DÜNYÂDAKİ KANALLAR VE KANAL İSTANBUL

Dr. Can CEYLAN 22 Oca 2020

Uluslararası konulara Avrupa ekseninde değil, küresel boyutta bakıyoruz.

Artık ülke ve halk olarak uluslararası konularla daha çok ilgileniyoruz. Türkiye’yi doğrudan ya da dolaylı ilgilendiren her konuya ilgi gösteriyoruz. Bu durum, özellikle son 3-5 senede daha belirgin hâle gelen bir olgudur. 2000’li yıllardan önce uluslararası konularımız daha çok Avrupa ile sınırlıydı. Bu konuların çoğunluğunu da futbol takımlarımızın Avrupa kupalarında oynadığı ve genellikle başarısız olduğu maçlar oluştururdu. Diğer konular ise deprem, sel, yangın, uçak kazası gibi konulardan oluşuyordu. Uluslararası siyasal ve ekonomik konulara “Fransız kalırdık” veya “uzaylı gibi” bakardık.

Ancak durum artık değişti. Uluslararası konulara Avrupa ekseninde değil, küresel boyutta bakıyoruz. Bu konularla ilgimiz seyirci seviyesinde kalmıyor. Hemen her konuya taraf ya da arabulucu olarak dâhil oluyoruz. Eskisi gibi, kuralların başkalarının belirlediği oyunlara kendimize yer bulmakla uğraşmıyoruz ama, yer oyunun kuralı değiştiriyoruz ya da yeni oyun kurulma sürecinde yer alıyoruz. Bu refleksimizin ortaya çıkmasındaki en büyük etkenlerden biri Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin sağladığı atak siyâset kabiliyetidir. Birçok eksikliğine rağmen, Türkiye’nin elimini kolunu bağlayan bürokratik engelden kurtulmamızı sağlayan Cumhurbaşkanlığı sisteminin sonuçlarını, aktif diplomaside görüyoruz. Dış dünya bizi ilgilendiriyor ve dış dünyâ da bizim ilgileniyor.

Bu ilgi alanlarını Orta Doğu’daki askerî operasyonlar, doğal kaynak yatırımları, ekonomik işbirlikleri, askerî ve sivil teknolojideki atılımlar olarak sınıflandırmak mümkün. Ayrıca artık millet olarak, bir işin başlayıp bitirilmesine alıştık.

Dünya ile ilgilenmenin Eurovizyon ve Avrupa kupaları seviyesinden Libya Tezkeresi seviyesine çıktığı ülkemizin uluslararası gündeme sunduğu konuların başında Kanal İstanbul gelmektedir. Zira bu yatırım için “başlasa bile bitmez” dendiğini duymuyoruz. Muhalif olanların en büyük amacı da projeyi başlatmamak. Bunu yaparken de, sanki dünyâda insan eliyle yapılmış başka kanal yolmuş, Kanal İstanbul ilk olacakmış gibi davranıyorlar.

Su kanalları yüzyıllardır ticâretin ve dolayısıyla medeniyetin ilerlemesi için kullanılan yöntemlerden biridir. Kara ticâretinde kervansaray ne ise, liman ve kanallar da odur. Bu kanalların en büyük özelliği, yapıldıkları bölgelere ticârî, ekonomik, kültürel canlılık getirmesidir. Dolayısıyla barışa ve insanlığın gelimesine de hizmet etmektedirler. Bu kanallar, var olan iktisâdî hayâtı geliştirdikleri gibi, yeni ticâret bölgelerinin oluşmasına ve ticâret yoğunluğunun coğrafya değiştirmesine sebep olmuştur.

Dünya haritası üzerinden yapılan tespitte[CC1] ,  Türkiye olarak deniz ticâretinin yoğun olduğu bir coğrafyanın ortasında bulunduğumuz görülmektedir. Bu yoğunluğa kayıtsız kalmak, “ne gerek var” demek, ticârî bağımsızlığımızı ve geleceğimizi riske atmak demektir.

Ticâreti ve ulaşımı ulusal ve uluslararası boyutta etkileyen birçok suyolu ve kanal bulunmaktadır. Bunları yapıldıkları târihler açısından sıraya koyup incelemekte yarar var:

Danube (Danau) Kanalı – Avrupa[CC2] 

Şimdiki büyüklüğüne 1992 yılında ulaşan bu kanalın târihi 1598 yılına kadar gitmektedir. Kanalın Viyana’yı etkileyen kısmı , 17 km uzunluğundadır. Danau Kanalı, 171 kmlik Rhine-Maine-Danube Kanal sisteminin bir bölümünü oluşturmaktadır. Kanal, Rotterdam-Bonn-Viyan-Budapeşte-Belgrad Bükreş hattındaki geniş bir coğrafyayı kara taşımacılığına alternatif sunarak bağlamaktadır. Ayrıca bu kanal bölgenin Karadeniz’e açılmasına da imkân vermektedir.

Welland Kanalı-Kanada

ABD’nin New York eyâleti ile Kanada’nın Toronto şehrinin arasındaki bölgenin bir ticâret merkezi hâline gelmesine ve bu iki şehrin gelişmesine önemli katkılar sağlayan Welland Kanalı, 1829 yılında kullanıma girmiştir. 43 km uzunluğunda kanal, Erie ve Ontario nehirlerini birleştirmekte ve Kuzey Amerika’daki Büyük Gölleri Atlas Okyanusu’na bağlamaktadır.

Suveyş Kanalı

Dünyâdaki jeopolitik dengeler açısından en önemli yapay suyolu olan Suveyş Kanalı, 1869 yılında açılmıştır ve 193 km. uzunluğundadır. Havuzlu bir sisteme sâhip olmadığı için gemilerin doğal suyollarındaki gibi hızlı geçiş yapmasını sağlayan Suveyş Kanalı, Fransızların Mısır’ı işgâli sırasında gündeme gelmiş ve inşaatına başlanmıştır. Ancak Akdeniz ticâretine hakim olmak isteyen İngiltere’nin Cebelitarık’tan sonra bu bölgeyi de kontrol altına almak yönündeki politik ve askerî girişimleriyle İngilizlerin eline geçen kanal, Ümit Burnu’nun keşfedilmesiyle önemini kaybeden Akdeniz ticâretinin yeniden canlanmasına sebep olmuştur. Günümüzde Mısır idâresinde olan Suveyş Kanalı, Mısır devletine en çok gelir (yaklaşık 9 milyar ABD Doları) getiren yatırım olma özelliğine sâhiptir. Akdeniz ile Kızıldeniz’i aynı su seviyesinde birleştirdiği için bu iki denizdeki doğal yaşamı olumsuz etkilemesine yönelik endişeler de boşa çıkmıştır.

Korint Kanalı

Yunan mitolojisinde tiran Corinth’e dayanan bir hikâyesi olan Korint Kanalı, 1882 yılında başlayan kazıların 1893 târihinde bitmesiyle hizmete girmiştir. Yâni Yunanistan’ın Osmanlı’dan bağımsızlığını kazandıktan kısa bir süre sonra kanalı açmıştır. 25 metre genişliğinde ve 6.5 km uzunluğunda olan Korint Kanalı, Peloponis yarımadasını anakaradan ayırarak ada hâline gelmesine de sebep olmuştur. Ege Denizi’nden Adriyatik Denizi’ne geçişi 185 mil kısaltan Korint Kanalı’nın büyük turist gemilerinin geçişi için genişletilme plânında Yunanistan’ın ekonomik imkânsızlıkları sebebiyle belirsizlik yaşanmaktadır. Kanal,  çevresinde oluşan turistik alanlarla Yunanistan’ın ilgi çeken turizm merkezlerinden biri durumundadır.

Manchester Kanalı

Sanayi Devrimi’nin başladığı yer olan İngiltere’nin en önemli endüstri bölgesinde yer alan Manchester Kanalı 1893 hizmete girmiştir.  58 km. uzunluğundaki kanal, Manchester’i Mersey Nehri üzerinden Liverpool’a ve Atlas Okyanusu’na bağlamaktadır. Mode Wheel, Barton, Irlam, Latchford ve Eastham olmak üzere toplam beş ana havuzdan oluşan Manchester Kanalı, bölgenin ticârî ve endüstriyel gelişmesi yanında turizmine de katkı sağlamakta ve “Kuzey’in Venedik’i” olarak anılmaktadır. 

Kiel Kanalı

Sanayi Devrimi’nde İngiltere’nin gerisinde kalan Almanya, ticâretin ve sanatinin gelişiminde aynı yolu izlemiş ve ulaşıma önem vermiştir. Almanya’nın Danimarka sınırındaki Schleswig-Holstein eyâletinin sınırları içinde bulunan Kiel Kanalı 1895 hizmete girmiştir. 98 km. uzunluğundaki kanal, Kuzey Denizi ile Baltık Denizi arasındaki geçişi hızlandırmıştır. Engebeli topografya sebebiyle havuzlu sisteme sâhip olan Kiel Kanalı, Danimarka’nın üzerinde kurulmuş olduğu ve Jutland olarak bilinen yarımadanın etrâfından dönülmesi zorunluluğunu kaldırarak bölge ticâretinin hızlanmasını ve ucuzlamasını sağlamıştır.

Beyaz Deniz Kanalı – Baltık Kanalı

Kuzey Avrupa’daki bir diğer kanal, Baltık Kanalı’dır. Vigozero, Onega  ve Ladoga gölleri aracılığıyla Beyaz Denizi Baltık Denizi’ne bağladığı için diğer adı Beyaz Deniz Kanalı olan kanal, 1933 yılında açılmıştır ve 227 km. uzunluğundadır. St. Peterburg limanına ulaşan kanal, Rusya’nın İskandinavya’daki topraklarının denize açılmasını sağlamıştır.

Volga-Don Kanalı (Rusya)

Sovyetler Birliği zamânında yapılan Volga-Don Kanalı, adını Volga ve Don nehirlerinden alır. Kanal, 1952 yılında açılmıştır ve 101 km. uzunluğundadır. Volga-Don Kanalı, Karadeniz ile Hazar Denizi’ni Volga ve Don nehirleri üzerinden bağlamaktadır.

Karadeniz’i Azak Denizi üzerinden Hazar Denizi ile bağlamak, Sultan II. Selim zamânında Osmanlı İmparatorluğu’nun da gündemine gelmiştir. Orta Asya Türkleriyle iletişimi ve Orta Asya’dan gelen hacı adaylarının yolculuklarını kolaylaştırmak için Sokullu Mehmet Paşa tarafından düşünülen projenin gerçekleştirilmesi için 1650 yılında çalışmalar başlamıştır. Ancak ardarada gelen olumsuzluklar sebebiyle proje tamamlanamamıştır.

Panama Kanalı

Atlantik ve Pasifik Okyanusları üzerindeki küresel ticâretin en önemli noktalarından biri olan Panama Kanalı, 1914 yılında kullanıma açılmıştır ve toplum  77 km. uzunluğundadır. Panama devletinin en önemli gelir kaynağı olan kanal, Suveyş Kanalı’nın Akdeniz ve Hint Okyanusu arasındaki rolüne benzer bir işlev ortaya koymaktadır. Kanal sâyesinde New York ile San Fransisko arasındaki denizyolu mesâfesi 22.500 km’den 9500 km’ye düşmektedir.

Houston Kanalı

ABD’nin Teksas eyâleti sınırları içinde bulunan ve yapıldığı şehrin ismini alan Houston Kanalı 1914 açılmıştır ve 80 km.  uzunluğundadur. Kanal, ABDdeki en işlek suyollarından biridir ve Teksas eyâletinin iç kısımlarını kıyıya bağlamak için inşa edilmiştir. Kanal, 1830larda bölgede başlayan ticâret hayâtının gelişmesinde ve Houston kentinin büyümesinde önemli rol oynamıştır. Şimdilerde bu kanalın Kaliforniya üzerinden karayolu ile bağlanıp Suveyş Kanalı’na alternatif olmasına dâir projeler geliştirilmektedir.

Hâlihazırda kullanılmakta olan kanalların yanında yapılması plânlanan tek proje, Kanal İstanbul değildir. Yapılması plânlanan diğer üç kanal, Orta Doğu ve Atlantik-Pasifik coğrafyalarında dengeleri değişme gücüne sâhiptir.

Plânlanan kanallar

Salva Kanalı

Dünya siyâsetinin gündeminden düşmeyen Orta Doğu, zengin petrol ve doğal gaz yatakları sebebiyle de dünya ekonomisinin ilgi odaklarının başında gelmektedir. Bölgenin en büyük ve dünyânın ileri gelen petrol üretici olan Suudi Arabistan, siyâsî ve ekonomik menfaatlerine uyum sağlamadığı için komşusu olduğu Katar’ı yalnızlaştırmak istemektedir. Bu amaçla, Suudi Arabistan tek kara sınırı komşusu olarak bir yarımada üzerine kurulmuş olan Katar ile arasında bir kanal açmayı plânlamaktadır. Suudi Arabistan, Salva Kanalı adıyla anılan bu proje ile aynı zamanda Bahreyn ve BAE arasındaki deniz ticâret yolunu İran’dan uzaklaştırmayı da amaçlamaktadır.

Nikaragua Kanalı

Pasifik ve Atlantik Okyanusları arasındaki deniz ticâret hacminin her geçen gün artması ve bu ticârette Panama Kanalı’nın alternatifsiz olması, yeni arayışlara sebep olmaktadır. Bunların başında Nikaragua’ya yapılması plânlanan kanal gelmektedir. Ancak kanalın geçeceği güzergâh üstünde Nikaragua’nın en büyük tatlı su kaynağı olan gölün bulunması kanalın geleceğine gölge düşürse de, yatırım kanadında Çin’in olması, bu kanalın yakın bir gelecekte gerçekleşeceğini göstermektedir.

Kanal Seine-Fransa

Fransa hükûmeti, Avrupa’daki taşımacılığı rahatlatmak için var olan Canal de Saint-Quentin ve Canal du Nord adlı kanallara ilâve olarak yeni bir kanal yapmayı plânlıyor. Mâliyetinin %42’sini AB’nin karşılacağı kanal 106 km uzunlukta olacaktır.

Ve Kanal İstanbul

Mevcut kanalların öne çıkan en büyük özelliklerinin ticâreti canlandırmak, geliştirmek ve kolaylaştırmak olduğu anlaşılmaktadır. Bunun da yolu da ticâretin daha ucuz, daha kısa zamanda ve daha güvenli yapılmasıdır. Ayrıca bu kanallar ve yapılması plânlanan kanallar, mevcut seçeneklere alternatif oluşturmakta ve siyâsî olarak avantaj oluşturmaktadır. Ancak şu ayrıntı da gözden kaçmamalıdır ki, yukarıda adı geçen kanalları yapanlar ülkeler ABD, Rusya, İngiltere, Almanya, Fransa ve Çin’dir. Bu ülkeler, gerek BM Güvenlik Konseyi dâimi üyesi gerekse ekonomik güçleri açısından dünyâda söz sâhibi ülkelerdir. Bu güçlerini ticâretlerini öncelikle kendi topraklarında güvenli ve kolay yapacak yatırımlarla sağladıklarını unutmamalıyız.

Bu bağlamda bakıldığında Kanal İstanbul, hem İstanbul özelinde ve Türkiye genelinde hem de küresel boyutta, 21. yüzyılda Avrasya merkezli olacağı düşünülen dünya ticâretinin önemli câzibe noktalarından biri olacaktır. Böylece Türkiye, güvenli, ucuz ve çabuk ticâretin en önemli aktörlerinden biri olma konusunda çok değerli bir role enstürman kazanmış olacaktır.