ÖNCE DİNLEMEK LAZIM

Ümit G. CEYLAN 02 Oca 2020

Duymak için candan gelen sese kulak vermek lazım.

MUHASEBEMİZİ YAPALIM

Her başlangıç ve yeni yıl ya da adına miladi takvim başlangıcı diyelim benim açımdan muhasebe edilmesi gereken bir eşiktir. Bir yılı, mevsimleri geride bıraktığımızda neler yaptığımızı, öğrendiğimizi tartmak bunlardan doğruları, yanlışları görmek ve bir çıkarım elde etmek gerekir. Yeni bir sayfa açmak, bu sayfada yeni heyecan ve tazelenmiş bir yaşam sevinci ile planlar yapmak, kararlar almak insanı geleceğe taşıyan adımlardır. Beynimiz kararlarımıza göre adım artırır, düşündürür. Bu vesile ile değiştirmek istediğimiz davranışlarımız varsa bundan kurtulmayı planlamak, hayatımıza yön vermek için kendimizi merkeze alarak plan yapmak en doğrusudur. Önce kendinizi mutlu ederseniz huzurlu olur ve çevreniz de aynı şekilde bundan etkilenir. O halde değişimlerin yılı olması dileğiyle herkese cesaret dolu bir 2020 yılı diliyorum.

ÖNCE DİNLEMEK LAZIM

Duymak için candan gelen sese kulak vermek lazım. Can kulağı ile dinlemek lazım ki duyduklarımızı özümüze sindirelim, sinemize alalım. Can kulağı ile dinlemeyenin duyduğu seslerin bir anlamı var mıdır? Duymaktan maksat işitmek değildir, anlamaktır. Zaten anlamak değilse canın cânı, can çekişir. Duyuş için cansız bir kulak ne işe yarar? O zaman dur ve dinle. Otur ve sessizce dinle. Etrafta her yerden canlı, cansız tüm yaratılmıştaki sesi duy. Alemden gelen sesi duy. Yaprağın hışırtısı sana ne anlatıyor? Ya rüzgâr ve güneş?  İnsan denilen bu muamma sana ne demek istiyor? İnsanı anlamak için önce dinle. Dinlemeye de önce kendinden başla. Kendini keşfet; kendini anla. Ben neyim ve neyin nesiyim de. Benim bu dünyadaki asıl görevim nedir de. Sorgula kendini. Tefekkür et, aklet sonra da otur şükret!..

Kalbinin sesini dinle

Güzel bir yürek görürsen eğer onu bırakma peşine takıl. Seni güzelliklere, yüceliklere çıkartsın. Kalplerdekini ancak Allah bilir. O da kim deme; yüzünü buruşturma. Ayetler her gün her an yeniden iniyor. Kimin payına ne düşer bilinmez. Sen kalbinin sesini dinle. Sukut ve huzurdaki sesi dinle. Güzellikleri dinle. Kulağını dedikoduya, yalana, vesvese dinlemeye alıştırma. Kalbinin reddettiğinden kaçın. Nefsini dinleme. Bir garip görürsen bir köşede selam verip geçme. Halini hatırını sor ve dinle. Yüreğinin sesine ses ol. Anlatamadıklarına sen tercüman ol. Kalbini dinle ki o seni vicdanın sesine götürsün. Vicdanından gelen sesi dinle ki; o da seni huzura götürsün.

Bizi dinleyenler var

Konuştuklarımıza dikkat etmeli kâinatın bir hesabı var duyduklarını hemen yapan, kaydeden. Bizden güzel ve latif sözler bekleyen çocuklar var. İnsanlığı kucaklayacak, kalpleri yumuşatacak, ruhları yüceltecek ve yüzleri gülümsetecek sözleri duymak isteyenler var. İnsanlık dinleyebileceği bir bilge sese muhtaç. Tarihi bize tekrar edecek bir ezberciye değil, kendi şiirlerini söyleyecek şuur sahibi, bir şaire ihtiyacı var. İnsanlık, şuurla dinleyecek kalbiyle aklını bir potada eritip yüreklere su serpecek yüce gönüllü insanlara hasret. Bizi dinleyenler var çünkü söz var, ses var. Yüreğimi dinle diye yalvaran gözler var. Aşktan anla diye kalbini eline alıp muhatabından karşılık alamayıp sonsuza kadar sağır kalanlar var. Kulaklarını herkese kapatanlar var. Kapanan kulaklara ezanı yeniden okuyup yeniden diriltecek hikmet sahiplerini dinleyecek nice sağırlar var. Bizi dinleyen yok deme. Sen can kulağıyla dinletmek istersen, candan gelen sözleri söylemeye devam et.

Dinle ve gafletten uyan

Akıllı kişi uyanmak için can kulağı ile dinler. Arif kişi ise uyandırmak için dinletir. Sözler kalpten girer elden çıkar. Yani kalpte pişer, yoğrulur ve hayır sözü dinleyen hâl dili ile uyanışa geçer. Önce anneler ninni söyler balalar dinler. Dinledikleri ile uyurlar yine uyanırlar. Dinleye dinleye büyürler er olurlar. Sözün faydalısı gafletten uyandıranıdır. Bir de şu öğüdü de vermek lazım çok konuşmakla değil çok dinlemekle bilge olunur. Bilirsin “Söz gümüş ise sükut altındır”  sözünü dinletmek istersen söylediklerini yapacaksın. Kâl ilmiyle hâl ilmini bir arada bütünleştireceksin ki ki arif olup insanları uyandırasın vesselam.

MİNİ MİNİ BİR KUŞ!..

"Mini mini bir kuş uçmuştu, pencereme konmuştu" şekliyle çocukluğumuzda ilk öğrendiğimiz şarkılardan biriydi desem masum bir gülümseme belirir yüzümüzde. Daha o zaman öğrenmiştik minik bir kuş olmanın ne demek olduğunu. Nasıl da hayatta kalırlardı karda, kışta kıyamette!.. Ne yerdi, ne içerlerdi; herşeye rağmen nasıl da "cik cik" diye öterlerdi. Kurda kuşa rızkını veren Allah, bizim gibi onları da koruyan ve kollayan Allah bütünüyle yerleştirmiş içimize merhamet duygusunu. Biz de bir serçe kuş olabilirdik mesela, bir böcek bir kelebek!.. Bir mevsimlik bir ömür bu dünyada yaşayıp da göçecek!.. Belki bir karga; ağzında taşıdığı cevizi düşürecek. Belki bir karınca bir kocaman yiyecek tanesi sırtında. Sakın tembel tembel yatıyor demeyin ağustos böceğine!.. O şarkısını çalacak ve söyleyecek çatlayana kadar. Leylekler lekirden, kurbağalar vıraklayacak; yağmur yağacak. Toprak ıslanacak. Ağaçlar meyveye duracak; bereket artacak anlayana. Hepimiz bir canız; hepimiz Allah'ın yarattıklarıyız. Rızık hepimize; kurda kuşa ve bize... Dokunalım birbirimiz; sevgi de şefkat de, merhamet de!.. Bir kaba biraz su, biraz yem koyalım; belli mi olur; minicik bir kuş penceremizde misafirimiz olur...

2020’DE MÜLTECİ OLMAK

Özellikle son on senedir mülteci kavramı çok güçlü bir şekilde günlük haberlerle hayatımızın merkezine yerleşti. Ancak bu hiçbirimizin doğrudan hayatımızı etkileyen bir sorun değil. TV haberlerinden, sosyal medyada paylaşılan görüntülerden akan bir videoyu izliyoruz o kadar. Gazeteye basılan yılın haberini çok iyi görüntü diye beğeniyoruz. Ancak ortada insan hayatı ve yaşanan dramlar var. Yurtlarından sürülen ve sadece doğal kaynakları yüzünden ülkelerini terk eden hayatlar ve altüst olan yaşamlar var. Kimler hangi hakla Afrika’da, Ortadoğu’da, Asya’da bu insanları kolayca yerlerinden edebiliyor. Bir gün belki ABD’nin zengin Newyorkluları veya İsviçrelilerin de göç edip mülteci olmak zorunda kalacaklarını görebilir miyiz? Bunu istemeyiz değil mi? Herkes doğduğu yerde yaşamaya hakkı vardır. Aynı zamanda da istediği yerde yaşamaya da hakkı vardır. O yüzden mülteci olmak buna maruz bırakılmak yaşanmadan anlaşılacak bir şey değildir. Fotoğrafta görülen bu üç mülteci Afrika’dan kim bilir hangi ülkeye gitmeye çalışırken denizden son anda kurtarılarak Batı Akdeniz'de İspanyol Donanması tarafından gemiye alınıp Malaga'ya getirilmişler. Bu üç mülteci karaya çıkmayı beklerlerken fotoğraf karesine sığdırılmışlar. Oysa ülkelerine sığamamışlar ve mülteci olmuşlardı. 2019 yılından alınan bu fotoğraf karelerindeki mülteci dramlarının 2020’de de devam edeceğini tahmin edebiliyoruz. (Fotoğraf Frankfurter Allgemeine web sitesinden alınmıştır)

ARTI – EKSİ

Artı

Karar alma mekanizmalarında gençlik

Kısa adı İKADDER olan İstanbul Kadın ve Kadın kuruluşları Derneğinin 2018 yılında yürüttüğü projenin ardından çıkan kitap tüm STK’lara rehber olacak nitelikte hazırlanmış. Gençlik alanında çalışan kuruluşların uluslararası sahada etkin olabilmeleri ve ülkemizi temsil edebilmeleri için teknik anlamda Avrupa Birliği masalarının ve İslam Birliği Teşkilatı da dahil olmak üzere çalışma yöntemleri hakkında bilgileri bulabileceğiniz önemli bir kitap olmuş. Uluslararası projelere ev sahipliği yapmanın ötesinde artık lobi yapabilecek gençleri yetiştirmeyi hedefleyen projenin ardından çıkan bu kitap Türk gençliğinin özgüveni ile birlikte Uluslararası sahada da dikkat çekici çalışmalar yapacaktır. Rehber kitabın içindeki savunuculuk bölümü çok önemli. Bu anlamda savunuculuk yapmak isteyen gençlere nerden nasıl başlayacaklarına dair yol, yöntem göstermesi bakımından önemli bir çalışma olmuş.

Eksi

Sigara örnek olabilir mi?

Üniversite hocası yemek arasında meslektaşlarına, öğrencilere tasarım etiğini nasıl örneklendirerek anlattığını büyük bir heyecanla aktarıyor. Sigara paketini ve içindeki sigaralardan yola çıkarak etik ve tasarım üzerinden örneklendirme yaptığını söylüyor. Çok zekice bir şey yapmış gibi de karşısındaki küçük kitleye yemek masasında yemek yiyen diğer personeli de dikkate almadan yüksek sesle anlatıyor. Bir etik konusu hangi derste olursa olsun Üniversite hocası tarafında sigara örneği üzerinden verilmez. Kötü bir örnek gösterecekse ancak sigarayı konu edinebilir. Hocalar, öğretmenler güzel şeyleri örnek göstermeliler.

İNSANLIKTAN ÇIKMAK

Antalya’da ev eşyası satan mağazanın birinde indirime giren çift kişilik battaniye ve yorganları alma yarışındaki vatandaşların halleri iç acıtıcıydı. Kadın, erkek birbirini ezerek üstünden atlayan koskoca insanların bu hallerini şaşkınlıkla izledim ve videonun sonunu getirmeye de dayanamadım. Bu kapitalizm denilen şey insanları zıvanadan çıkardı. Kasketli amcalar, başörtülü ablaların yerlerdeki salvoları battaniyeleri çekiştirmelerini izlerken insanlığımdan utandım. Arkadan da bir ses, ringteki boksörleri birbirine vuruşturup, seyircilerin adrenalini yükseltmeye çalışan çığırtkanlar gibi bağırıyordu. Ne ara böyle olduk, bir eşya için nasıl canavarlaştık. Alt tarafı bir yorgan, battaniye! Allah bilir evinde en az yedeğinde iki tane fazladan battaniye, yorgan vardır. İnsanlık haysiyetini ayaklar altına almayalım. İnsanlıktan çıkmayalım. Alet olmayalım.