Youtube_TT_İmaj


​İSTANBUL'UM SENİ NEYLEMELİ!

Fehmi KETENCİ 14 Oca 2018

Geçtiğimiz hafta, "Ah Canım İstanbul'um" başlıklı yazımda yabancı gözüyle İstanbul'dan yansıyan fotoğraftaki görüntüleri ve özellikle de giderek olumsuz düşüncelerin yoğunlaştığı yorumları dile getirmiş ve şöyle bir bölümle girişi özetlemeye çalışmıştım.

      Geçtiğimiz hafta, “Ah Canım İstanbul’um” başlıklı yazımda yabancı gözüyle İstanbul’dan yansıyan fotoğraftaki görüntüleri ve özellikle de giderek olumsuz düşüncelerin yoğunlaştığı yorumları dile getirmiş ve şöyle bir bölümle girişi özetlemeye çalışmıştım.

      “...Dünyanın en büyük ve de en güzel metropollerinden biri, tarih ve turizm cenneti, yüzyıllardan gelen kültür varlıkları zengini “Güzel İstanbul’um” ile ilgili yine bir kaç şey yazmak geldi içimden. Aslında yazacak o kadar çok şey var ki. Yıllardır hem tarihçiler, hem İstanbul’u anlatan öykü yazarları, neler yazmadılar ki bu efsane şehir için.. 

      O güzelim tarih ve kültür şehri, uzunca yıllar, belirgin özelliklerinin yanı sıra, en çok dikkat çeken özelliklerinden birinin; muhteşem silüetinin olduğunu bilmeyen yoktur. Avrupa seyahatlerim sırasında ve Türkiye’de konuk ettiğim yabancı ülkelerden gelen konuklarımın, İstanbul’la ilgili bu gözlemlerini ve söylemek istediklerini dinlerken çok keyif alırdım.

      İstanbul’la ilgili birçok güzel şey söylerlerdi ama, en çok dikkatimi çekenlerden biri; onların gözleminde İstanbul silüeti hakkında söyledikleri idi. Onları en çok etkileyenin; tarih ve kültür varlıkları zengini bir kentin o muhteşem silueti olduğunu üstüne basa basa dile getirilerdi.

      İstanbul’da neler değişti ki, aynı arkadaşlarım yıllar sonra, geçtiğimiz yıl, İstanbul’da konuğum olduklarında hayal kırıklıklarını dile getirdiler. Bunu, bana şaşkınlıkla anlatırlarken yüzlerindeki o hüznü hissetmedim dersem yalan olur...”

      Yurt dışından İstanbul hakkında konuşanların en çok yoğunlaştıkları iki konu var ki, bunu son zamanlarda çok daha fazla dile getiriyorlar. Bundan, geçtiğimiz haftada söz etmiştim, bir kez daha söylemek isterim. 

      Bu dillere destan şehrimizin canını sıkan iki şey var ki onlar; bir türlü düzeltilemeyen ve ne zaman tam olarak rahatlayabileceği pek belirgin olamayan trafik keşmekeşi sorunu, toplu taşıma sorunu ve yıllardır yanlış yönetim ve kararlar nedeniyle bağrına saplanan gökdelenlerle o muhteşem siluetinin iyice bozulmasıdır. Özellikle tarihi ve turistik özellikleri ve gizemi nedeniyle daha çok özlem duyulan o özellikli siluetindeki bozulmaya üzüldüklerini  her zaman dile getirdiklerine rastlamak hiç de zor değil.

      Yıllardır, toplu taşımada yapılan düzenlemeler ve özellikle raylı sistem ve metro hatları bu konuda umut veren yatırımlar gibi görünse de, özellikle metro hatları konusunda çok da planlı hareket edilmediğini söylemek haksızlık olmaz. Olması gereken bölgelere henüz metro götürülememiş, toplu taşımaya daha da rahatlatacak planlama eksiklikleri ortadan kaldırılamamıştır. 

      Sabiha Gökçen Havaalanı metro hattının ne zaman biteceği belli değildir. İstanbul, Avrupa ve Anadolu yakasının Karadeniz kıyılarında yerleşim çok yoğun olmasına rağmen, hala raylı sistem ve metro hattı götürülememiştir.

      Tren hatlarının Yüksek Hızlı Tren/YHT’ne uygun hale getirilmesi konusunda oldukça iyi çalışmalar yapılmasına rağmen. YTH Anadolu bağlantısının başlangıcı olan Pendik YHT İstasyonu’na ulaşabilmek için, yakınından el sallayarak geçen Kadıköy-Tavşantepe metro hattından toplu taşıma aracı veya minibüs kullanmak tam bir planlama hatası. 

     Tavşantepe Metro Hattı’nın mutlaka Pendik YHT istasyonuna raylı sistem benzeri bir hatla bağlantısının yapılması gerekiyor.

      Avrupa Yakası daha da geride gibi. Marmaray Kazlıçeşme’de hala Halkalı’ya kadar uzayacak ama o hattaki çalışmalar yavaş gidiyor. 

      Bakırköy Deniz Otobüsü bağlantısı yok. 

      Atatürk Havaalanına giden bir metro var ama, İstanbul neredeyse Silivri’ye kadar tıka basa yerleşim alanı oldu.  

      Yeni Havalanı metrosu yapılıyormuş.

      Son gelen haberlere göre, İstanbul’da altı metro hattı inşaatı durdurulmuş. Bunların neden durdurulduğu tam olarak açıklanmadı ama, yer altında bunlara ait açılan tünellerin tehlike arz ettikleri de dile getiriliyor.

      Ah güzel İstanbul’um. Seni neylemeli!