TT_Ekim


FIRTINA ÖNCESİ GİBİ

Fehmi KETENCİ 21 Ağu 2020

Bir yerde bir yanlış var. Nerede mi, kimse çok uzaklarda aramasın.

      Geçtiğimiz haftaki yazımızın başlığı; “Özerklik mi, o da ne?!” idi. Bu başlığı atarken ne demek istediğimi yazıda anlatmıştım. UEFA ve FIFA’nın olmazsa olmaz kurallarından biridir. Kendilerine bağlı olarak futbol organizasyonlarını yöneten tüm ulusal federasyonlar kuralların uygulanması konusunda hiçbir dış etkene bağlı olmaksızın plan ve programlarını yaparlar. O nedenle bu başlığı atmıştım.

      Geçtiğimiz hafta şunları yazmıştım;

      “Bütçeleri ile dünyanın en önde gelen sanayi haline gelen futbolun yönetilmesi pek de kolay değil. Merkezi yönetimin denetiminde, bütçeleri çok büyük bu kulüpleri yönetmek çok profesyonelce bir iş. O nedenledir ki, futbol yöneten kurumların olabildiğince özerk ve özel yasalarla yönetiliyor olmasından asla taviz vermiyorlar. FIFA, UEFA; bağlı ulusal federasyonların kuralların uygulamasında hata, eksik ve yanlış yapmalarına asla izin vermezler. Uyum sağlayamayan, eksik, yanlış ve hata yapan federasyonlar anında uluslararası organizasyonların dışında bırkılırlar. FIFA ve UEFA’nın olmazsa olmazı; ulusal ülke federasyonlarını olabildiğince özerk olmalarıdır.”

      “TFF de tüm ulusal federasyonlar gibi, futbol organizasyonlarının yönetimleri konusunda FIFA ve UEFA’nın kurallarını uygulamak ve özerkliğinden ödün vermemek  zorundadır. Eğer, futbolunun uluslararası organizasyonları dışında kalmasını istemiyorsa.”

      “Bunu uygulamak durumunda olan kurumlar, futbol organizasyonunu ana elemanları olan takımların üzerindeki sorumluluklarını, takımların marka değerlerinin korunması mali disipline uyma konusundaki gerekliliklerini var olan özerklik çerçevesinde, eksiksiz yerine getirmelidir.”

      Bu UEFA’nın bir süredir üzerinde hassasiyetle durduğu bir konudur. UEFA Finansal Fairplay uygulamasını istemektedir. Bilindiği gibi; bu konuda son yıllarda sıkı bir denetim süreci yürütülmekte ve bu denetimlerde oldukça zorlanan kulüplerimizin varlığı bilinmektedir.

      Bunu yanı sıra; bir süredir bu konunun özgün denetimi için TFF’nin uyguldığı “Harcama Limitleri” konusu gündemdedir. Bu konudaki incelemeler, yıllardır yapılan hovardaca harcamalar sonrası kulüplerimizin birçoğunun borç batağı içinde olduğunu göstermiştir.

      Bunun ortadan kaldırılabilmesi için, kulüplerimiz geçtiğimiz yıl, vergiler de dahil var olan borçlarının yapılandırılması için bankalarla “Borç Yapılandırılması” anlaşması yapmışlardır.

      Bilindiği gibi; kulüpleri çok ağır, ödeyemeyecekleri bir mali yük altına sokacağı düşüncesi ile Fenerbahçe bu borç yapılanması içine girmemiş ve kendi şartları ile bu sorunu çözme yolunu tercih etmişti.

      Bu borç yapılanması anlaşması sonrasında anlaşmayı imzalayan kulüpler şimdilik sorunlarını halletmiş gibi görünüyorlar.

      Şimdi ise, pandemi süreci sonrasında seyircisiz oynanan karşılaşmalar ve şampiyon belli. Sıra transferlerde. İşte asıl sorun burada. TFF tarafından açıklanan “Harcama Limitleri” hala tartışılır durumda. Harcama limitleri konusunda 493 milyonluk en yüksek rakamlı Galatasaray iki yıldır şampiyonlar ligine katılım nedeniyle elde ettiği gelirlerden bu yıl uzak kalınca transfer konusunda pek sessiz, henüz transfer yapamadı.

      “Harcama Limiti” konusunda herkesin kafasını karıştıran bir rakama reva görülen, vergi borcu, futbolcularına fazlaca borcu olmayan, “Bankalarla Borç Yapılanması”na girmeyip kendi olanaklarıyla sorunu çözme yolunu tercih eden, geleceğini düşünen Fenerbahçe’nin “Harcama Limiti”; 177 milyon. Diğerlerine göre çok düşük ve orantısız olan bu “Harcama Limiti” taktir edilen Fenerbahçe ise; transferin en hareketli kulübü.

      Bir yerde bir yanlış var. Nerede mi, kimse çok uzaklarda aramasın.

      Görünen o ki; bu durum, Harcama Limitleri hesaplamasında Fenerbahçe’nin aleyhine işledi veya söylenenlere göre aleyhine işletildi. Kim haklı, kim haksız göreceğiz. Yapılan toplantı sonrasına TFF Başkanı’nın söylediği şu sözüler unutulmadı; “Ben Fenerbahçe Başkanı olsam kabul ederdim.”

      Sayın Başkan, unuttu galiba! Üyelikten istifa etmişti, artık Fenerbahçe Başkanı olaması mümkün görünmüyor!...

      Şimdilik sorun çözüldü diye rahat görünen kulüpler, bu yıl ilk fazilerini ödeyecekler. Faiz ve ana para ödemeleri gelince bu kadar rahat olamayacaklardır. Hesap bilenler böyle diyorlar!