BİR ŞEY YA KAĞIT ÜZERİNDEDİR YA DA KÜLTÜRÜ GELİŞMİŞTİR

Hızlı dönüşümler yaşanıyor, patlamaya yer arayan yığınlar var artık.

En sevdiğiniz roman hangisi sorusuna verdiğim cevap sizi tatmin etmeyebilir. Muhtemelen Django Reinhardt diyebilirim. Burada yaptığım şey bilmediğim cevaba şıklardan ulaşmaya çalışmak değildir.   

Konuşuyoruz ama anlaşamıyoruz. O halde kültürü bir düşünme tarzı olarak tanımlayalım. Büyük ölçüde bakir ve kullanılmayan bir tarz bu. Bizi daha iyiye taşıyacak, daha huzurlu, daha mutlu bir cemiyeti oluşturacak çalışmaları ancak kültürden hareketle gerçekleştireceğiz. George Floyd ayaklanmaları, dükkânların yakılıp yıkılması, yağmalanması bize neyi gösteriyor? ABD'de hukuk devleti, insan hakları ve demokrasi gibi kavramlar artık kâğıt üzerinde. Zaten bir şey ya kâğıt üzerindedir ya da kültürü gelişmiştir. Üzerinde durmamız gereken şey tam da bu... ABD bu anlamda kültürünü kaybetti. Kâğıt üzerinde kalan şeylerle kâğıttan gemiler yaparsınız. Şıklardan cevaba ulaşmaya çalışırsınız. Ama soruyu hazırlayan kurnazsa başarılı olma ihtimaliniz azalır. ABD yeni bir şey inşa etmek zorunda… Size Annabel Lee'nin yattığı yer adına hüzünleniyorum diyebilirim. Yeni bir yapıyı biz de devletimizle beraber kurgulamaya çalışalım. Bunun için her adımda kültüre dair bir düşünüşe sahip olmamız önemli. 

Hızlı dönüşümler yaşanıyor, patlamaya yer arayan yığınlar var artık. Bu tür bir zemine ne ekeceğiz, ne dikeceğiz diye bir derdimiz olmalı. Küresel kültürün bize getirdiği olumlu ve olumsuz şeyleri ayırt etmemiz gerekiyor. Bizi daha nazik bir hale mi getirdi? Hayır... Bizi daha bilgili hale getirip getirmediğini de sorgulamalıyız. Bilgi el üstünde tutulan bir şey mi? Gerçekten bilgi çağında mı yaşıyoruz, bunlara bakmalıyız. Bu türden anlatıları sorgulamalıyız. 

Bir sonraki fikri, bir sonraki formu ortaya koymaya çalışmamız gerekiyor. Kültür ihracını savunduğumuz için bir arkadaşımız dizileri soruyor. Dizi ihraç etmemiz kültür ihracı değil mi? Kastettiğim manada hayır. Özgünlük ürettiğiniz oranda bir kültür ifade edersiniz. Birçoğumuz 90’larda Güney Amerika dizileri izledik. Hayatımızda güçlü bir tesir bıraktılar mı? Veya Portekizce, Salsa, Samba öğrenen kaç kişi oldu bunlardan mülhem? Son tahlilde bizim diziler dünyaya hamburger habitatı ihraç ediyor. Türklere, Araplara bunu anlatmak için iki kavram kullanıyorum pembe kurt, pembe deve diye. Olan şey ihraç ettiğimizi zannettiğimiz şeyle bizi adamakıllı boyayıp küresel sisteme entegre etmeleri.