; 15-35 yaş aralığında, özellikle aşı konusunda olması gerekene ulaşmayanların sayısal oranlarının oldukça yüksekliği, endişeleri canlı tutuyor. Bu kadar endişeli bir ortamda hala aşılanmayanlardan söz ederken, salgın ciddiyetini anlamadaki vurdumduymazlığımıza akıl sır erdiremiyoruz. Bazı bölge ve illerimizde, kayıtlara geçen vaka ve vefat sayılarının yüksekliğinin endişesini hissedemiyor olmamız anlaşılır gibi değil.

      Pandemide salgın endişesi sürüyor. Son geldiğimiz durum pek de olması gerektiği gibi değil.”

      Yazacaklarım bunun pek de ilerisinde değil. Kulağımıza gelenlere göre “salgında tehlikeli bir sınır aşamasına yaklaştığımız” şeklinde. Bazı bölgelerden bana gönderilen yerel haritalarda oldukça yoğunlaşan kıpkırmızı kırmızı bölümler var.

      Pandemideki son durumla ilgili kayıtlara yansıyan rakamlara bakarsak, bizi ne kadar rahatlatacak bilnmez ama bir genel durum değerlendirmesi yapabiliriz.

      Buna göre; Türkiye’de kayıtlara geçirilen Toplam Vaka Sayısı; 8.231.579, Tedavi Edilen Hasta Sayısı; 7.710.000, Toplam Vefat Sayısı ise; 72.128 civarlarında.

      Dünya genelinde ise; Toplam Vaka Sayısı; 250.714,175, Tedavi Edilen Hasta Sayısı; 226.939.595, Toplam Vefat Sayısı ise; 5.067.877 civarlarında.

      Bu davetsiz misafir gidecek gibi değil!

BİR TUTAM TEBESSÜM

ZAMANE GENÇLERİ!

      Karanlık ve ıssız parkta devriye gezen polis memuru bir ağacın altında park etmiş olan arabayı görür ve sessizce yaklaşır. Ancak bu kez alışmış olduğu manzara ile karşılaşmaz. Gerçi, çoğu zaman olduğu gibi, arabada genç bir kız ve genç bir erkek vardır; ancak polisin düşündüğü şeyi yapmamaktadırlar. Genç erkek ay ışığında gazete okumaya çalışmakta; kız ise örgü örmektedir.

      Düsündüklerinden dolayı utanan polis memuru, muhabbet olsun diye cama vurur ve açılan araba camından gençlerle konuşmaya başlar:

      - "Gençler, ne güzel bir gece, değil mi? Siz de ne güzel, iki kardeş oturuyorsunuz!..."

      - "Evet polis bey... Gerçekten güzel bir gece... Ama biz kardeş değiliz ki..."

      Polis şaşırır, bir o kadar da kıllanır ve merakla sorar:

      - "Kardeş değil misiniz?...”

      Ardından da endişeli bir şekilde sorar:

      - "Sen kaç yaşındasın söyle bakiyim?..."

      Genç erkek yanıt verir:

      - "19..."

      Polis bu kez kızı işaret eder ve sorar:

      - "Pekiii.... O kaç yaşında?..."

      Genç erkek, sinsice ve sırıtarak yanıt verir:

      - "20 dakika sonra 18 yaşında olacak memur bey!...."