HAZİRAN NELER GETİRECEK?

Fehmi KETENCİ 04 Haz 2022

Futbolumuzda haziran ayı birçok beklentinin çözüme ulaştırılacağı aydır.

     Futbolumuzda haziran ayı birçok beklentinin çözüme ulaştırılacağı aydır. Bir yıl süren amansız mücadeleden sonra Şampiyon Takım, Avrupa yolcuları. Ligden düşenler ve Süper Lig’e çıkan takımlar belli olmuştur. Şimdi ise; yeni dönem için yoğun kadro mühendisliği çalışmalarının yanı sıra, yeni hedeflere yelken açabilmek için yapılanma,stratejilerine  yoğunlaşıldığı aydır haziran ayı.

     2021-2022 Sezonu’na girerken, Super Ligd eki değişimin en dikkat çekeni; İstanbul takımlarının sayısının sekize yükselmesidir. Süper Lige yükselen üç takmın ikisi, yine İstanbul takımı. Çok eski yıllarda olduğu gibi. Süper Ligimizde, İstanbul ve Anadolu takımlarının bölgeselleşmesind en ve çekişmesinden sözedilecek bir  sezonu yaşayacağız.. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Başakşehir, Kasımpaşa ve Fatih Karagümrük’e. Bu dönem Süper Lige yükselen iki İstanbul takımı Ümraniyespor ve İstanbulspor’un eklenmesiyle Süper Lig neredeyse yarısının İstanbul takımlarından oluştuğu iki bloklu bir yapıya dönüştü, Kısacası, İstanbul-Anadolu mücadelesi bu yıl kendisini yoğun şekilde hissettirecek bir Süper Lig izleyeceğiz. Ancak, bu kez Anadolu-İstanbul arasındaki farklılık eskisi gibi değil. Anadolu takımları da maddi olarak iyice güçlenmiş durumdalar ve iyi kadrolarla Süper Lig’de mücadele ediyorlar. Görelim bakalım neler yaşayacağız.

      Akıllarda kalan birçok olayı, TFF yönetimi, özellikle de MHK yönetimi ve hakem atamalarında yaşananlarının yanı sıra, bir iki yıldır iyice kronik sorun haline gelen VAR ve sahadaki hakemler uyumsuzluklarının karşılaşmaların önüne geçmeyeceği bir Süper Lig yaşamamız umuduyla yeni dönemden beklentilerimize kavuşuruz. 

     Öncelikle, anlayış ve uygulamalarda eski hatalarımızdan ayıklanmış bir yapıyı oluşturmalıyız. Futbolumuz özellikle ulusal takımımızı düştüğü durmundan, marka değerini iyice kaybettiren, Avrupa’da C ligindeki durumumuzdan kurtaracak, teknik kadro ve dahaiyi seçilecek oyuncularla (Türkiye Liglerinde bu kadronun yarısının yerine alınması gereken birçok oyuncu var. Tabii görülebilirse), acemice yapılanma stratejilerinden kurtulan, eski marka değerini yakalayabileceğimiz bir dönemi hayal ediyoruz.

     Ulusal takımımızı teslim etiklerimize bakın. Yönetim kurulu sorumlusu ve onun getirdiği Teknik sorumlu, iddialara göre uzaktan telkinlerle belirlenen ulusal takım oyuncu seçimi ile biz hala C grubunda mücadele etmeye mahkum olmayız inşallah. Umarım bu sıralarda yapılacak TFF ve Kurulları seçimi sonrasında bu yanlışların farkına  varılır ve baştan aşağıya bir değişim olur. Öncelikle, şu anki tüm ulusal takım sorumlularının, başta ulusal takım içinde yıllardır kadrola rda çöreklenmiş Ümit ve Genç takımlar sorumlularından kurtulacağımız yeni bir yapı oluşturulur. 

     Ulusal takım sorumlumuz Stefan Kuntz’un son söylediklerine bakınız; "Orta saha için seçtiğimiz isimler Mert Hakan'dan biraz üstünlerdi. Onun için de kapıyı kapatmak istemiyorum. İrfan Can içinde kapımız açık. Aralarında çok küçük farklar oluyor (o küçük farkları söylese, biz de bilsek’) ve bu küçük farklar üstünden karar vermek durumunda oluyoruz. Kadro tercihinde benim için tek önemli kriter performans (neden şaşırmadım ki). Karar aşamasında oyuncunun oynadığı kulüp benim için önemli değil."

     Süper Ligin son onaltı karşılaşmasında en formda takımı ve en çok puan ve galibiyet alan Fenerbahçe ve o takımın orta sahasının bel kemikleri; Mert Haken ve İrfan Can Kahveci form olarak ulusal takıma çağrılanlardan daha gerideymiş. Aynı şekilde Fatih Karagümrük’de formunun zirvesindeki Emre Mor da form olarak takımdakilerden daha gerideymiş. Şu anda takımda sürekli yer bulanlardan bazıları kendi takımlarında genellikle kadroya giremiyorlar.

     Türkiye’de yerli hocaların hemen hemen hepsi, ulusal takımı teslim ettiğimiz Stefan Kuntz’dan çok daha iyiler. Türk futbolcusunu, Avrupa’da top koşturan gurbetçi futbolcularımızı ulusal takım teknik direktörümüz Kuntz’dan çok daha iyi tanıyorlar. 

İnanıyorum ki, onlar bu kadrodan çok daha iyisini kurarlardı.

     Geriye doğru baktığımızda, bu kadar tutarsızlıkların yaşandığı, bünyesinde birçok soru işaretini barındırdığı, üst düzey yönetim zaafları nedeniye konuşulan ve konuşulmaya devam edilecek böyle bir dönem hiç ama hiç yaşanmamıştı. Futbol gibi bir markayı yönetme konusunda olabildiğince beceriksizce oluşumların yaşandığı bu dönemde neler oldu neler.

     Umarım haziran ayı TFF ve Kurulları seçimleri sonrasında yeni yapılanma döneminde olmazsa olmaz tutkumuz, markamız futbolumuza eski değerine kazandırılır.