Kurban_bayrm


KIRILMA NOKTASI

Mehtap DEMİR 16 Şub 2020

Eğer size emanet edilen yaşama saygınız varsa elbet; bu noktada durur, düşünür kurarsınız fikri.

Bazı anlar, olaylar vardır ki kırılma noktası diye tabir edilir.

Ciddidir… Tehlikelidir, boşuna olmaz o anlar.

Normal seviye aşılmış alarm durumuna geçilmiştir. 

Kaçamazsınız bunu görmekten,

Üzerinde düşünmeden, yazmadan, dert edinmeden geçemezseniz.  

Gözünüze perde inemez.

Eğer size emanet edilen yaşama saygınız varsa elbet; bu noktada durur, düşünür kurarsınız fikri.

Soğuyoruz, yanıyoruz, eriyoruz, susuyoruz…

Her gün daha fazla dengemiz değişiyor.

Her gün çok daha fazla duymaya başlıyoruz takside, metroda, metrobüste “bizim oraya bu sene kar, yağmur yağmadı, eski günler değişti” sözlerini…

***

“Dikkat! Son 140 yılın en sıcak ocak ayını yaşadık…”

1880’den bugüne en sıcak ocak ayı…

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi, geçtiğimiz gün kayıtlarına aldığı bu alarm durumunu paylaştı dünya ile…

Küresel ısınmanın iklim üzerindeki ciddi etkisi bu.  

Tarihi rekor diyorlar.

Yüzyılın ocak aylarının ortalaması 12 derece iken 1,14 derece üste çıkıyor.

Kuzey ve güney kutuplarındaki durum içler acısı…

Buzullar,

Kuzey Kutbu'nda “1981-2010 ortalamasının yüzde 5,3”  

Güney Kutbu'nda “ortalamanın yüzde 9,8 altında”

Diyor uzmanlar… 

Geç kalıyoruz, geç…

***

İyi ki varsın İstanbul Üniversitesi…

Müthiş bir çalışma daha.

İstanbul Üniversitesi 1928-1942 yılları arasında yayınlanan 32 gazeteyi arşivimize kazandırdı.

Tam 581 bin 106 sayfalık gazete arşivi, elektronik ortamda önümüze geliyor…

Öylesine büyük bir hizmet ki bu, ilk andan itibaren 1928’den başlayıp 42’ye kadar unuttuğumuz ya da bilmediğimiz pek çok gazetenin sayfalarında geziyorsunuz…

Bir anda 10 Mart 1935 tarihli Anadolu gazetesi çıkıyor karşımıza mesela.

Manşetinde “şiddetli muharebeler oluyor” başlığını görüyoruz. Selanik’te baş gösteren asilerden söz ediyor. Balkanlarda korkulan bir isyanı haber veriyor. Milletler Cemiyeti’nin müdahale etmesinin istendiğini yazıyor…

Sonra 1 Ağustos 1942 tarihli Ulus Gazetesi’nde köylünün hükümete olan hububat borcu anlatılıyor… 

İlerleyen sayfalarda ise Washington’da Roosvelt ile Sovyet elçisi Litvinof’un görüşmesinin ayrıntılarına yer veriliyor.

Neler yok ki…

Proje kapsamında açık erişime açılan gazeteler şöyle:

"Açık Söz, Akşam, Anadolu, Aydın, Beyoğlu, Bugün (Siyasi, İçtimai, Gündelik Gazete), Cumhuriyet, Doğu, En Son Havadis, Haber (Akşam Postası), Hakikat, Hakimiyeti Milliye, Halkın Dili, Halkın Sesi, İkdam (Halk Gazetesi), İkdam (Cumhuriyet için, Halk için), İkdam (Sabah Postası), Kurun, Milliyet, Münakaşa, Son Posta, Son Telgraf, Son Saat, Tan, Tasviri Efkar, Türk Sözü, Türk Dili, Ulus, Vakit, Vatan, Yeni Asır, Yeni Sabah." 

İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığının "Gazeteden Tarihe Bakış Projesi"ni Rektör hocamız Prof. Dr. Mahmut Ak anlatıyor:

"Merkez Kütüphane ve Nadir Eserler Kütüphanesi koleksiyonunda yer alan değerli eserlerin korunması, yıpranmasının önlenmesi, kullanımının yaygınlaştırılması, kültürel mirasın gelecek nesillere güvenli bir şekilde aktarılması ve ulusal ve uluslararası tanıtımı amacıyla Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı birçok çalışma ve proje yürütülüyor. Bu çalışmalardan biri de ‘Gazeteden Tarihe Bakış’ projesidir" 

Her şeyden önce üniversitenin öğretim üyesi olduğum için değil, bir vatandaş olarak teşekkürü borç biliyorum…

İyi ki varsın İstanbul Üniversitesi.

***

Buyrun… “Yapay Zeka”ya!

Adı, Deepfake…

Yapay Zeka’dan yararlanılarak hazırlanan bir video-program.

Ne yapıyor bu deepfake?

En basit anlatımıyla,

Orijinali üzerinde teknik oynamalarla başka bir vücut üzerine sizin baş fotonuz yerleştiriliyor.

Örneğin her an bir katliam anındaki terörist olabilirsiniz!

Ya da sözüm ona Trump oluyorsunuz, konuşturuluyorsunuz…

Gerçeğinden ayırt etmek çok güç.

Uzmanlar şöyle açıklıyor:

“Bir kişinin dudak hareketleri ve mimiklerini öğrenmek için daha önceki görüntülerinden yararlanılıyor. Dudak hareketleri ve mimikler işleniyor. Makine öğrenme teknolojisi ve yapay zekadan faydalanarak ortaya o kişin bir algoritması konuluyor. Daha sonra taklitçinin ağız hareketleri ve mimikleri ne olursa olsun hepsi taklit edilmek istenen kişinin suratında beliriyor.”

 İşte “Yapay Zeka”dan “Uluslararası kamuoyunun başına yeni bir illet” daha.

***

Hep vardı, hep var olacak… Nuray Hafiftaş...

"Gözlerimi bağışladım. Diğer organlarımı bağışlayamam çünkü şeker hastasıyım. İşe yaramaz. Görmeyenlerin halini anlamak için gözlerimi kapatıyorum ve bir odada dolaşıyorum. Bildiğim odada bile istediğim bir şeyi bulamıyorum o haldeyken. Bunun için benim gözlerim bir insana ışık olursa ne mutlu bana."

Demişti,

Nuray Hafiftaş…

Vefatının üzerinden 2 yıl geçti.

1987’deki Asker Mektubu’ndan, 2016’daki İstanbul ve Sen albümüne kadar müzik hayatında zarif bir ses, asil bir duruştu.

Neler yapmadı ki…

Tek kelimeyle, Sanatçıydı.

Her şeyden önce tam anlamıyla insandı.

Sözün özü Nuray Hafiftaş’tı o…

Rahmetle anıyoruz...

***

Günün Sözü

“Bir şeyi yapma gücümüzde saklı olan, bir şeyi yapmama gücümüzde saklıdır.” 

Aristoteles