TT_Ekim


NAPOLYON-JOAQUİN PHOENİX

Oscar'lı aktör Joaquin Phoenix, usta yönetmen Ridley Scott ile ortak proje için anlaştı.

Oscar'lı aktör Joaquin Phoenix, usta yönetmen Ridley Scott ile ortak proje için anlaştı. Phoenix, 19. yüzyılda yaşayan Fransız imparatoru hakkındaki biyografik film Kitbag'de Napoleon Bonaparte'ı canlandıracak. Kitbag filmi, Napolyon’un kökenine ve karısı Josephine'le olan değişken ilişkisine odaklanacak. Geçen yıl Joker filmiyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazanan Phoenix, Walk the Line, The Master ve Gladiator performanslarıyla Akademi'ye aday gösterildi. Napolyon'u canlandıracağı filmin de Joker kadar ses getirmesi bekleniyor. Kitbag filminin çekimlerine gelecek yıl başlanacak. Proje, Scott Free yapım şirketi aracılığıyla yönetilecek ve yapımcılığını Kevin Walsh'la birlikte yönetmen Ridley Scott üstlenecek. Filmin senaryosunu da kaleme alacak olan Scott, bu görevi 2017 yapımı polisiye gerilim filmi All the Money in the World'de birlikte çalıştığı David Scarpa'yla birlikte yerine getirecek.

NAPOLYON'UN HAYATI

Phoenix'in hayat vereceği tarihi karakter Napolyon, Fransız Devrim Savaşları sırasında askeri kampanyalara liderlik etti ve 1804'ten 1814'e kadar Fransa'nın imparatoruydu. Aynı zamanda, Waterloo'da yenilmeden önce ülkeye bir dizi savaşta komutanlık yaptı. Önce Elba Adası'na, daha sonra 51 yaşındayken, 1821'de öldüğü Saint Helena'ya sürüldü.

HAYATI NASIL DAHA FARKINDA YAŞARIZ? 

Hayatın akıntısında yaşayıp giderken, tam da akıntıda gittiğimi fark etmemi sağlayan kıvılcım içsel yolculuğa çıkmamla başladı. Bu kavramın yakın çevremde de gözlemlediğim kadarıyla hem çok popüler hem de hala net olarak anlaşılmadığını görüyorum. Sadece bir kavram, bir yaklaşım, bir felsefe ile hayatın değiştiğine inanlardan değilim. Bence bizleri hazırlayan hayatta küçük damlalarımız oluyor. Dışarıdan bakıldığında pek bir şey ifade etmese de, bazen kendimiz bile nedenini bilmesek de hayattaki seçimlerimiz damla damla bizi büyük dalgaya hazırlıyor. Ve sonra son bir hamle ile o büyük dalga alıyor ve bizi büyük bir güç ile başka bir yöne götürüyor. Bazen yaşamı bir illüstratör gibi hayal etmeye kalktığımda; birinin çıkıp “Bakın elimde ne var? Harika bir şey bu!” diye bağırdığını ve dünya üzerindeki tüm insanların onun peşinden koştuğunu hayal ediyorum. Soluksuzca, tüm enerjisiyle, ellerindekini bırakıp o insanın peşinden koşan insanlar. Belki en arkadaki öndekinin elinde ne var onu bile görmeden koşuyor. Sonra başka biri çıkıyor ve bağırıyor “Benim elimdeki daha güzeli!” ve tüm insanlar bu sefer diğer tarafa koşmaya başlıyor. İster istemez peşinden koştuğumuz çok fazla sosyal ezber, politik yaklaşım, tüketim alışkanlıkları var. Evlilik gibi hayati bir meselede de, tatil yeri seçiminde de tek başımıza karar veremiyoruz. Öncelikle bir şeylerin peşinden koştuğumuzu fark etsek, durup bir soluklansak… Sonra o koştuğumuz kavrama yakından baksak ne kadarından vazgeçeriz? Aslında peşinden koşmak istediğimiz başka şeyler olduğunu fark edip ne kadarına yeni başlangıçlar yaparız

YA ÇÖZÜM 

Şu bir gerçek ki; hayatımızın alamet-i farikasını bulabilmek için farkındalığımızı artırmaya ihtiyacımız var. Farkındalık kasının artmasının kişisel gelişim şemsiyesinden çok daha büyük seçimler silsilesinden ve yaşayış biçiminden kaynaklandığını düşünüyorum. Edebiyatla iç içe olmanın, yeni şeyler öğrenmenin, farklı insanlar tanımanın, yeni bir alışkanlık edinmenin, başka hayatları gözlemlemenin, belki sabah erken kalkıp sessizlikle baş başa kalmanın bu süreçte işe yarar adımlar olduğunu söyleyebilirim.

Nitelikli farkındalığa sahip olmak, olayları yargısızca gözlemlemek ise bu sürecin sözlüğe dökülmüş hali. Duyguları yaşayışımız, zihnimizi kullanma biçimimiz birçok bilimsel araştırma konusu olmuş ve olumlu olumsuz sonuçları paylaşılmış alanlardır. Nasıl bir yaşam sürmek istediğimiz ise seçim gücünü elimize almamız ile başlıyor. İsim olarak farklı ancak amaç olarak aynı olan tüm bu aktiviteler, nihayetinde bize kendi hayatımızı şekillendirme gücünü sunmayı hedefliyor.

BEETHOVEN HAZIRLIĞI

Bestecinin 250. doğum yılı nedeniyle 2020 yılı, tüm dünyada "Beethoven yılı" olarak kabul edilip eserleri seslendirilme yarışına girildi. Adeta bir "Beethoven Çıkartması" yapacak olan İDOB, Kasım, Aralık ve Ocak ayına yayılmış kutlamalarda bestecinin liedlerinden, ikili - üçlü - dörtlülerinden oluşan oda müziğinden, senfoni ve konçertolarından örnekler verecek. Ayrıca Beethoven'ın "kardeşliği" vurgulayan tek operası "Fidelio"yu seslendirecek. Toplamda 10 kez perdelerini Beethoven ile açıp kapatacak olan İDOB, kutlamaları Süreyya Operası Sahnesi'nde gerçekleştirecek. İDOB'un "Beethoven Kutlamaları" takviminde konserler 12-14-17 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek. Operalar ise 11-15-17 Aralık (Beethoven'ın doğum günü) ve 19 Aralık tarihlerinde Fidelio operası - pandemi kuralları nedeniyle konser versiyonu - ile sanatseverlerle buluşacak. Fidelio, Ocak ayında da 3 temsil ile sahnelenmeye devam edecek.

GÜNÜN SÖZÜ

SABIR SAADETİ EBEDİ KILAR.

YUNUS EMRE