BU NE YAMAN ÇELİŞKİ?

Yusuf HAYALOĞLU'nun Hani Benim Gençliğim? isimli şiirinden Ahmet KAYA'nın bestelediği çoook eski bir şarkıydı; "bu ne yaman çelişki anne?/uçurtmam tellere takıldı/hani benim gençliğim ner'de?" diye devam ederdi.

Gençlik hayallerinin acımasız gerçekler duvarına çarparak berhava olmasına üzülen romantik bir delikanlının hikâyesi olarak o dönemde çokça dinlenmiş ve tutarsız görülen bazı konuları tarif etmek için deyim olarak kullanılır olmuştu.

1)

Lig tarihine bakıldığında, Trabzonspor’un 1. Lig’e (şimdinin Süper Ligi) çıktığından itibaren giriştiği şampiyonluk yarışlarında çekiştiği –neredeyse- tek rakibinin Fenerbahçe olduğu görülecektir. 1975-76 ve 1976-77 sezonunda; Trabzon şampiyon, Fenerbahçe ikinci. 1977-78 sezonunda; Fenerbahçe şampiyon, Trabzon ikinci. 1978-1979 sezonunda; Trabzon şampiyon, Fenerbahçe üçüncü. 1979-80 sezonunda; Trabzon şampiyon, Fenerbahçe ikinci. 1982-83 sezonunda; Fenerbahçe şampiyon, Trabzon ikinci. 1983-84 sezonunda Trabzon son kez şampiyon olurken lig ikincisi gene Fenerbahçe. Bu yarışa o yıllarda on sene kadar ara verildikten sonra 1995-96 sezonunda yazımızın devamında anlatmaya çalıştığımız bir Fenerbahçe şampiyonluğu ve Trabzon ikinciliği var. Bu ikili arasındaki en son rekabet ise 3 Temmuz Komplosu ile biten 2010-2011 sezonu olarak duruyor kayıtlarda.

Fenerbahçe’nin dominasyonunda geçen yıllarda araya girerek şampiyonluğu ilk defa İstanbul dışına götüren (hem de peş peşe yıllarda) bir Trabzon ve Trabzon’un dominasyonunda geçen yıllarda araya girerek şampiyonluğu kazanan bir Fenerbahçe görüyoruz burada. Trabzon uzun bir aradan sonra ne zaman şampiyonluk mücadelesi verse karşısında bulduğu tek rakip de Fenerbahçe oluyor.

2)

1995-1996 sezonunun finalinde deplasmanda Trabzon’u 2-1 yenerek elde ettiği şampiyonlukla başlayan ve bazı yöneticiler tarafından köpürtülen mevcut gerilimin tutarlı bir sosyolojik arka planı bulunmamaktadır. Lig tarihinde onlarcası yaşanmış yenme-yenilme hikâyelerinden farklı bir özelliği de yoktur. Lig bitmeden şampiyonluk havasına sokulan bir şehrin yaşadığı sükût-u hayalde böyle yüksek gerilim elde edecek bir enerji de mevcut değildir. O seneye kadar Fenerbahçe ve Trabzon arasında futbolcu alışverişi dahil pek çok konuda ortak bir anlayış mevcutken bir yengi-yenilgi ile bu husumetin başlaması pek anlaşılır değil.

Karadeniz insanının sert ve inatçı bir karakteri olduğu morfolojik bir olgudur. Zor çevre ve tabiat şartları içinde ayakta kalmak ve hayata tutunmak için bu hilkaten de böyledir. İnatçı karakterleri, sevme konusunda ortaya tutkuyu çıkarmıştır. Sevdiklerini tutkuyla severler ve gözlerini karartırlar sevdikleri uğruna. Vazgeçtikleri pek görülmemiştir. Bu sebepten biraz da gergin insanlardır Karadenizli hemşerilerimiz.

3)

Bu verilerin ışığında bakıldığında 3 Temmuz Komplosu sürecinde iki güzide camiayı karşı karşıya getirip buradan bir düşmanlık ve sosyolojik kırılma elde etmek için ne denli incelikli çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Kontrollü bir şekilde sürekli yükseltilen gerilimin vardığı nokta yeterli olmayınca 3 Temmuz Komplosu devreye sokulmuş ve iki camia arasında kolay onarılamayacak düzeyde bir husumet meydana getirilmiştir.

Günümüzde bile özellikle bazı siyasetçiler, hemşerilerine hoş görünmek için bu ayrışmayı körükleyici bazı beyanlarda bulunabilmektedirler. İktidar ve muhalefet kim olursa olsun yolu Trabzon’a düşen herkes boynuna bordo-mavi kaşkolü taktıktan sonra bu yarayı kaşıyıp kanatmayı kendine bir vazife belleyip, beklenen klişe açıklamaları yaparak görevini yerine getirmiş oluyor ama bunun tedavi edici bir etkisi bugüne kadar görülmüş değil.

Önümüzdeki dönemde belki de spor adına yapılacak en büyük iyileştirme bu gereksiz husumetin son bulması için her kademede diyaloğun arttırılması ve gerilimin düşürülmesi olacaktır.

Trabzon da Fenerbahçe de Türk Sporunun önemli renkleridir. Trabzon bu sene alt yapı/özkaynak düzeninden yetiştirdiği futbolcularla önemli bir başarı yakalamış ve Ünal Hoca ile yıllardır aradığı, özlediği düzene kavuşmuştur. Futbol takımı ve yöneticiler “takıntı” olarak 2011’den uzaklaştıkları oranda daha başarılı olmuşlardır. Gereksiz kin ve nefretin oluşturduğu negatif enerji önceki yıllarda takımı aşağılara çekerken bu sene herkes işine bakınca başarı daha kolay erişilebilir olmuştur.

Fenerbahçe’nin de Trabzon gibi gençleşme politikasına yönelmekten başka çaresi kalmamıştır. Takımlarımızın geleceği artık bundan böyle ayrışma ile değil birleşme ile şekillenecektir. Bunun için ne gerekiyorsa yapılacaktır.

Özellikle yerel basının oluşturduğu mahalle baskısı ile başa çıkmak kolay değildir ama söz konusu Milli Birlik ve Beraberlik olunca bu türden takıntıların geride bırakılması daha önem kazanmaktadır.

Hepimize güzel bir hafta dileklerimizle.

PS: Önümüzdeki sezona Dozer Cemil’in adının verilmesi de çok yerinde oldu, tebrikler TFF.