TDV sağ 160x600


OPERASYON

Faruk AKTAŞ 26 May 2022

Mayıs 2019'da Kuzey Irak'taki terör örgütü PKK hedeflerine yönelik başlatılan Pençe operasyonlarının son halkası Pençe-Kilit operasyonu devam ederken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazartesi günü yapılan kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG'ye yönelik de yeni bir operasyon sinyali verdi.

Mayıs 2019’da Kuzey Irak’taki terör örgütü PKK hedeflerine yönelik başlatılan Pençe operasyonlarının son halkası Pençe-Kilit operasyonu devam ederken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazartesi günü yapılan kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG’ye yönelik de yeni bir operasyon sinyali verdi.

Operasyon ile ilgili ayrıntıların bugünkü MGK toplantısında masaya yatırılması bekleniyor.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunması için, ülkenin birlik, bütünlüğü ve bekâsı için ve de güvenlik endişelerinin tamamen bertaraf edilmesi için böyle bir operasyonunun er veya geç yapılması gereklidir, şarttır ve zaruridir.

Zira PKK ve Suriye uzantısı PYD/YPG unsurları yok edilmedikçe Türkiye’nin de bir bölümünü içine almayı hedefleyen güney sınırlarımızda bir terör devleti oluşturma gayretleri sona ermeyecek, aksine bu risk her geçen gün artarak devam etmektedir ve edecektir.

O nedenle operasyon kararı doğru ve yerindedir.

Kuşkusuz bu operasyonun hem askeri hem siyasi ciddi etkileri olacaktır.

Açıkça belirtmek gerekir ki, askeri yönden her ne kadar operasyonun hedefinde PKK ve YPG var ise de siyaseten en büyük hedef Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Zira yarım asırdan bu yana bu terör örgütünü kollayıp koruyan da, Suriye’de bunlara bir terör devleti zemini sağlayan da, bunun için binlerce TIR dolusu silah ve milyarlarca dolar bütçe desteği sağlayan da odur.

O nedenledir ki, Erdoğan’ın operasyon kararını açıklamasının ardından ilk ve en sert tepki ABD’den geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, böyle bir operasyondan “derin endişe duyduklarını” belirterek, bunun “bölgeyi istikrarsızlaştıracağını” savundu.

Sanki bölgede bir istikrar varmış gibi.

Bölgeyi istikrarsızlaştıranın, bölgede dökülen her damla kandan birinci derecede sorumlu olanın kendileri değilmiş gibi.

Bu açıklama da çok net bir şekilde gösteriyor ki ABD, bu operasyonun karşısında duracak, engellemek ve boşa çıkarmak için elinden geleni yapacaktır.

Ancak artık Türkiye Cumhuriyeti devleti de biliyor ki, bu bölgedeki en büyük hasmı Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Artık gelinen aşamada Türkiye, kendi bekâsı için bu hasmıyla karşı karşıya gelmekten çekinmeyecektir.

Operasyonun özellikle siyasi ön hazırlıklarının iyi ve doğru yapılması halinde, 2018’de Afrin’e yönelik başlatılan Zeytindalı Harekâtında olduğu gibi ABD’nin Türkiye’nin karşısına çıkmaktan çekinerek, terörist müttefiklerini ortada bırakma ihtimalinin oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum.

Şimdi bu çerçevede hem uluslararası koşulları hem de muhtemelen operasyonun kapsam ve sonuçlarını masaya yatırmakta yarar var.

Birincisi ABD, NATO’yu büyütmeyi ve kendi etrafında kenetlemeyi şu an birinci ve öncelikli amacı haline getirmiş durumda.

İsveç ve Finlandiya’yı NATO’ya almaya teşvik eden de yönlendiren de ABD’dir.

ABD, Türkiye’nin blokajını kaldırmak için Ankara’yı karşısına alamaz.

ABD, Suriye’de doğrudan Türkiye’nin karşısına çıkması halinde, bırakın en büyük planı olan Transatlantik İttifakı'nı güçlendirmeyi, böyle bir durumun bu ittifakın tamamen dağılmasına bile yol açacağını bilir. Washington bunu göze almaz, alamaz.

İkincisi, NATO’ya üye olmak isteyen İsveç ve Finlandiya ile bu iki ülkenin üyeliğini isteyen PKK destekçisi diğer Avrupa ülkeleri de çok fazla çıngar çıkarmaya yeltenemezler.

Üçüncüsü, Ukrayna’ya yönelik işgal savaşını sürdüren Rusya da NATO üyesi Türkiye’ye karşısına almak istemeyecektir.

Burada doğrudan değilse bile kendisine bağlı Şii milisler aracılığıyla Türkiye ile karşı karşıya gelme ihtimali olan bir tek ülke var o da İran.

Operasyonun, Rusya ve Suriye yönetimiyle eş güdüm içinde yapılması halinde İran bunu da yapamayacaktır.

Dolayısıyla iyi ve güçlü bir siyasi plan dahilinde yürütülmesi halinde operasyonun amacına ulaşma ihtimali her zamankinden çok daha yüksektir.

Gelelim operasyonun kapsam ve yöntemine.

Kanaatimce Suriye’ye yönelik bir operasyon için en iyi ve en doğru yol, Rusya ve onun güdümündeki Şam yönetimiyle kapsamlı bir anlaşmaya varmaktır.

İçinde bulunduğu koşullar, Rusya’yı böyle bir anlaşmaya her zamankinden çok daha fazla zorlayacaktır.

Rusya’nın onay verdiği bir plana Şam’ın da “olmaz” deme ihtimali yoktur.

Aksine PYD/YPG’nin denetimindeki bölgelerin alınması Moskova’nın da Şam’ın da işine gelecektir.

Bu çerçevede Suriye’nin kuzeyinden kuzeydoğusuna, oradan Irak’ın batısındaki Sincar bölgesine kadar uzanan hat üzerinde PKK/YPG’nin denetimindeki tüm bölgelere Moskova ve Şam ile eşgüdüm içinde operasyon düzenlenmesi, hatta bazı bölgelerde Suriye askeri unsurlarının öne çıkarılarak yürütülmesi sonuç alınması açısından büyük yarar sağlayacaktır.

Bu sayede, YPG unsurlarının buralardan sürüle sürüle Rakka ve çevresindeki bölgelere itilebilmesi mümkün olacaktır.

Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusu ile Irak’ın batısından koparılarak Rakka ve çevresinde sıkıştırılmış bir YPG’nin ömrü de çok uzun olmayacaktır.

Öte yandan eş zamanlı olarak Irak’taki operasyonun kapsamının genişletilerek özellikle Mahmur ve Sincar’ın da terör örgütünün denetiminden çıkarılması gerekmektedir.

Burada da yine en ciddi sorunu İran’a bağlı Haşdi Şabi unsurları ile onların arkasındaki siyasi yapıların çıkarması muhtemeldir.

Ancak geçtiğimiz Ekim ayında yapılan genel seçimlerden bu yana hâlâ bir hükümet kurulamamış olması nedeniyle ciddi bir siyasi belirsizlik olmasına karşın Irak’ın mevcut başbakanı Mustafa Kazımi’nin PKK’ya karşı Türkiye ile ortak hareket etmeye yakın olduğunu belirtmek gerek.

Aynı şekilde Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi de zaten PKK’ya karşı Türkiye’nin yanında.

Bağdat ve Erbil yönetimleriyle eş güdüm halinde hatta operasyona Irak ordu güçleriyle Peşmerge birimlerinin de dâhil edilmesi sağlanarak bu bölgenin PKK’dan temizlenmesi sağlanabilir.

Siyasi ve askeri koşulların her zamankinden çok daha uygun olduğunu düşündüğüm bu günlerde sözünü ettiğim şartlar sağlanarak başlatılıp yürütülecek kapsamlı operasyonlar sayesinde PKK tamamen bitirilemese bile kısa süre içinde Türkiye için ciddi bir tehdit olmaktan çıkarılır hale getirilebileceğini düşünüyorum.