jenerik mobil


HEDİYELİK SAMURAY KILICI!

Akli dengesi bozuk biri, neden evine kaçıp kılıcı yıkıyor.

Adı Başak Cengiz.

27 yaşında gencecik kız.

Ankara'da yaşıyor, bir inşaat firmasında çalışıyor, nişanlısı var.

Çalıştığı firma, genç kadını İstanbul'a görevli olarak geçici bir süre için gönderiyor.

Başak İstanbul'da yaşamaya başlıyor ve Ataşehir'de bir otelde kalıyor.

Ve 4 gün önce.

Ataşehir'de caddede yürürken;

Hayatında hiç görmediği, bilmediği, tanımadığı bir adam karşısına çıkıyor.

Elinde samuray kılıcı var.

Adam kadının üzerine saldırıyor, başlıyor kılıcı sallamaya.

Defalarca kılıcı kadına saplıyor.

Başak kanlar içinde yere yığılıyor ve katil adam yerde yatan genç kadına kılıcı saplamaya devam ediyor.

Ve elinde kanlı kılıcı, orada yakında yaşadığı lüks sitedeki evine kaçıyor.

Kılıcını yıkıyor.

Ve sonra yakalanıyor.

Katil adamın ilk ifadesini alıyorlar, "Evden çıkarken birini öldürmeyi plânlamıştım. Bir erkeğe saldırsaydım karşı koyabilirdi. Bu nedenle bir kadını öldürmeye karar verdim" diyor.

Şimdi adam için akli dengesi bozuk diyorlar.

Ama bir doktor raporu yok.

Akli dengesi bozuk biri, neden evine kaçıp kılıcı yıkıyor.

Akli dengesi bozuk ise bir erkeğe saldırsaydı başına ne geleceğini düşünerek, en iyisi kadın olsun diyor ve kadın seçiyor. 

İnternette samuray kılıcı seçip sipariş veriyor.

Bence akli dengesinde zerre bozukluğu yok 

Uzun zamanlardır samuray filmleri izlermiş. Etkisi altında kalmış diyorlar. 

Samuray kılıcı satmak yasakmış.

İmalatı bile yasakmış.

Ama internet siteleri ve hediyelik eşya satan dükkanları bu kılıcı "hediye eşya" diye satıyor.

Hukukçulara göre kılıç ve benzeri silahların satışı,1953 yılından beri yasak.

Kılıç satanlara 6 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası varmış. 

Kılıcı hediyelik eşya diye gösterip sıyırıyorlarmış.

Bu nasıl hediyelik.

Alıcı kim, bilinmiyor, yaşı kaç, akli dengesi yerinde mi kimse bilmiyor. 

Vah vah.

Gencecik kız pisi pisine hiç yok uğruna öldü.

Kılıcı satanın cezası belli, bu katilin akli dengesi bozuk diye rapor alırsa bunun cezası hiç yok.

Katilin annesi avukat ve diyor ki; "14 yaşından beri tedavi olması gerektiğini söylüyorum".

Eh annesi sensin sen tedavi ettireceksin, başka kim ettirecek ki.

Neresinden dinlesen, ne anlasan elinde kalır, felaket bir hikaye.

Ya Başak'ın annesi ne yapsın, feryat figan tabut üzerine kapanmış, ağlıyor kadın.

Anne, kızının mezarının başında, toprağından ayrılmamış köklü bir ağaç gibi, kalakalmış.

Gözlerinde, artık ömrünün tamamını kaplayan hüznün kara toprakla buluşmuş acısı var.

Çocuklar bu dünya da yalnız yolculuğumuzun değerli varlıklarıdır. 

Her çocuk önce Allah'a,  sonra ana babasına, sonra hayata emanettir.

Çocuklar ölüme emanet olamazlar. 

Bir anne çocuğu, başka  bir annenin çocuğuna o kadar büyük kötülük yaptı ki…

Yaşam hakkını elinden aldı.

Bazen insan kendini aciz hissediyor.

O caddede birileri  çıksaydı, bu katili yere yatırıp elinden kılıcı alıp, bir güzel dayak atsaydı.

Bak katilin teki.

Gencecik kadının hayallerini, ümitlerini, umutlarını elinden aldı.

Kör kuyuya sarkıtılmış bir ip, yürekten atılmış, can simitlerine, sarılmaya ne kadar da ihtiyacımız var.

Ah canım Başak, ne kadar güzelsin.

Ne kadar çok suçlu var, senin dışında 

Allah rahmet eylesin nasıl diyeceğiz, bilmiyorum. 

Funda'nın aklındakiler!

... Oyuncu Tuba Büyüküstün'ün  9 yaşında ikiz kızları var.

Tuba anlatıyor.

Biri teknoloji uzmanı,

Diğeri benim gibi neden kimse birbirine mektup yazmıyor diye ağlıyor.

Teknoloji odaklı olan çocuğa ne diyelim, onun işi kolay, duygu aramayacak ve yorulmayacak, yolu açık olsun.

Neden kimse birbirine mektup yazmıyor diye ağlayan diğer kız çocuğuna ne diyelim.

Bak duygusal kız;

Mektup kalıcı bir şeydir, yıllarca saklarsın şimdi kalıcı, kardeşlik kalmıyor, eş kalmıyor, atlama kalmıyor, ilişki kalmıyormuş, mektubu olsun. 

Mektup yazmak emek ister, kimsenin kimseye emeği yok ki, ya da  emeği olanın kıymetini bilen yok ki.

Şimdi iki kelimeyi bir araya getirmekte çok zorlanıyorlar. 

Kelimeler, cümleler, deyimler kavram kargaşası içinde, kimsenin umuru değil.

Herkes biri bana ne yazdı diye; uzun uzun satırlar okuyamıyor. 

Yazılan ne var ki, aslında hiç yok ki,  ne okuyacaksın.

WhatsApp’ta bile, kestirme, harf atlayarak, emoji kullanarak, dandik dandik yazıyorlar. 

Bazen o dandikleri yazmak yerine, kolay olsun diye, dandik sesli mesaj bırakıyorlar.

Bazen uzun zamandır sesini duymadığın, unuttuğun insanlar oluyor. 

Kimi uyduruk yazıyor.

Kimi uyduruk sesini bırakıyor.

Kimsenin kimseye vakti yok havasında.

Vakit var, hepsi yalancı da.

Bu dandik satırlarla, dandik insanlarla, dandik ömürler geçiriyorlar, kimse farkında değil.

Sonuç dandik, uyduruk, samimiyetsiz hayat.

Funda'nın aklındakiler!

... Sosyetenin ünlü isimlerinden Feryal Gülman ve Kemal Gülman kaç sene oldu bilmem boşanma davası içindeler. 

Kadın yaş farkı ile evlendiği kocasının kendisini aldattığını söyleyerek boşanma davası açmıştı. 

Mal çok olunca, yani dava konusu 200 milyon olunca dava sürdükçe sürdü.

Adam 86 yaşında falan.

Yine genç sevgilisi var.

Geçen hafta inanması çok zor bir olay gerçekleşiyor.

Nice - İstanbul uçağında Feryal Hanım, kocası Kemal Bey ve sevgilisi denk geliyor.

Ve ne tesadüf ki, uçakta Feryal Hanım ve Kemal Bey yan yana, sevgili arka koltukta oturuyor.

Feryal Hanım, hostese yerimi değiştirelim diyor ama hostes bir şey yapamıyor.

Yol boyu hiç konuşmuyorlar.

Sevgili kız, başı önünde yol boyu film izliyor.

Şimdi ben, bu olayda size yalanları tek tek yazayım.

Check-in için kontuara beraber giden ikiliye, ayrı ayrı yer vermezler.

Zaten bu ikili yan yana koltuk  talep eder, orası olmazsa arka koltuğu ya da başka koltukları ister. 

Feryal Hanım ile yan yana koltuğa denk gelmesi, hayatın doğal akışına aykırıdır.

Feryal Hanım, bunu mutlaka plânlı yapmıştır.

Bunlar birbirini uçuş öncesi business bekleme salonunda görmediler mi?

Uçuştan vazgeçersin… Yine de o adamın yanına oturmazsın.

En kötüsü arkaya sevgiliye uzanıp, kız sevgili yer değiştirelim, ben bu adama tahammül edemem, dersiniz.

Bence; 

Feryal Hanım, uzun zaman plan yaptı, adamın yan koltuğunu aldı, sevgiliyi arka koltuğa attı.

Uçak inişine, magazinci muhabir arkadaşları çağırdı.

Sonra televizyon magazin masaları haber yaptı, onlara bağlandı ve olmayan durumu anlattı.

Valla bence de bravo, iyi yaptınız.

Ama doğruyu anlatın, diğerine gerek yok, kimse aptal değil, daha çok alkış alırsınız.

Çok açık.

Esas benim yerim burası der gibi intikam almışsınız.