HOMO, HOMİNİ, LUPUS

Geçtiğimiz pazar gecesi 2019'un son Süper Lig maçı olan Rizespor-Fenerbahçe maçı oynanırken ajansların geçtiği flaş haberle duyduk ve kulaklarımıza inanamadık.

İnsanın kurdu, insan diye çevirilince daha anlamlı ama bize de öğretilen yaygın şekliyle söylersek; insan, insanın kurdudur.

Bu sözü doğrulayan onlarca, yüzlerce vak’ayı hepimiz kendi kişisel tarihimizde bile hatırlarız. Bu sözü bize son hatırlatan ise Trabzonspor yönetiminin başarılı hocaları Ünal Karaman’ın görevine son vermesi oldu.

Geçtiğimiz pazar gecesi 2019’un son Süper Lig maçı olan Rizespor-Fenerbahçe maçı oynanırken ajansların geçtiği flaş haberle duyduk ve kulaklarımıza inanamadık. Ünal Karaman Hoca; iki senedir Trabzon gibi zor bir camiada olabilecek en üst standartta bir yapılanmaya gitmiş, özellikle kişilikli oyun tarzı ve altyapıdan devşirdiği değerlerle futbolun hem yarışmacı hem de yetiştirici tarafını aynı anda yürütebileceğini hepimize göstermiş ve mutlu etmişti.

Konyaspor’la oynanan maçtan sonra Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun oyun kalitesi hakkında sarf ettiği sözlerle ayyuka çıkan gerilimde Ünal Hoca oldukça alttan alan bir üslubu tercih etmiş ve “gidip de gelmemek var” mealinde sözler sarf ederek rahatsızlığını ilk defa kamuoyu ile paylaşmıştı. İlk yarının son maçı olan 6-2’lik Kayserispor maçından sonra ise Ünal Hoca bu defa alttan alan üslubu bir kenara bırakıp bodoslama olarak “ezmeye çalışanların boğazına takılırım” deyip âdeta “şah çekti”.

Ünal Hoca 30 Mayıs 2018’den bugüne kadar Bordo-Mavililerin başında sahaya çıktığı 71 maçın 36’sında galip geldi, 18’inde berabere kaldı ve 17’sinde mağlup oldu. Bu sezonun ilk yarısını da 32 puanla Sivasspor ve İBFK/Başakşehir’in ardından üçüncü sırada tamamladı. Sakat futbolcuların yavaş yavaş takıma katılıp tempo bulması için devre arası kampını dört gözle bekleyen Ünal Hoca, ne oldu da bir-iki demeçle kapının önüne konacak duruma geldi anlamak mümkün değil!

Elindeki bütçe ve malzeme ile yapılabileceğin maksimumunu yaptığı konusunda tüm kamuoyu hemfikir olmasına rağmen “idare” konusunda sıkıntılar yaşadığı anlaşılıyor. Elimizde dedikodudan başka veri olmadığı için sağlıklı bir analiz yapmak mümkün olmamakla birlikte; takımını mükemmelen yönetmesine rağmen patronu olan kulüp yönetimini idare etmekte yaşadığı sıkıntının süreci bu noktaya getirmiş olabileceğini öngörüyoruz. İlm-i siyaset veya officê politiquê’te ilk ders “durumu okumak”tır. “Ortamın dinamiklerini ve karar vericilerin sistematiklerini anlayabildiğiniz oranda başarıyı sürdürebilirsiniz” der konunun uzmanı hocalarımız.

Zamanında Galatasaray Başkanı Ünal Aysal da Fatih Hoca için “eleman” demişti hatırlarsınız. Yönetimlerle hocalar arasında bu türden yaklaşım farklılıkları olabiliyor. Ahmet Ağaoğlu aristokrat bir insan. Golf Federasyonu Başkanlığı, turizm yatırımları gibi yüksek standartların geçerli olduğu bir çevreden geliyor ve Trabzonspor için elini taşın altına sokuyor. (Bir nevi Ali Koç gibi o da.) Diğer bazı başkanlar gibi tanınmak ve çevre edinmek için değil düpedüz hizmet etmek için işini gücünü bırakıp iğneli fıçı sayılabilecek kulüp başkanlığını kabul ediyor ve tarzı oldukça “buyurgan”. Ünal Hoca da tam bir Anadolu Çocuğu. Dişiyle tırnağıyla kazıyarak yükseklere doğru tırmanıyor ve performansı her geçen sene daha da artarak büyüyor. Bu başarının verdiği öz güvenle de “dik”. Meşhur horondaki gibi hep dik ve dikine oynuyor oyunu.

Sivas, Başakşehir, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş camiaları bu operasyonu ellerini ovuştura ovuştura izliyorlar ve hallerinden memnunlar. Eğer Karadeniz’in ağır abileri duruma vaziyet edip raconu kesmezlerse geri dönüş pek mümkün değil. İnşallah yanılırız. Ünal Hoca ile Trabzon arasındaki doku uyumu şahsi bazı değerlendirmelerle ziyan edilemeyecek kadar değerli.

2020 senesinde hepimize sağlık ve afiyetler diliyoruz.