KUZEY IRAK'TA PKK-KDP GERİLİMİ VE MUHTEMEL SONUÇLARI

Faruk AKTAŞ 30 Eki 2020

İki ay öncesine kadar yüksek perdeden açıklamalar yaparak KDP'yi tehdit eden PKK, muhtemel bir çatışmadan büyük yara alacağını gördüğü için vites düşürmeye ve alttan almaya başladı.

Kuzey Irak’ta terör örgütü PKK ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin büyük partisi KDP arasındaki gerilim giderek tırmanıyor.

Gerilimin sıcak çatışmaya dönmesi an meselesi.

İki ay öncesine kadar yüksek perdeden açıklamalar yaparak KDP’yi tehdit eden PKK, muhtemel bir çatışmadan büyük yara alacağını gördüğü için vites düşürmeye ve alttan almaya başladı.

PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, çatışma ihtimalinin çok yakın olduğunu belirterek, “Kürtler arası bir savaş yaşanırsa her şeyi kaybederiz” dedi ve gerilimin düşürülmesi için KDP lideri Mesud Barzani’nin devreye girmesini istedi.

Mesud Barzani şimdilik suskun ancak son dönemde KDP’nin üst düzey yetkililerinden ardı ardına yapılan açıklamalarda PKK sert bir şekilde eleştiriliyor.

Bu yazıda gerilimin nereden doğduğunu, bu aşamaya nasıl gelindiğini ve PKK ile KDP’nin birbirlerinden ne istediği sorularına yanıt vermeye çalışalım.

PKK ile KDP arasındaki gerilimi başlatan ilk olay geçtiğimiz yılın Temmuz ayında Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu yetkililerine yönelik saldırı oldu.

Söz konusu saldırıda Osman Köse isimli konsolosluk görevlisi şehit olurken Erbil asayişi saldırıyı düzenleyen Mazlum Dağ isimli terörist ile ona yardımcı olan bir kişiyi tutukladı.

Söz konusu teröristlerin saldırıyı PKK’nın denetimindeki Mahmur Kampı’nda organize ettiklerinin belirlenmesi üzerine Erbil yönetimi bu kampa yönelik giriş çıkışları kontrol altına almaya başladı.

PKK, Mahmur Kampı’nın kontrol altına alınma çabalarına sert tepki gösterdi.

Mahmur Kampı üzerinden yerleşim bölgelerine ulaşma imkânı kısıtlanan PKK, alternatif yollara yönelince bu yılın Mayıs ayında Peşmergeye bağlı bir birim, terör örgütünün ana karargâhının bulunduğu Kandil’in batı yakasındaki Zine Werte bölgesinde konuşlandırıldı.

PKK, yerleşim bölgeleriyle bağlantılarının kesilmesini engellediği gerekçesiyle sert bir şekilde tepki gösterdiği bu girişimi “savaş nedeni sayacağını” açıkladı.

Her iki taraf arasında karşılıklı suçlamalar devam ederken Türkiye, geçtiğimiz Haziran ayının ortalarında PKK’ya yönelik Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan adlı kapsamlı operasyonları başlattı.

Bu operasyonlar neticesinde ağır darbeler alan ve saklandıkları mağaralardan çıkamaz hale gelen terör örgütü, faaliyetlerini Irak ve Suriye sınırını birbirine bağlayan Sincar bölgesine kaydırmaya başladı.

Bunun üzerine bu bölge de Türkiye’nin operasyonlarıyla önemli ölçüde kontrol altına alınırken 9 Ekim’de Irak merkezi hükümeti ile Bölgesel Kürt Yönetimi arasında PKK’nın Sincar’dan çıkarılması konusunda bir anlaşma imzalandı.

Bu anlaşma PKK’yı daha da öfkelendirdi.

Aynı günlerde Kuzey Irak’ta, Hakkari’nin Çukurca ilçesi ile Duhok’un Amedi ilçesi arasındaki Serzêr Gümrük Kapısı Asayiş Müdürü Gazi Salih’in bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Erbil yönetimi saldırıdan sorumlu tuttuğu PKK’ye sert tepki gösterdi.

Erbil, şimdiye kadar “yabancı silahlı güç” ya da “yasadışı örgüt” olarak tanımladığı PKK için ilk kez “terör örgütü” ifadesini kullandı.

Gerilimi tırmandıran son olay geçtiğimiz hafta yaşandı.

Erbil asayişi düzenlediği operasyonlarda PKK bağlantılı 12 kişiyi gözaltına alırken, söz konusu kişilerin Kürt bölgesindeki yabancı diplomat ve iş çevrelerine yönelik saldırı hazırlığında olduğunu açıklayan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani, “PKK’nın bölgenin huzur ve güvenliğini bozmasına izin vermeyeceklerini” söyledi.

Erbil yönetimi, bir yandan kent merkezlerinde PKK’ya yönelik operasyonlarını yoğunlaştırırken kırsal alanlarda da terör örgütünün kamplarının bulunduğu alanlara Peşmerge gücü kaydırmaya hız verdi.

Şimdi Kuzey Irak’ta PKK’lı teröristlerle Peşmerge güçleri birçok noktada karşılıklı konuşlanmış durumda.

PKK, Erbil yönetiminden bu güçlerini geri çekmesini istiyor.

Erbil yönetimi ise PKK’ya “yeter artık, bölgemizi terk edin” diyor.

PKK, KDP’yi Türkiye ile iş birliği yapmakla, KDP ise PKK’yı dış güçlerin hesabına çalışarak Kürtlere zarar vermekle suçluyor.

Yukarıda belirttiğimiz üzere gelinen aşamada PKK ile Peşmerge güçleri arasında silahlı çatışmaların başlaması an meselesi.

Esasında Erbil yönetimi PKK’ya karşı harekete geçmekte oldukça geç kaldı.

PKK, on yıllardan bu yana bu bölgeyi kullanarak Türkiye’ye karşı terör saldırıları gerçekleştiriyor.

Yine IKBY’nin resmi verilerine göre PKK bugüne kadar 5 binden fazla köyü zorla boşalttırarak bu bölgelere yerleşmiş durumda.

Erbil yönetimi bugüne kadar PKK’nın bu faaliyetlerine sözlü tepkilerle yetindi.

IKBY’nin bu pasif tutumunun yanlış olduğunu, PKK’nın ileride kendi başlarına da bela olacağını bu köşede sayısız kez dile getirmiş olmamıza rağmen Erbil yönetimi bugüne kadar PKK’ya karşı somut adımlar atmaktan uzak durdu.

Şimdi PKK artık Kürt Bölgesi’nde de Türkiye’dekine benzer terör saldırılarına başlayınca Erbil yönetimi harekete geçmek zorunda kaldı.

Geç de olsa Erbil yönetiminin PKK terörünün farkına varması ve buna karşı somut adımlar atmaya başlaması olumlu gelişmeler.

Bu gelişmelerin Ankara-Erbil ilişkilerine olumlu yansımaları olacağı gibi Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda bir terör devleti kurma çabalarının önlenmesine de katkıları olacağını düşünüyorum.

Zira o bölgede ABD ve Fransa himayesinde yürütülen çabalar PKK’nın bu bölgedeki uzantısı PYD ile Kuzey Irak’taki Barzanilerin partisi KDP’ye yakın ENKS’nin birlikte hareket etmeleri üzerinden götürülüyor.

PKK ile KDP arasındaki gerilimin PYD ile ENKS arasındaki görüşmelere etkilemesi kaçınılmazdır.

KUZEY IRAK’TA PKK-KDP GERİLİMİ VE MUHTEMEL SONUÇLARI

Kuzey Irak’ta terör örgütü PKK ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin büyük partisi KDP arasındaki gerilim giderek tırmanıyor.

Gerilimin sıcak çatışmaya dönmesi an meselesi.

İki ay öncesine kadar yüksek perdeden açıklamalar yaparak KDP’yi tehdit eden PKK, muhtemel bir çatışmadan büyük yara alacağını gördüğü için vites düşürmeye ve alttan almaya başladı.

PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, çatışma ihtimalinin çok yakın olduğunu belirterek, “Kürtler arası bir savaş yaşanırsa her şeyi kaybederiz” dedi ve gerilimin düşürülmesi için KDP lideri Mesud Barzani’nin devreye girmesini istedi.

Mesud Barzani şimdilik suskun ancak son dönemde KDP’nin üst düzey yetkililerinden ardı ardına yapılan açıklamalarda PKK sert bir şekilde eleştiriliyor.

Bu yazıda gerilimin nereden doğduğunu, bu aşamaya nasıl gelindiğini ve PKK ile KDP’nin birbirlerinden ne istediği sorularına yanıt vermeye çalışalım.

PKK ile KDP arasındaki gerilimi başlatan ilk olay geçtiğimiz yılın Temmuz ayında Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu yetkililerine yönelik saldırı oldu.

Söz konusu saldırıda Osman Köse isimli konsolosluk görevlisi şehit olurken Erbil asayişi saldırıyı düzenleyen Mazlum Dağ isimli terörist ile ona yardımcı olan bir kişiyi tutukladı.

Söz konusu teröristlerin saldırıyı PKK’nın denetimindeki Mahmur Kampı’nda organize ettiklerinin belirlenmesi üzerine Erbil yönetimi bu kampa yönelik giriş çıkışları kontrol altına almaya başladı.

PKK, Mahmur Kampı’nın kontrol altına alınma çabalarına sert tepki gösterdi.

Mahmur Kampı üzerinden yerleşim bölgelerine ulaşma imkânı kısıtlanan PKK, alternatif yollara yönelince bu yılın Mayıs ayında Peşmergeye bağlı bir birim, terör örgütünün ana karargâhının bulunduğu Kandil’in batı yakasındaki Zine Werte bölgesinde konuşlandırıldı.

PKK, yerleşim bölgeleriyle bağlantılarının kesilmesini engellediği gerekçesiyle sert bir şekilde tepki gösterdiği bu girişimi “savaş nedeni sayacağını” açıkladı.

Her iki taraf arasında karşılıklı suçlamalar devam ederken Türkiye, geçtiğimiz Haziran ayının ortalarında PKK’ya yönelik Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan adlı kapsamlı operasyonları başlattı.

Bu operasyonlar neticesinde ağır darbeler alan ve saklandıkları mağaralardan çıkamaz hale gelen terör örgütü, faaliyetlerini Irak ve Suriye sınırını birbirine bağlayan Sincar bölgesine kaydırmaya başladı.

Bunun üzerine bu bölge de Türkiye’nin operasyonlarıyla önemli ölçüde kontrol altına alınırken 9 Ekim’de Irak merkezi hükümeti ile Bölgesel Kürt Yönetimi arasında PKK’nın Sincar’dan çıkarılması konusunda bir anlaşma imzalandı.

Bu anlaşma PKK’yı daha da öfkelendirdi.

Aynı günlerde Kuzey Irak’ta, Hakkari’nin Çukurca ilçesi ile Duhok’un Amedi ilçesi arasındaki Serzêr Gümrük Kapısı Asayiş Müdürü Gazi Salih’in bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Erbil yönetimi saldırıdan sorumlu tuttuğu PKK’ye sert tepki gösterdi.

Erbil, şimdiye kadar “yabancı silahlı güç” ya da “yasadışı örgüt” olarak tanımladığı PKK için ilk kez “terör örgütü” ifadesini kullandı.

Gerilimi tırmandıran son olay geçtiğimiz hafta yaşandı.

Erbil asayişi düzenlediği operasyonlarda PKK bağlantılı 12 kişiyi gözaltına alırken, söz konusu kişilerin Kürt bölgesindeki yabancı diplomat ve iş çevrelerine yönelik saldırı hazırlığında olduğunu açıklayan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani, “PKK’nın bölgenin huzur ve güvenliğini bozmasına izin vermeyeceklerini” söyledi.

Erbil yönetimi, bir yandan kent merkezlerinde PKK’ya yönelik operasyonlarını yoğunlaştırırken kırsal alanlarda da terör örgütünün kamplarının bulunduğu alanlara Peşmerge gücü kaydırmaya hız verdi.

Şimdi Kuzey Irak’ta PKK’lı teröristlerle Peşmerge güçleri birçok noktada karşılıklı konuşlanmış durumda.

PKK, Erbil yönetiminden bu güçlerini geri çekmesini istiyor.

Erbil yönetimi ise PKK’ya “yeter artık, bölgemizi terk edin” diyor.

PKK, KDP’yi Türkiye ile işbirliği yapmakla, KDP ise PKK’yı dış güçlerin hesabına çalışarak Kürtlere zarar vermekle suçluyor.

Yukarıda belirttiğimiz üzere gelinen aşamada PKK ile Peşmerge güçleri arasında silahlı çatışmaların başlaması an meselesi.

Esasında Erbil yönetimi PKK’ya karşı harekete geçmekte oldukça geç kaldı.

PKK, on yıllardan bu yana bu bölgeyi kullanarak Türkiye’ye karşı terör saldırıları gerçekleştiriyor.

Yine IKBY’nin resmi verilerine göre PKK bugüne kadar 5 binden fazla köyü zorla boşalttırarak bu bölgelere yerleşmiş durumda.

Erbil yönetimi bugüne kadar PKK’nın bu faaliyetlerine sözlü tepkilerle yetindi.

IKBY’nin bu pasif tutumunun yanlış olduğunu, PKK’nın ileride kendi başlarına da bela olacağını bu köşede sayısız kez dile getirmiş olmamıza rağmen Erbil yönetimi bugüne kadar PKK’ya karşı somut adımlar atmaktan uzak durdu.

Şimdi PKK artık Kürt Bölgesi’nde de Türkiye’dekine benzer terör saldırılarına başlayınca Erbil yönetimi harekete geçmek zorunda kaldı.

Geç de olsa Erbil yönetiminin PKK terörünün farkına varması ve buna karşı somut adımlar atmaya başlaması olumlu gelişmeler.

Bu gelişmelerin Ankara-Erbil ilişkilerine olumlu yansımaları olacağı gibi Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda bir terör devleti kurma çabalarının önlenmesine de katkıları olacağını düşünüyorum.

Zira o bölgede ABD ve Fransa himayesinde yürütülen çabalar PKK’nın bu bölgedeki uzantısı PYD ile Kuzey Irak’taki Barzanilerin partisi KDP’ye yakın ENKS’nin birlikte hareket etmeleri üzerinden götürülüyor.

PKK ile KDP arasındaki gerilimin PYD ile ENKS arasındaki görüşmelere etkilemesi kaçınılmazdır.

ENKS’nin Kuzey Irak’taki gelişmelerden ders çıkararak PKK ve onun uzantılarından uzak durması ve kendilerini Türkiye ile düşman pozisyona sokacak, Washington ve Paris’in kurmaya çalıştığı terör devleti çabalarına alet olmaktan vazgeçmeleri yararlarına olacaktır.

Ayrıca ENKS de, PKK/PYD’nin güç edindiklerinde ne tür baskı ve zulümlere başvurabileceklerini en az KDP kadar bilmektedir.

PKK ve PYD’nin hem Irak’tan hem Suriye’den tasfiye edilmesi en az Türkiye kadar KDP ve ENKS’nin de yararınadır.

KDP geç de olsa bunu anlamış görünüyor.

ENKS’nin de çok geçmeden bunu anlamasını umuyoruz.

ENKS’nin Kuzey Irak’taki gelişmelerden ders çıkararak PKK ve onun uzantılarından uzak durması ve kendilerini Türkiye ile düşman pozisyona sokacak, Washington ve Paris’in kurmaya çalıştığı terör devleti çabalarına alet olmaktan vazgeçmeleri yararlarına olacaktır.

Ayrıca ENKS de, PKK/PYD’nin güç edindiklerinde ne tür baskı ve zulümlere başvurabileceklerini en az KDP kadar bilmektedir.

PKK ve PYD’nin hem Irak’tan hem Suriye’den tasfiye edilmesi en az Türkiye kadar KDP ve ENKS’nin de yararınadır.

KDP geç de olsa bunu anlamış görünüyor.

ENKS’nin de çok geçmeden bunu anlamasını umuyoruz.