TT_Ekim


KARIŞTIR ÇAYINI ZAMAN ERİSİN

1948 doğumlu Cahit Hacıhaliloğlu büyüğümüz emekli bir hâkim.

Akdeniz sahilinde zakkum ağaçları altında birbirine komşu iki masada oturuyorduk. İkimiz de çay makinesinden aldığımız çayları içiyorduk. Sonra masadan masaya konuşmaya başladık. Necip Fazıl’dan, Arif Nihat’tan, MTTB’den bahis açıyoruz. Bizim kuşak çile çekti, bu yüzden daha şuurluyduk diyor. 

1948 doğumlu Cahit Hacıhaliloğlu büyüğümüz emekli bir hâkim. Rahmetli Ufuk Şehri’nin arkadaşı olduğunu öğreniyorum. Küçük bir çocukken Ufuk amcanın nişan yüzüklerini tepside taşıdığımı hatırlıyorum. Telefonla haber verdiğim 34 doğumlu Erol ağa da bize katılınca masaları birleştiriyor, çayları tazeliyoruz. 

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!

Dakika düşelim, senelik paydan!

Zindanda dakika farksızdır aydan.

Karıştır çayını zaman erisin;

Köpük köpük, duman duman erisin! 

Hediye ettiği 1970 tarihli “Kültür Emperyalizmi” çalışmasını akşam okumaya başlıyorum. Kültür emperyalizmini milli kültürü yok edip, onun yerine yabancı kültürleri yayıp yerleştirme hareketi olarak tarif ediyor. Cemiyetimizdeki fikir anarşisinin nedenini sosyal yapımıza uymayan sistemlerin zorla tatbik edilmesi olarak görüyor ve “kendi milli kültürünü unutan fertler sonunda kendi milletine ihanet etme noktasına geliyor” diyor. 

Kitabı bundan elli yıl önce yazmış. O zamanlarda bir direnç var kültür konusunda. Bugün o direnç kalmadı doğrusu. Bir hukukçu neden kültürle bu kadar alakadar olmuş diye düşünüyorum. Ormancıların baktıkları zaman ağacın toprak altındaki köklerini görmesi gibi dava şuuru olan kimseler de işin kültürüne bakıyorlar. 

Zakkumların kökleri birbirine karışıyor. Köke, kültüre baktığımızda oyunu rakibin koyduğu kurallara göre oynadığımız ortaya çıkıyor. Kültür emperyalizmi her alanda hücum halinde. Bizim benzememeye ihtiyacımız var. L şeklinde hareket eden at gibi farklı bir hareket tarzına ihtiyacımız var. Satrancımız bu sebeple biraz da atranç olacak.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun Şarkışla'nın Elmalı köyündeki evi müze yapılacakmış. Elmalı köyü kaç ziyaretçi alır ki? Asıl Ankara'da bir Yazıcıoğlu müzesi açılmalı. Osman Yüksel Serdengeçti, Cahit Zarifoğlu, Ali Fuat Başgil adına bir müzemiz yok. Bir nasyonel - milli müzeye sahip olmayan Türkiye'ye bunları teklif etmek abes değildir umarım. 

Ankara'nın butik müzelere ihtiyacı var. Dünyada birçok örneği olduğu gibi kişiliği olan bazı eski apartmanlarda müzeler kurulması pekâlâ mümkün... Şehrin semtlerine ruh veren bu yapılar veya bir bölümleri müze olarak değerlendirilmeli.