MASKE KULLANIMINA GİRİŞ 101

Ekin GÜN 05 Nis 2020

Beyaz Saray Covid-19 ile Mücadele Görev Gücünde yer alan doktorlardan Deborah Birx ise maske takmanın bir tedavi olmadığının altını çizerek maske takılması durumunda bile sosyal mesafeyi korumanın önemine dikkat çekiyor.

Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde market ve pazarlarda henüz maske yasağı kararı verilmemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cuma günü açıkladığı kararlar neticesinde bu tip yerlerde maske kullanımı zorunlu olacak.

New York Times gazetesinin araştırmasına göre cerrahi maske kullananların koronavirüse yakalanma olasılıkları yüzde 80 oranında daha az olduğu sonucuna varılmış. Elbette bilim dünyası hala daha koronavirüsün bulaşma yollarının hepsini tespit edebilmiş değil.

Beyaz Saray Covid-19 ile Mücadele Görev Gücünde yer alan doktorlardan Deborah Birx ise maske takmanın bir tedavi olmadığının altını çizerek maske takılması durumunda bile sosyal mesafeyi korumanın önemine dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Trump ise bildiğiniz gibi… Şalın maskeden daha koruyucu olduğunu iddia ediyor. İkinci koronavirüs testi de negatif çıkan Trump’a inanıp inanmamak size kalmış.

BİLİM KURULU’NA ÇAĞRI

Bu süreçte sağlık çalışanlarının özverili mücadelelerini görmezden gelmek şüphesiz insanlık dışı bir tutum olur. Sadece üç değil, her gün, her dakika alkışlasak almış oldukları riskin ne kadar büyük olduğunu tahmin bile edemeyiz.

Aynı sağlık çalışanlarını alkışlayan bizler virüs çıkmadan önce normal hayatımızı sürdürürken vücudumuzun herhangi bir yerinde şikâyet hissettiğimizde bir doktora inanmayıp doktor doktor gezmeyi de ihmal etmiyoruz.

Sadece bu konuda değil, birçok konuda da çevrenizde “her doktor başka bir şey söylüyor” lafını da çok işitmişinizdir. Fakat bu koronavirüs mevzusunda sağlık çalışanlarımıza ve bilim insanlarımıza denecek tek bir kelime yok, tüm dünya gibi onlar da bu virüsle yeni tanışıyor ve zaman içerisinde deneme yanılma yoluyla en doğru bulguları öğrenecekler.

Bunlar bir kenarda dursun… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı maske takma zorunluluğunun Bilim Kurulu önerisi olduğunu tahmin etmek güç değil. Son derece yerinde bir karar.

Ancak farklı televizyon kanallarında farklı bilim insanlarının açıklamalarını gördükçe insanın kafa karışıklığı yaşaması da çok doğal bir hale geliyor.

Kimisi “sadece hasta insanların maske kullanmasını önerirken” kimisi de “herkesin maske kullanması gerektiğini” ifade ediyordu kısa bir zaman öncesine kadar. Aklımda kalan kadarıyla en başından bu yana maske kullanmasını öneren kişi Melih Us oldu.

MASKE TAKMANIN PSİKOLOJİK AVANTAJI

Ben açıkçası maske kullanımını en başından beri doğru bulanlardanım. Koruyucu olmasından öte insanın kendisine olağanüstü bir durumda olduğunu hatırlatıyor ve sosyal mesafe kuralını da insan kendi kendine bu sayede otomatikman ayarlıyor.

Bu dönemde zorlu bir görev üstlenen Bilim Kurulu’nun Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da dediği gibi toplumu bilgilendirme adına canla başla çalıştıklarına yürekten inanıyorum. Fakat toplumun panik duygusunun çok fazla olduğu bir dönemde kafa karışıklığı yaşanmaması adına özellikle tedbir gibi konularda Bilim Kurulu’nun ağız birliği yapmasını da önemli buluyorum.

Bilim Kurulu mutlaka tüm dünyada yaşanan gelişmeleri takip ederek yapılan araştırmaları detaylı bir şekilde inceliyordur. Bu araştırmalar en azından haftalık olarak istatistiksel veri ve özet halinde toplumla paylaşılabilirse salgını yenmek adına herkes kendisine gereken payı çıkarabilir.

Dünya Sağlık Örgütü nasıl çuvalladı? (Ara Başlık)

Bu süreç sonlandığında tüm dünya emin olun ABD’nin ne kadar hazırlıksız olduğu ya da İtalya’nın bu durumu neden ciddiye almadığından öte Dünya Sağlık Örgütü’nün başarısızlığını konuşacak. En azından konuşmak zorunda.

Ülkeler salgın gibi durumlara hazırlık yapmamış olabilirler, toplumlar salgını ciddiye almış olabilirler fakat tüm dünyanın sağlığı adına konuşan bir örgütün üzgünüm ama hata yapma şansı sıfır.

Koronavirüs Çin’in Wuhan şehrinde ilk kez görüldüğünde dahi görüntüleri tüm dünya izlerken Dünya Sağlık Örgütü de izledi. Bu da yetmedi, Çin 31 Aralık günü örgüte durumu “kontrol edilebilir” olarak bildirdiğinde Dünya Sağlık Örgütü yine hareketsiz kaldı.

Şimdi de Çin’in doğru veriler vermediğini düşündüklerinden bir heyetle Çin’de inceleme yapacaklarmış. Artık çok geç. Tıpkı pandeminin geç ilan edilmesi gibi… Çin’de neler olup bittiğini herkesin izleme hakkı var ama bu örgütün izlemekten öte harekete geçme gibi fonksiyonu da var. Hiç değilse olmalı. Olmalıymış…

Birtakım komplolar… 

Koronavirüsün ortaya çıkışıyla ilgili eminim siz de benim gibi sayısız komplo okumuşsunuzdur. Bütün bunlara inanabilirsiniz, inanmayabilirsiniz, mantıklı bulabilirsiniz ya da bulmayabilirsiniz. Zaten komploda sonuç itibariyle böyle bir şey, doğruluğu hiçbir zaman kanıtlanmaz ama olay örgüsü açısından “olabilir” duygusunu sürekli yaşatır.

Dünya yerinden oynasa komplo teorisyenleri her dönemde varlığını sürdürürler. Öyle ya, alıcısı da çok değil bu tarz aptalca teorilerin.

Ben açıkçası her olayın arkasında bir şey aramayı, olayları olduğu gibi değil de farklı açıdan ele alınca insanlara “bakın sizi aydınlatıyorum” üstünlüğünü hissettirmeyi saçma buluyorum. Hiç adı sanı duyulmamış kimselere “dahi” yakıştırmasına kadar gidiyor bu süreç.

Hal böyle olunca en basit gerçekler gözden kaçıyor, en yüzeysel doğruya bile “doğru” demek şüpheli hale geliyor. Korkum o ki yakında yerçekimi kanununun olmadığı bile iddia edilecek.

Basit düşünmek adına… Salgın filmini izlemeyeniniz kaldıysa son sahnesini mutlaka izleyin, bazen basit ve doğal süreçlerin hayatın ve seleksiyonun ta kendisi olduğunu anlayacaksınız.

Pera seçkilerim…

Pera Müzesi bu süreçte etkinliklerini online olarak hizmete sunanlardan. Ben ise şunlara bayıldım…

YOUTUBE’DA SÖYLEŞİLER: Pera’nın plaj kavramı üzerine gerçekleştirdiği “İstanbul’da Deniz Sefası: Deniz Hamamından Plaja Nostalji” sergisi kapsamında “Bir Şenlikti İstanbul Plajları” adlı Selim İleri ve Zafer Toprak’ın gerçekleştirdiği söyleşiyi mutlaka öneririm.

DİJİTAL SERGİ: Hayatına underground olarak başlayıp kendine sanat akımları arasında yer bulan graffiti ve sokak sanatı beni etkileyen bir tür. Türkiye’de bunu 1990 yılından itibaren görebiliyoruz. O nedenle hemen sizi “Duvarların Dili” sergisine alalım.

ONLINE FİLM: Yüz körü olan ve kendini sanatla tanıyan “Carlotta’nın Yüzü” adlı kısa filmi şiddetle öneriyorum.

SPOTİFY: Pera Müzesi’nin spotify hesabında yer alan “Kahve Molası” çalma listesi çok güzel. Evde birçok işle uğraşırken arka fondan harika gidiyor.

KARANTİNA GÜNLÜĞÜ -2- 

İnsanın kendini keşfetmesi için bundan daha güzel bir süreç inanın olmaz. Hayatımız boyunca hep yaptığımız işi, arkadaşımızı, sevgilimizi ve eşimize ayırdığımız tanıma sürecini kendimiz için hiç yapmadığımıza inananlardanım. Oysa kendimizle ilgili bilmediğimiz ne çok şey var.

Ve genellikle bu bilmediklerimiz karşımızdakiyle olan iletişimimizi zorluyor. Elbet farkında değiliz. Karşıyı suçlamayı hem kolay hem de kaçış noktası olarak görüyoruz. Aslında yaşadığımız her yeni olaya ilişkin verdiğimiz tepkiyle kendimizi de keşfediyor ama nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyoruz. Çünkü bugüne kadar en korkunç dünyamızı bile dışarı çıkarmaya korkmuşuz.

Bu süreçte bunlarla yüzleşmekten daha iyisi yok. Hem gönüllü olarak da değil, mecburen evdeyiz ve istesek de bu durumdan “sıkılma ya da kaçma” şansımız yok. Sadece az sabır ve güç, en önemlisi ise hazır hissetmek değil, hazır hissetmek için adım atmak.

İlk adım benden olsun… Eskisi kadar insanların sorunlarını dinlemek ve onlara çözüm üretmek için kendimi yormuyorum mesela son derece net ve kısa cevaplar veriyorum, üzmüyorum da “geçer merak etme” diyorum. Farkına vardım ki başkalarının sorunlarına vakit ayırmaktan kendimin sorunlarını bile umursamamışım.