GENÇLER MÜZİĞİ NEREDEN, NASIL DİNLİYOR?

Micheal KUYUCU 28 Nis 2019

Geçtiğimiz hafta yurt dışında düzenlenen "12th Annual International Conference on Mediterranean Studies" adlı konferansta uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir araştırmayı sundum.

Ekip arkadaşlarımla beraber Türkiye’de üç büyük metropol şehir olan İstanbul – Ankara ve İzmir’de yaşayan 18-24 yaş grubundaki üniversite öğrencilerinin müzik dinleme alışkanlıklarını mercek altına aldık. Üç büyük şehirde toplam 2 bin 321 üniversite öğrencisi üzerinde uyguladığımız araştırmada gençlerin müzik dinleme aracı olarak hangi platformları kullandığını araştırdık. Gençlerin yüzde 62.86’sının resmi bir müzik platformuna aboneliğinin olduğunu ve müzik dinlemek için bu dijital müzik servislerine para ödediğini gördük. “Bu, korsan müziğin yok olması ve müzik ekonomisinin dijital medyadan hak ettiği payı alması adına çok olumlu bir gelişme. Bir dönemler Napstar’dan bedava müzik indiren ve dijital müzik dinlemek için bir lira bile harcamayan bir kitleden bugün müziği iTunes – Spotify  - fizy gibi resmi dijital müzik platformlarından aylık abonelik ücretlerini ödeme yoluyla resmi bir biçimde dinleyen bir kitleye dönüşüm yaşadık. Bu her ne kadar yavaş ilerlese de bugün gelinen nokta gelecekte gelinecek nokta adına olumlu bir işaret.

En Çok Kullanılan Resmi Dijital Platformlar


 
Gençler müziği yüzde 37.23 oranında YouTube aracılığı ile dinlerken, YouTube’un bir video platformu olmasına rağmen çok güçlü bir müzik dinleme platformu olduğunu ve bu özelliğinin onu vazgeçilmez bir platform olduğunu gördük. Resmi dijital müzik platformları içinde gençler yüzde 29.79 oranında Spotify, yüzde 15.96 oranında Apple Music ve yüzde 8.51 oranında Fizy adlı platformların tercih ediliyor.  Bu üç platform mega üç dijital müzik platformu.
 
Araştırmaya katılan tüm gençler akıllı telefon aracılığı ile müzik dinliyor. Yani akıllı telefonlar aracılığı müzik dinleme oranı yüzde 100. Bu da müziğin mobil ortamda ki tüketiminin ve akıllı telefonların müzik dinleme alışkanlıkların şekillenmesinde çok büyük bir rol oynadığını görüyoruz. Bu çok ciddi bir konu. Artık mobil bir yaşam içindeyiz, bu mobilite bizim tüm yaşam alışkanlıklarımızı olduğu kadar müzik dinleme alışkanlıklarımızı da derinden etkiliyor.
 
Akıllı Telefonlarda En Çok Yer Alan Müzik Uygulamaları
 
Gençler, YouTube – Spotify – Apple Music ve fizy adlı müzik uygulamalarının yanı sıra Shazam adlı uygulamayı telefonlarında mutlaka tutuyor. Bu müzik uygulamaları artık müzik dinleme tercihlerinde ciddi bir kanaat önderliği yapıyor. Eskiden radyo kanalları ve müzik televizyonları müzik dinleyicisine müziği tanıtır ve müzik önerilerinde bulunurdu, şimdi ise bu görevi dijital müzik uygulamalarındaki algoritmalar yapıyor. Bu, müzik dinleme alışkanlıklarını direkt etkiliyor. Artık yazılımcıların yapay zeka kullanarak hazırladıkları algoritmalar gençlerin müzik dinleme alışkanlıklarını yönlendiriyor. Bu teknoloji adına güzel bir gelişme ama aynı oranda da tehlikeli. Merkezi ABD’de olan bu algoritmalar küresel çapta bir manipülasyon yaparak gençlerin müzik dinleme alışkanlıklarını diledikleri gibi yönlendirdiği gibi liberal sistemin öne getirmek istediği müzik türlerini ve sanatçıları da genlere empoze edebiliyor.
 
Günde iki ile üç saat müzik dinliyoruz
 
Gençlerin yüzde 45.71’inin günde ortalama iki ile üç saatlik bir sürede müzikle bilinçli yada bilinçsiz bir biçimde zaman geçiriyor.  Bu çok ciddi bir oran, her iki gençten biri gününün iki saate yakın bir bölümünü müzikle geçiriyor. Bu bazen bilinçli oluyor bazen ise sokakta,  mekanlarda, dükkanlarda ve benzeri müzik yayınlanan yerlerde oluyor. Yani müziğe maruz kaldığımız zamanı da eklediğimizde müzik hayatımızın çok önemli bir parçası.
 
Türkçe Müzik Dinleme Oranı Daha Yüksek
 
Dikkatimi çeken bir diğer konu da Türkiye’de gençlerin daha çok Türkçe sözlü müzik dinlemesi. Her ne kadar son zamanlarda yabancı sözlü müzik dinleme oranlarında bir yükselme olduğuna yönelik iddialar olsa da bu araştırmada bir kez daha Türkçe sözlü müziğin gençler tarafından çok ciddi oranda tercih edildiğini gördük. Bunda Türkiye’de son birkaç yılda yükselişe geçen millileşme ve yerelleşme trendinin de rolü olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de gençler sıcak müzik dediğimiz içinde duygu olan ve sözlerini anladığı müziği dinlemeyi tercih ediyor. Bunda elbet yabancı dil bilme oranının düşük olması ve Türkiye’de yaşanan yerelleşmenin de rolü çok büyük.
 
Araştırmaya göre 18-24 yaş grubundaki üniversitede eğitim gören gençler yüzde 25.84 oranında Türkçe pop dinlerken, yabancı sözlü müzik dinleyenlerin oranı yüzde 14.61. Buna ek olarak yüzde 12.36 oranında Arabesk, yüzde 11.24 oranında halk müziği ve yüzde 8.99 oranında sanat müziği dinleniyor. Bu oranlara ek olarak yerli ve yabancı rock dinleyenlerin oranı yüzde 13.48. Türkçe pop, arabesk, halk müziği, sanat müziği gibi Türkçe sözlü müzik türlerinin tercih edilme oranlarını topladığımızda Türkçe sözlü müzik dinleme oranı yüzde 60’ları buluyor. Bu da Türkiye’de Türkçe sözlü müziğin pazarı domine eden müzik türü olduğunu gösteriyor. Bir şeyin de altını çizmem lazım, Z kuşağında ve özellikle kentlerde yaşayan ergenlerde müzik dinleme alışkanlıkları çok daha farklı. Onlar birazda küresel ekonomik güçlerin algoritmalarının yönlendirmelerinde etkisinde kalıyor. Onun için önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye’deki müzik dinleme alışkanlıklarında bir değişim olacağını düşünüyorum.
 
Müziği En Çok İnternetten Dinliyorlar
 
Gençlerin yüzde 71.43’ünün müziği dijital platformlardan dinlediğine vurgu yapmam lazım. Dijitalleşmenin müzik dinleme alışkanlıklarındaki etkisi ciddi boyutlara ulaştı. Araştırmamıza göre, müziği televizyondan takip edenlerin oranı yüzde 20, radyodan dinleme oranı ise yüzde 8.57. Üniversite öğrencilerinin zamanlarının büyük bir bölümünü mobil olarak geçirmelerinin geleneksel medya mecraları televizyon ve radyoya zaman ayırma konusunda bir handikap.  Şunu çok net söylemek isterim ki, televizyon artık bir müzik dinleme mecrası olmaktan çıktı. Özellikle müzik televizyonlarının inandırıcılığı ve gençlerin müzik dinleme alışkanlıklarını yönlendirmede etkisi çok düştü.
 
Gençler En Çok Powertürk’ü En Az TRT Müzik TV’yi İzliyor
 
Araştırmaya göre gençlerin yüzde 21.52’si müziği Powertürk TV’den takip ederken, ikinci sırada yüzde 16.46 ile Power TV, üçüncü sırada ise yüzde 15.19 ile Number One Türk TV yer alıyor. En çok takip edilen müzik televizyon kanallarında yüzde 13.92 ile Dream Türk TV dördüncü sırada yer alırken, yüzde 11.39 ile Dream TV beşinci sırada, yüzde 10.13 ile Number One TV altıncı sırada ve yüzde 6.33 ile TRT Müzik yedinci sırada yer alıyor. Özellikle üniversitelerde eğitim gören gençler daha çok Türkçe müzik yayını yapan müzik televizyonlarını takip ediyor. Şubat ayında karasal yayınlarını sonlandıran Kral TV’nin izleyicileri çok Powertürk TV ve Dream Türk’e yöneldi. Bundan Number One Türk TV’de az da olsa pay aldı. En az payı ise TRT Müzik aldı.  Müzik televizyonları içinde gençlere en uzak televizyon kanalı TRT Müzik. Bu durum dünyanın tek kamu müzik televizyonu olan TRT Müzik kanalının hem başarısını hem de işlevini, hatta varlığını dahi sorgulayan bir sonuç olduğunu gösteriyor. Ekibimle oturup düşündük, acaba neden devletin bir müzik kanalı var. Dünyada hiçbir liberal sistemli ülkenin kamu medyasının müzik televizyonu yok. Bu verileri de görünce ben TRT’nin “TRT 2 ile TRT Müziği birleştirmesinin” daha sağlam bir adım olacağını düşündüm. Müziği kültürün bir alt kategorisi olarak sunmak hem daha mantıklı bir çözüm hem de daha az maliyetli. Bu hem TRT2’yi güçlendirir hem devlet kasasından çıkan parada tasarruf etkisi yaratır.
 
Gençlerin tercihleri artık her alanda kendisini gösteriyor. 31 Mart yerel seçimlerinde de ilk kez oy kullanan 1 milyona yakın genç vardı. Bu yerel seçimlerde yaşanan sürprizlerde bu gençlerin de önemli bir rolü oldu. Onun için gençlerin sadece müzik değil tüm alanlardaki tüketim alışkanlıklarının çok iyi analiz edilmesi gerekiyor.

Manga İSÜFEST’te

Üniversitelerin bahar şenlikleri bu sene epey hareketli geçiyor. Aslında pek az üniversite etkinlik yapıyor ama yapanlarda iyi yapıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi geçtiğimiz hafta Manga ve Emre Aydın ile iddialı bir bahar festivaline imza attı. Bu hafta Yeditepe Üniversitesi 2 Mayıs günü Mabel Matiz ve Can Bonomo’yı konuk edecek, 3 Mayıs günü Simge, Athena Grubu ve efsane M.F.Ö.’yü konuk ediyor. Yeditepeliler bence çok şanslı, müzik dolu üç gün geçirecek.  Bu hafta bahar festivali yapacak bir diğer üniversite de İstinye Üniversitesi. 29 Nisan Pazartesi günü (yarın) Manga Grubu İSÜFEST’te sahne alacak. Ben bahar festivallerini önemsiyorum, neden diyeceksiniz. Çünkü bahar festivalleri üniversitenin öğrencilerinin sosyal anlamda ne kadar önemsediğini gösterdiği kadar o üniversitenin piyasa gücünü de gösterir. Öğrenciler ve öğrenci adayları bu bahar festivallerine çok bakıyor, kaç genç bana “hocam bak bu üniversite kimi getirdi, şunu getirdi bunu getirdi” tarzı söylemlerde bulunuyorlar. Bir zamanlar Bilgi Üniversitesi Joytürk Akustik adında bir program yapıyordu, o proje dersi çok hava katmıştı İstanbul Bilgi Üniversitesine ama o proje bittikten sonra yerine bir şey katamadılar.

Gördüğüm kadarıyla üniversitelerde işler vahim.  Ya ciddi bir rehavet var ya bu paralı eğitim veren üniversitelerde ciddi bir para sorunu var, ya da bu üniversitelerin yöneticilerinin piyasa ile bağlantısı yok. Bu üniversiteler medyaya öğrenci yetiştirecekler, gitgide daralan ve şartları zorlaşan medya piyasasına öğrenci yetiştirmek kolay iş değil. Bir iletişim fakültesi öğrencisinden yıllık en düşük 30 bin lira para alıyor ama bunun karşılığını çoğu üniversite veremiyor.

 “Radyo Günleri” bu yıl Konya’da

TRT Radyo mecrasının yıl dönümü olan 6 Mayıs tarihini bu sene de unutmadı. Geleneksel olarak düzenlediği “radyo günleri” festivalini bu yıl Konya’da düzenliyor.  TRT Radyo dairesi başkanı Ahmet Akçakaya bu güzel etkinlikle ilgili: “Etkinlikleri daha önce İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa, Mersin gibi çeşitli illerde, en son da geçen yıl Malatya'da düzenledik. Bu yıl inşallah 2 Mayıs'tan itibaren Konya'da olacağız. Etkinliklerimiz 6 Mayıs akşamına kadar sürecek. TRT tüm radyolarıyla burada olacak. Bir değişiklik olmazsa 11 ülkeden 23 radyocu burada olacak. Bu radyoların en büyük özelliği, bulundukları ülkelerde Türkiye Türkçesi ile yayın yapmalarıdır. Yani Türkiye Türkçesi ile yayın yapan radyocuları bir araya getirmeye gayret ettik.”  açıklamasını yaptı.

Kılıçarslan Şehir Meydanı'nda kurulacak Radyo Köyü'ndeki etkinliklerle ilgili bilgi veren Akçakaya, radyo köyünde eğitimler de verileceğini söyledi:

"Radyo Köyü'nde çeşitli stantlarımız olacak. Bu stantlarda hem radyonun gelişimi, kronolojik tarihi, işlevleri konusunda bilgilendirmelerimiz olacak hem de çeşitli etkinliklerimiz var. Radyo Köyü'nde, TRT'nin deneyimli spikerlerinin temel ses ve diksiyon bilgilerini paylaştığı 'diksiyon eğitim salonu', ilgi duyan ziyaretçilere bir radyo programı hazırlama imkanı sunan 'kendi programını kendin yap' alanı, özellikle gençlerin ilgisini çekecek 'karaoke stüdyosu', 'radyo tiyatrosu eğitim salonu', bu tecrübeleri ölümsüzleştirmek için hatıra fotoğrafı çektirme alanı olacak. Ayrıca 92 yıllık birlikteliğin ortak hafızamıza kazıdığı acı-tatlı gün ve olaylar, özenle hazırlanmış özel bölümlerle ziyaretçilere geçmişe yolculuk imkanı sunulacak.”

İpek ve Metal Senfonisi Buluştu

ACE Group ve INTL FCStone Sabancı Müzesi “THE SEED” de İpekyol’unun rol ve önemini vurgulayan etkileyici bir sanat etkinliğine imza attı. Sanatçı ile zanaatkarların heykelin yaratılması için yaptıkları birlikteliğin tarihi İpek Yolu  bölgesindeki iş birliği ihtiyacını ve yapımında kullanılan metallerin temin edildiği ülkelerin İpek Yolu üzerinde ve etrafında yaşayan insanların karşılıklı bağımlılığını sembolize eden “Art of Trade” heykelinin de sergilendiği konser öncesinde görüşlerini aktaran ACE Group Yönetim Kurulu Başkanı Ayçin Erol, “2016 yılında Metal ve İnsan İşbirliğine Övgü amacıyla “Art of Trade/Ticaretin Sanatı” yaklaşımını başlattık. Birbirimize karşı sorumluluk ve iş birliğimizi ifade eden heykelin Londra, Şangay, İstanbul ve Hong Kong lansmanlarını gururla gerçekleştirdik. Çünkü bu sanat çalışmasının sembolü niteliğindeki “Art of Trade” heykelinin yapımında kullanılan metaller olan alüminyum, çelik ve bakırın medeniyete ve aynı zamanda grubumuzun faaliyetlerine olan önemli katkısı için minnettarız. Bütünlüğü ve uyumu ifade eden Art of Trade heykelini, bir Türk sanatçısı tasarladı ve Azerbaycan, Çin ile Türkiye menşei metaller kullanılmak suretiyle Çin, İngiltere ve Türkiye’den zanaatkarlar meydana getirdi.” dedi.

Kadın ve Sinema Bu Kitaplarda

Akademik anlamda sinema endüstrisine en çok yatırım yapan yayın evlerinden biri olan Doruk yayın evinin “kadın ve sinema” temasını işleyen sinema temalı iki yeni kitap yayınladı. Bunlardan biri “Kadının Kamerasından 2000 Sonrası Türkiye’de Kadın Yönetmenler” adlı kitap, diğeri ise “Türkiye’de Belgesel Sinemada Kadın Emeği”.  Kadının Kamerasından, Türk sinemasındaki kadın yönetmenlerin seslerini duyurmak, anlatılarında yer bulan temel uğrakları tespit etmek ve okuyuculara Türk sinemasının yeni eğilimlerini aktarmak için ortaya çıkan bu iki kitabı sinema meraklılarına tavsiye ediyorum.