HAYVAN KORUMA POLİSİ!

ARZU ERDOĞRAL 01 Oca 2020

Adalar'da faytonun kaldırılacağını sözünü veren Ekrem İmamoğlu, Adalıların talebi üzerine fayton kalkıyor, 35 adet turistik fayton kalacak." açıklamasını yaptı.

Atlar, faytona mahkum edildikten bu yana fayton kazalarında ölümcül darbeler aldıklarında kıvranarak ya da güçsüzleştiklerinde ormana terk edildikleri için can veriyor.

Yaşam süreleri 25 yıl olan atların fayton eziyetinden dolayı ömürleri 2 yıla kadar kısalıyor.

Ruam hastalığının ortaya çıkmasından dolayı Adalar’da fayton kullanımının 3 ay boyunca durdurulmasına tepki gösteren İstanbul Faytoncular Odası Başkanı Hıdır Ünal, “Eğer bizimle masaya oturmazlarsa açlık grevine girer atları da salarız. Nereye gitmiş, hangi bahçeye gitmiş, bizim yapabileceğimiz bir şey kalmıyor” dedi. Bu açıklama başlı başına o atlara verdikleri değeri gösteriyor.

Adalar’da faytonun kaldırılacağını sözünü veren Ekrem İmamoğlu, Adalıların talebi üzerine fayton kalkıyor, 35 adet turistik fayton kalacak." açıklamasını yaptı.

Yani fayton zulmü yine tamamen sonlanmayacak.

Geçtiğimiz hafta bu konuyu konuşurken Hatay'ın Hassa ilçesinde zehirlendiği iddia edilen bir köpeğin can verirken sosyal medyada görüntülerini görmek vicdan sahibi her insan için büyük bir acıydı.

Şahsen bu olayın ardından uzun bir süre kendime gelemedim. Böylesine bir vahşeti gerçekleştiren her kim ya da kimlerse ha bir insan öldürmüş ha bir hayvan hiç fark etmiyor.

Daha önce yine bu köşeden “Hayvan hakları yasası neyi bekliyor?” başlığı ile bir yazı kaleme alarak TBMM Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı Mustafa Yel ile konuşmamı sizler ile paylaşmıştım.

Sayın Yel’i tekrar arayarak son durumu sordum.

Raporu 21 Ekim’de tamamladıklarını ve 22 Ekim’de de meclis başkanlığına sunduklarını söyleyen AK Partili Mustafa Yel, bundan sonra da yasa değişikliğiyle ilgili bölümü, bu ocak ayı içerisinde öncelikle komisyona oradan da Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna, akabinde de Genel Kurula getirip,  en geç şubat ayı içerisinde yasalaşmasını umduklarını söyledi.

Yel’e raporda öne çıkan başlıkları sordum.

Mustafa Yel, mevcut kanunda hayvanların sadece bir mal ve eşya gibi göründüğünü, bunun canlı olarak değiştirilmesi konusuna vurgu yaptıklarını ifade etti.

“Şimdiye kadar cezalar, kabahatler kanununa göre idari para cezası şeklinde veriliyordu. Biz bunu Türk Ceza Kanununa göre hapis cezası şeklinde pek çok suçun değerlendirilmesi gerektiğini raporumuza yazdık ve bunun da infazının geciktirilmemesi, mutlaka zamanında uygulanması konusuna dikkat çektik” diyen Yel, belediyelere yönelikte önemli açıklamalar yaptı.

Yel, “Nasıl ki suyu akıtmak bir belediyenin görevi ise hayvan hakları ihlallerini ortadan kaldırmakta belediyelerin görevleri olacak ve görev yapmayanlar hakkında 4483 sayılı kanuna göre de kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanuna göre de soruşturma başlatılacak. Daha sonra da görev ihmali veya görevi kötüye kullanma varsa da adli soruşturma başlatılacak.” dedi.

Belediyelerin bir önceki gerçekleşmiş bütçelerinin yüzde 1’ ini hayvan hakları konusuna ayırmalarının zorunlu hale getirilmesini istediklerini ifade eden Yel,  “Belediye başkanı benim param yok, şu bu diye bir bahane bulmasın. Tüm bahaneleri ortadan kaldırıyoruz. Genel merkezin destekleyeceği bir hayvan hakları fonu kurulmasını öneriyoruz. Çevre vergileri ve emlak vergilerinden de kesintiye uğratılarak ve bunun haricinde yine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da yönetilen bir fon olmasını buradan da gerekli olan hem belediyelerin hem diğer idarelere de para aktarılmasını özellikle talep ediyoruz.” şeklinde konuştu.

“Bir hayvan koruma polisi, jandarma ve zabıta yani bir hayvan koruma kolluğu olmalı.” sözleri de dikkat çeken Yel, “İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile de görüştüğümde o da bu konuya ilgi gösterdi, olabilirliğinden bahsetti.” ifadelerini kullandı.

Aslında Mustafa Yel, hayvan haklarına yönelik yapılması düşünülen daha birçok şey anlattı.

Tavsiyem o ki Sayın Yel’i gazeteci arkadaşlarımız TV’lere konuk etmeli ki hayvan haklarına yönelik yapılacak her şey duyulsun.

Hayvanlara eziyet haberlerinin ardından Yel’in anlattıklarını dinlemek hayvan hakları konusunda umutlarımı artırdı.

Bu umuda hakikaten çok ihtiyacımız var.