şok eylül mobil


NE YÖNE SAPARSAN SAP, YOLLAR VİRAJLI!

İnsanlar kovid sonrası, hastalık ve bulaş devam ediyor ama aldırmama duygusu içinde dolaşıp duruyor.

Sabah Güneş ışıl ışıl doğuyor.

Akşam güneş masum masum batıyor..

Hava sımsıcak.

Arada sıcaktan boğulmayalım diye, yağmur yağıyor. 

Arada serin serin esen rüzgar var.

Ağaçlar yemyeşil.

Çiçekler rengarenk açıyor.

Tohumdan ektiğim çiçekler saksıda büyüdüler ve şahaneler.

EH domatesler daha kokulu ve tatlandırıcı.

EH karpuzlar daha kırmızı ve tatlı.

EH şeftali daha yumuşak daha tatlı.

Herkes yaz telaşında, çoluğunu çocuğunu denize sokma telaşında.

İnsanlar kovid sonrası, hastalık ve bulaş devam ediyor ama aldırmama duygusu içinde dolaşıp duruyor.

Maskeler nanay, kimin umuru.

Hal böyle iken.

Öyle bir pahalılık var ki.

Öylesine bir ekonomik kriz var ki.

Eskiden insanlar sağcı solcu, diye ikiye ayrılır, bu ayrılan sınıflar kavga ederdi.

Şimdilerde oncu buncu, onun yalakası, bunun yandaşı diye kavga ediyorlar.

Ve son olarak.

Kavga şu.

Dışarıda kahve içmek, yemek yemek öylesine büyük bedellere mal oluyor ki.

O paraları ödeyenler, gidiyor yiyor içiyor ve geziyorlar.

Ve sonra bir şekilde, sosyal medyada paylaşıyorlar.

Bu defa evine tereyağ, peynir, zeytin alamayan insanlar başlıyor yazmaya.

İnanılmaz, neler yazıyorlar neler.

Çocuklarına çikolata alamayan insanlar var.

Et almak imkansız.

Süt almak imkansız.

Bir kase yoğurt, en ucuz denilen zincir markette 30 TL olmuş.

Aman böreğimi evde yaparım diyenler, evde böreklerini yapamaz oldular.

Bir avuç ceviz, bir avuç badem, fındık almak, yemek ne mümkün.

Ekmek alamayan insanlar var.

Herkes, yutkuna yutkuna evine dönüyor.

Böyle olunca alamayan alana, yiyemeyen yiyene bozuluyor.

Çok kızıyorlar.

Çok haklılar.

Ve alanlar, gezenler, yiyenler, tatil yapanlar, her şeyi öylesine herkesin gözüne sokuyorlar ki.

Harcayabilenler, öylesine anlatma merakını düşmüşler ki.

İlla aldığını, yediğini içtiğini gezdiğini söyleyecekler 

O paraları çok kolay harcıyorlarmış gibi anlatacaklar.

İnsanların gözüne sokmayın kardeşim, anlatmayın kardeşim, paylaşmayın kardeşim.

Ellerine ne geçiyor, bilmiyorum.

İnsanlar.

Çocuklar teknede Yunan adalarında geziyorlar, diyene yan yan bakıyorlar.

Dün gece bilmem ne kebapçısına gittik, 3 kişi 4.250 TL ödedik diyen insana yan yan bakıyorlar.

Saçıma 2. 500 TL verdim, keratin yaptırdım çok rahat sen de yaptır,  diyene yan yan bakıyorlar.

Herkes ama herkes para konuşuyor.

Harcayanlar, sanki harcayamayanlara anlatıyor.

Şimdi parası olanlar.

Parası olmayanlar.

Alabilecekler.

Alamayanlar.

Yiyebilenler.

Yiyemiyenler.

Hal böyle iken.

Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış.

Eskiden herkes bir yerinde güzeldi, şimdi hiç kimse hiçbir yerinde güzel değil.

Kimse kimseyi sevmiyor.

Kimse kimseye saygı duymuyor.

İlişkiler pamuk ipliğinde, bir küçük cümle bir daha o insana görmemek üzere karar aldırıyor.

Arkanı dön ve git.

Affetmek ve kabul etmek aslında birbirine çok benzer.

Ne affedebiliyorsun.

Ne kabul edebiliyorsun.

Düşündüğün şeyler sana şekil verir derler, iyi düşünmek için 5 dakika bile yetmiyor, beş dakika sonra iyilik bitiyor.

Kimse teşekkür bilmiyor.

Gelecek nasıl olacak hiç bilmiyorum.

Ama gördüğüm o ki.

Tüm yollar virajlı.

Yani.

Ne yöne saparsan sap, virajlı.

Öyle ise.

Az insan.

Az sohbet.

Kendi sırtını sıvazla, kendi omuzuna yat.

Funda’nın aklındakiler…

... Bu haber, benim yukarıda yazdığım yazımı onaylayacak türden.

Bodrum'da bir işletmeci açıklama yapmış.

"Fiyatlar 4 katı artı.

Ama biz 9-10 kat artırdık, yine de boş yerimiz yok.

20 kat artırsak yine de boş yerimiz kalmayacaktı.

İnsanlar buraya tatil yapmaya değil, buraya gelebilirimi göstermek ve kendisini çevresine kanıtlamak için geliyor".

Demiş.

İnanılmaz, değil mi.

Bu ne görgüsüzlük.

Aslında bu ne terbiyesizlik.

Caka satmak, hava basmak, ödeme gücünü göstermek, statü satın almak böyle bir şey mi? 

İnanın dünyanın en zengin adamları, asla böyle davranmıyor, böyle yaşamıyor.

Bu haydan gelen paranın, görgüsüzce yaşama anlayışı.

Zavallı insanlar.

Funda’nın aklındakiler…

... Merve hanım eski oyuncu imiş.

2014 yılında evlenmiş bir kız çocuğu var.

Kadın son 3 yıldır kocasından, kumarından uyuşturucu bağımlılığından şikayetçi.

Adamın öfke problemi var 

Kadına psikolojik ve fiziksel şiddet uyguluyormuş..

Bayramda tatile gitmişler.

8 yıllık kocasından dayak yemiş, hastaneye gitmiş ve darp raporu almış.

Çok iyi yapmış

Adam kadının çocuğu kucağında iken tekme atmış.

Kadın bayılmış, kendine geldiğinde adam yüzüne, kafasına, burnuna ve kaburgalarını yumruk atmaya devam etmiş.

Kadın 200 bin TL tazminat ile dava açmış.

Çok üzücü.

Anlayamadığım şu; 3 senedir şiddet var, bu dayakçı adam ile bayram tatiline çıkmak, bayram programı yapmak.

Nasıl bir karar.

Nasıl bir motivasyon.

Kadınları anlamak ne kadar zor, değil mi?