OSMAN..

Site çalışanı Osman var.

Bodrum. 

Site çalışanı Osman var.

Osman 1985 doğumlu, sarışın, yeşil gözlü, aslan gibi, genç bir adam.

Osman çok küçük, hatırlamıyor bile, anne babası ayrılmış, baba hemen evlenmiş, anne de bırakıp gitmiş.

Babanın karısı, yani, üvey ana demeyi sevmem, üvey kadın Osman'a iyi davranmamış, sonra da bakmamış.

Babaanne Osman'ı büyütmüş.

Osman babaannesini, Allah rahmet eylesin, çok küçücük bir kadındı, boyu hiç büyümemişti, ama beni büyüttü, Allah ondan bin kere razı olsun diye anıyor.

Bir halası anan öldü demiş, bir halası anan kötü yola düştü demiş.

Bu arada, Osman'ın kendinden büyük üç abisi var, hepsi darmadağın, hiçbirini tanımıyor. 

Osman'ın aklına Müge Anlı ablası gelmemiş ki, yıllarca anasından bir haber alamamış.

Gitseydi ablası Müge'ye, on dakikada bulurdu.

Neyse.

Sonunda, olsaydı anam beni bulurdu, öldü besbelli demiş, diğerine inanmak işine gelmemiş ve öldüğüne inanmış.

17 yaşında babaannenin yanından ayrılmış, Bodrum'a gelmiş, o kapı, bu kapı, o site, bu site çalışmaya başlamış. 

Bir ara, Aydın'a babaanneyi görmeye gitmiş.

Yolda kadının birisi, seslenmiş, "yavrum ben senin annenim".

Yok abla yanlışınız var, benzettiniz beni, benim anam öldü diyor, yok diyor kadın, ben senin annenim, sen benim oğlumsun. 

Anlıyor ki bu kadın, annesi sarılıyorlar ana oğul, sanki kemikleri kırılacak, o derece yani.

Kadının bir şey diyesi yok, anlatası yok.

Osman, annemle sonra uzun uzun konuşuruz, her şeyi sorarım, o da bana anlatır diyor. 

Bir hafta sonra kadın ölüyor, cenazesinde, annesini omuzunda taşırken, annesi öldü diye değil, hiç tanıyamadığı bu kadına ağlıyor.

Hissedemedim Funda abla diyor. 

Ama beni karnında 9 ay taşıdı, doğurdu Allah razı olsun diyor.

Osman, o site bu site, ezile ezile hem çalışıp hem büyürken, dertli çilekeş çocuk olarak büyüyor.

Sabah saat 07.00.

Ben iskelede denizdeyim.

Osman 07.30 iskeleye temizlemeye geliyor.

Şezlonglar, şemsiyeler savaş alanı gibi, çöpler, bira şişeleri, fıstık, cips paketleri darmadağın, başlıyor toplamaya.

Abla bak bana cahil derler, şu okumuş insanların yaptığına bak, insan utanır diyor.

Hiç okuma yazma bilmeyen, küçücük babaannesi Osman'a utanmayı öğretmiş. 

Esmer bir adam iniyor, 45 yaşlarında.

Osman iyi temizle, iyi diyor.

Tamam abi diyor.

Osman şezlongları yıka, yana devir iyi kurula diyor, tamam abi diyor.

Osman, burada demir bir şey var, çocukların ayağına batar, sök bunu diyor.

Tamam abi diyor.

Osman denize bir tabak düşmüş, burası 5 metre var, şuraya bir dal, şunu çıkar, çok çirkin görünüyor diyor.

Osman, tamam abi diyor.

Osman, şu yukarıdaki şemsiyeyi aşağıya al, bizim çocuklara dün kıyamadım, söylemedim.

Osman, tamam abi diyor.

Osman şurada iskele altında bir balık var, gel bak adı ne diyor.

Osman, tamam abi diyor.

Adam, Osman diyor.

Osman, tamam abi diyor.

Ardı arkası kesilmiyor.

Osman, Osman, Osman.. 

Sonra esmer adam denize giriyor.

Denizden hala Osman diye iş buyuruyor.

Osman bana Allahaısmarladık Funda abla diyor.

Giderken kafasını öne eğip, ezilmek işte bu abla, ezilmek bu abla, diyor.

Savcıymış adam. 

Cumhuriyet savcısı.

Allah seni kör kuyularda merdivensiz bıraksın be adam, diye içimden geçirirken.

Kendi çocuklarına kıyamadıklarını, başka anaların çocuklarına kıyarken bir karış suda boğul emi diyorum. 

Esmer adam denizden çıkıyor 

Bana Osman gitti mi diyor.

Yüzüne bakıyorum.

O kadar çirkin ki.

Unutma adam.

Bir gün sende karşıdan karşıya geçen son vapura bineceksin.

Keşke iyi insan olsaydın.

Funda'nın aklındakiler…

... Malum, 23 Haziran'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri yenilendi.

Herkese hayırlı uğurlu olsun 

O gün oy kullandıktan sonra, gece ve pazartesi günü herkes, tatile, yazlık evine kaçtı.  

Yazlık yerlerinden oy kullanmak için gidenler de geri döndü.

O bomboş sokaklar, marketler, pazarlar, ana baba günü oldu.

İnsan kalabalığı, pazar kalabalığı, araç kalabalığı, trafik inanılmaz.

Yok kenarı kahve de oturuyorum.

Yol daracık, araba trafiği felaket, caddenin kenarına, park etmemesi gereken bir yere, bir kadın şoför, arabasını park ediyor.

Oradan geçemeyen arabalar, karşı sıradaki arabalar, başlıyor korna çalmaya, arabadan inenler var, bağırıp çağırıyorlar, kadın pişkin sırıta sırıta cevap veriyor.

Kavga etmenin keyfine doya doya varıyorlar.

Kıyametleri gelmiş, haberleri yok. 

Allah Allah diyorum, yahu siz beraber halay çekip yeni gelmediniz mi?

... Pazarda…

Barbunya 18 TL

Bamya 20 TL

Limon 10 TL

Kiraz 15 TL

Erik 10 TL

Karpuz, kilosu 2.5 TL

Domates, biber, maydanoz, dereotu, marul çok pahalı.

O zaman pazara neden gidiyoruz?

Diyeceksiniz ki ama taze Funda hanım.

Her şeyin bedeli var, Firuze'den bıktım.