TT_Ekim


HALİL AĞA SEN GERİLLA SAVAŞÇISI MISIN, SANATÇI MI?

Micheal KUYUCU 20 Eyl 2020

Pandemi piyasaları mahvetmiş. Memurlar hariç herkes can havlinde. Müzik endüstrisi nerdeyse aç kalacak.

Ben insanları cidden anlamıyorum. Hele bu zenginleri, şöhretleri hiç anlamıyorum. Hele bizim ülkemizdekileri hiç ama hiç anlamıyorum. Halin vaktin yerinde, paran var, şöhretin var. Milyonlarca insanın sahip olmak istediği konforun var, ama sen ne işlere giriyorsun.

Pandemi piyasaları mahvetmiş. Memurlar hariç herkes can havlinde. Müzik endüstrisi nerdeyse aç kalacak. Medya işçileri yerlerde sürünüyor. Pandemi ile uğraşan sağlıkçıların anası ağlamış, bitkin, yorgun perişan. Akla gelen tüm sektörler felaket durumda. Para aslanın ağzında. Ağzında bile değil, aslanın midesinin en derin yerinde. Onu almak için aslanın ağzına elinizi koymanız da yetmiyor, bedeninizle aslanın ağzının içine gireceksiniz, en derinlerdeki o parayı görüp, alıp hemen çıkacaksınız. Tabii ki aslan, o sırada sizi midesine indirmezse.

Bizim starlarımız sonradan görme

İşte böyle bir atmosfer içinde insanlar, kısa dönem ödenekleri, işçi çıkartma yasakları, pandemi karnesi, korona, karantina ile uğraşırken bizim Halil Ağamız lüks içindeki hayatını yaşarken millete racon kesiyor. Nasıl sinir oluyorum biliyor musunuz böyle parayı bulup da hazmedemeyenlere. Şöhret olup da bunu saçma sapan kullananlara. Dünyada hangi şöhreti ya da sanatçıyı şiddetle yanyana gördünüz? Hiçbir ülkede göremezsiniz. Görsenizde bu kadarını göremezsiniz. Beş yılda bir vaka görürsünüz taş çatlasa. Türkiye’de ise olay bambaşka. Bizim starlarımızı tek kelimeyle “sonrada görme”. Her hafta bir ünlünün şiddet olayını duyuyoruz.

Yok o ünlü karısını dövmüş, yok öbürü çocuğu yüzünden bilmem nesini darp etmiş, o şu bu... Hepsi de şöhretli bu insanların. Dikkat edin, ortalama haftada bir kez bir ünlünün şiddet hikayesini duyuyoruz. Dizi oyuncuları, haberciler, sanatçılar, şarkıcılar, türkücüler.. Bitmiyor abi, vallahi de bitmiyor,  billahi de bitmiyor. Bu ne ya! Sizi bu halk etti, ey artist tayfası. Bir şu sizi adam eden halkın karşısına nasıl çıkacağını bilin ya. Bu şöhret tayfasının şiddetle bağlantılı haberlerini duyunca anlam veremiyorum. Artık küfrediyorum. Allah size milyonlarca insanın sahip olmak istediği rahatlığı vermiş, siz gidip bu sahip olduklarınızı nefsinizi tutamayıp “şiddet” ile harcıyorsunuz.

Gerilla savaşçısı mısın sanatçı mı?

Bu herkesin konuştuğu Halil Ağanın şiddet zevzekliğini hangi kelimelerle açıklayabiliriz? Sen gidiceksin Tuzla’da villa kiralayacaksın. Orada çekim mi ne halt edeceksen... Bir adam gelip rahatsızlığını dile geitrecek. Sen gidip o adama racon taslayacaksın, adamın üstüne saldıracaksın. Koca cüssen ile adama bir meydan dayağı çekeceksin. Üstelik o insan 67 yaşında olacak. Yani baban yaşında bir adama dayak atacaksın. Üstüne bir de dayak yerken kelime-i şehadet getiren, dua eden amcaya “Ezan mı okuyorsun lan sen..” diye hakaret edeceksin. Nereden baksan rezillik. Nereden tutsan kepazelik. Yaşından büyük birine saygısızlık ettiğine mi? Dua eden bir insana hakaret ettiğine mi? Bir insana tekme tokat ölesiye dalmasına mı? Neye üzüleceğimize şaşırdık. Bir gerilla harekatı gibi. Bunun hiçbir açıklaması yok. Halil Ağa,  ne derse desin hiçbir şekilde mazereti olamaz. Bunun hiçbir açıklaması da yoktur.

Sosyal medya olmasa kimsenin haberi olmayacak

Halil Ağanın bu yaptığı, derebeyliklerde yapılan şiddetten farksız. Sarhoş da olsa, sinirli de olsa, olmaz. Hiçbiri bahane olmaz. Bu gibi rezilliklerin tasvibi söz konusu olamaz. Neyse ki sosyal medya var. Eğer sosyal medya olmasaydı Halil Ağanın bu rezilliklerinden haberi olmayacaktı insanların. Basit bir ifade ile yırtacaktı. Ama sosyal medyada yayılan saldırı görüntüleri sayesinde konu ülke gündemine geldi. İyi de oldu. Bu tarz şeylerin affı olmaz. Eğer sen sanatçıysan dikkat edeceksin. Lafına dikkat edeceksin. Hareketlerine dikkat edeceksin. Örnek olacaksın. Örnek olamıyorsan da bu işi bırakacaksın arkadaş. Halil Ağanın alkol sorunu olduğu söyleniyor. Bahane değil. O zaman gidecek tedavi görecek. Bunun savunulacak hiçbir yönü yok. Bunun adı resmen bir insana kasten saldırma. Nitekim de bu olayın medyaya yansımasından sonra nöbetçi sulh ceza mahkemesi Halil Ağayı “silahla kasten yaralama” ve “silahla şiddet” suçlarınan tutuklamış ve Maltepe Cezaevine göndermiş.

Aile ve Çalışma Bakanlığı olaya müdahil oldu

Yaşanan toplumsal tepki üzerine bu konu ile ilgili Aile ve Çalışma Bakanlığı bir resmî açıklama yapmış.

Kamuoyunda tanınan bir kişi tarafından 67 yaşındaki Hüseyin Meriç büyüğümüzün darp edilmesi hepimizi derinden üzmüştür.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İstanbul İl Müdürlüğümüz 16.09.2020 tarihinde, ivedi bir şekilde konuyla ilgili inceleme yapmış ve ekiplerimiz büyüğümüzü evinde ziyaret etmişlerdir. Mağdura Bakanlığımız hizmet modelleri anlatılmış ve kendisine kanuni hakları hakkında bilgilendirme yapılmıştır.

Kendisinin talepleri dahilinde Bakanlığımız konuyu takip edecektir.

Aile ve Çalışma Bakanlığını tebrik ederim. Bu bir örnek belki, kötü bir örnek ama bu ülkede şöhret olan, sanatçı olan insanlara örnek olacak insanların öyle derebeylik ağaları gibi davranamaz. Bu ülke dingonun ahırı değil. Herkes herkese kötülük yapma derdinde. Buna sanatçıların eklenmesi affedilecek iş değil. Halil Ağa sen topluma örnek olacaksın. Topluma örnek olmayı öğrenemediysen de o zaman kuzu kuzu cezanı çekeceksin ve öğreneceksin.

Ben artık bu şiddet olaylarını duymaktan nefret ettim. Hadi halka cahil diyorsunuz, bu entellektüel sanatçı tayfaya ne diyeceksiniz? Yok arkadaş. Halil Ağa cezasını çekecek, içeride geçireceği günlerde oturup düşünecek sonra da sokağa çıkınca kamu oyuna “Ben bir halt ettim, cezamı çektim. Özür diliyorum” diyecek ve örnek bir sanatçı olacak. Bu şiddet konusunda hiç kimsenin gözyaşına bakılmayacak. Hiç kimsenin.

Türkiye’nin yeni assolisti: EFRUZE

Yıllardır söyüyorum, ölünceye kadar da söylemeye devam edeceğim. Türk müziği üvey evlat muamelesi görüyor. Kimse bu müziği takmıyor. Kimse Türk Sanat Müziği için bir şeyler yapmayı düşünmüyor. Bırakın bir şey yapmayı, bu müzik türünün adını bile anmıyor. Yılda bir ya da iki tane sanat müziği albümü yayınlanıyor. Bu albümleri gördüğümde çok heyecanlanıyorum. Bugün müzik piyasasında bir sanat müziği albümü bulmak çölde su bulmak gibi bir şey.

Efruze bunun aksini yaptı ve bize çölde su gibi bir şey, yani bir Türk Sanat müziği albümü hazırladı. Çocukluğundan beri dinlediği Türk Sanat Müziğini, kendisine hediye edilen Nesrin Sipahi kayıtları ile tutkuya dönüşen Opera sanatçısı Efruze, Konservatuvardan Devlet Operası’na, oynadığı tüm müzikal ve operaların renk, ses ve teknik zenginliklerini, Türk Sanat Müziği alanındaki en iyi üstatlarla çalışarak bir araya getirdiği, “Assolist” adlı albümü ile bizimle paylaştı.

“Assolist” albümünde, Yeşilçam Sineması’na esin kaynağı popüler şarkılar seslendirdi. Hiç abartmıyorum bu albüm, Zekai Tunca için hazırlanan tribute albümünden sonra 2020 yılında piyasaya çıkan ikinci Türk Sanat müziği albümü oldu. Bu kadar rezil bir durumda musikimiz. Bu konuda çok gerginim, neyse biz albüme dönelim.

Albümde 11 şarkı yer alıyor.“Gözleri Aşka Gülen”, “Gizli Aşk Bu”, “İçin İçin Yanıyor”, “Şu Güzeller Güzeli”, “Kalbe Dolan O İlk Bakış”, “İnleyen Nağmeler”, “Ankara Rüzgârı”, “Fikrimin İnce Gülü”, “Ay Beyaz Deniz Mavi”, “Üsküdar’a Gider iken” ve “Beyoğlu’nda Gezersin”.  Efruze albümü ile ilgili “Büyüklerimizin dinlediği tertemiz, sade, estetik dolu yorumlar şimdi yerini ağdalı, notaların birbirine karıştığı yorumlara bıraktı. Ben Assolist albümünde sade ve tertemiz bir yorum sunmaya çalıştım” yorumunu yapıyor. İyi ki böyle insanlar var. Yoksa Türk sanat müziği dinazorlaşacak. Ben bu albümü dinleyeceğim, sizde bir kulak verin.” diyor.

Filiz Akın’dan sürpriz sosyal medya paylaşımı

Uzun zamandır ortalıkta olmayan sinema dünyasının fenomen aktristi Filiz Akın geçtiğimiz günlerde sürpriz bir paylaşım yaptı. Akın, Pop Opera ve Alternatif Pop alanında gerçekleştirdiği çalışmalarla dikkatleri çekmeye başlayan Kaan Ekenler’in “Soner Kırmızıgül feat. KAAN – Oceans” teklisi için sosyal medyadan iltifatlar yağdırdı. Filiz Akın “’Bence yalnız ülkenizde değil, dünyaca tanınmış biri. Bir dünya starı olmasını dilediğim çok farklı bir ses, çok farklı bir yorumcu” dedği iletisinde müzik piyasasını yakından takip ettiğini gösterdi. Vallahi Filiz Hanım böyle dolaylı yollardan da olsa adınızı duymak çok güzel ama sizi küçükte olsa projelerde görmek istiyorum. Filiz Akın’la gitti sinema ve oyunculuk piyasası çoluk çocuğa kaldı. Bu dizi yapımcılarını da anlamıyorum ben. Neden bu özel oyuncuları görmez, tanımaz, kullanmaz... Vallahi anlamıyorum.

Lozan Mübadelesi film oluyor

Lozan Mübadelesi’nin 100. yıldönümüne ithafen bir kısmı İzmir’de diğer kısmı Mersin’in Tarsus ilçesi sokaklarında ve İhsaniye Mahallesi Melemez Köyü’nde çekilecek olan “Paramparça” isimli film projesinin hazırlıkları tamamlandı. Projenin yönetmeni Dr. Nurdan Tümbek Tekeoğlu kariyerinin ikinci mübadele filmi olan bu konuya önem vermesini “Hep acılar, zorunlu terkedişler, parçalanmış aileler, üzüntüler, sil baştan başlayan yaşam mücadeleleri. Gerçekten çok zor. Sanırım bu zorlu hikayeler bizim genlerimize işledi.” sözleriyle açıklıyor.

Tekeoğlu, “Lozan mübadelesinin 100. Yıldönümüne yönelik bir film hazırlığına giriştik. Filmimizin ismİ “Paramparça”. Duayen sanatçımız Selda Akkor, yine bizimle. Filmi 2021’de çekeceğiz ve 2023 Ocak ayı itibarıyla gösterimlerimizi yapacağız. Filmim için çekim harcamalarına destek olsun diye Fongogo Kitlesel Fonlama Sitesi’nde kampanya başlattım” diyerek filminin fonunu da kendi şartlarıyla bulacağını söyledi.

Proje gönüllü fonlama sistemi ile hazırlanacak

“Masraflı bir film ve Mersin ile İzmir’de çekeceğiz. Herkes’ten destek bekliyoruz.” diyen “Paramparça” filminin yönetmeni Dr. Nurdan Tümbek Tekeoğlu’nun bu önemli tarihsel konuyu işleyeceği filmine destek olmak için https://fongogo.com/Project/paramparca-2 sitesine girin ve gönlünüzden ne koparsa verin. İyi ki bu gönüllü fon toplayan sistemler var. Böylece geçmişte imece ile yapılan destekler şimdi online ortamda yapılıyor.  Proje için gerekli fon yüz bin lira. Ben bu yazıyı yazdığım sırada 31 bin 200 TL toplanmıştı. Sanata birey bazında destek vermek isteyenler bu linki tıklayabilir, ben, bu projenin fonlanmasına destek olalım derim.

İspanyol Gribi “Saraydan Kız Kaçırma” operasında

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, yeni bir yorumla W.A.Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operasını İstanbul Opera Festivali kapsamında İstanbullu sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Caner Akın’ın rejisi ve Tan Sağtürk’ün koreografisi ile yeniden hayat bulacak olan “Saraydan Kız Kaçırma”, konunun orijinal haline sadık kalarak hazırlandı. Konu revize edilirken tarihin önemli pandemilerinden biri olan “1918 İspanyol Gribi” ne de değinildi.

Sosyal mesafenin, hijyenin ve maske takmanın önemi, İspanyol gribindeki gibi bugün de koronavirüs pandemisinde önemli bir faktör. Rejisör Caner Akın, eserde bu önemli detayları işlerken, Türklerin kin tutmak yerine merhamete önem vermesine de vurgu yapıyor.

26 ve 27 Eylül tarihlerinde, Arkeoloji Müzeleri bahçesinde sergilenecek oyunda orkestra şefi Murat Cem Orhan’ın yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası eşlik edecek. Eserde dünyanın dört bir yanında ülkemizi temsil eden solistlerle birlikte esere yeni bir yorum getiriliyor.

Çok samimi söyleyeyim, 2020 yılı iğrenç geçti ve geçiyor. Ne bir kültürel aktiviteye katılabildim ne de başka bir etkinliğe gidebildim. Hepimiz asosyalleştik, oduna döndük. Bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum ama bu Kovid-19 pandemisinin toplumu kültür ve sanattan uzaklaştırmasının faturası bu topluma çok ağır olacak. Bunu zamanla göreceğiz. Böyle etkinlikleri duyunca mutlu oluyorum, fırsat bulup arada gitmek lazım. Tabii ki bunlar da yasaklanmazsa.