PARMAK İZİ GİBİ

Şimdilerde Ziya Osman Saba'nın, 'Nefes Almak' şiirini daha bir zevkle dinliyorum, 'doya doya nefes alarak', hamdolsun...

Geçtiğimiz 'Kurban Bayramı' biraz 'Koronavirüs' tadında geçti. Nasıl bir tat idi derseniz, "Vallahi, pek tadı tuzu yoktu!"  Bu bayram biz de yakayı kaptırdık. Şikayet etmiyorum da bu bayram, 'benden çok, Koronavirüs bende bayram etti' desem yeridir...

'Ağır grip' gibi geçiyormuş, bu tür söylemlerin doğruluk payı var. Lakin herkeste o iş aynı olmuyor, bence 'parmak izi' gibi her kişiye özgü düşünün bu işi. Bu 'virüs' sanki her bulaştığı kişi ile ayrı bir ilişki ve bağ kuruyor. Tabii ki ortak bazı semptomlar gösteriyor. Fakat hastalığa dair, herkes her şeyi aynı ile yaşamıyor. Çok hikaye var bu türden bildiğim. Mesela ben 'tad' ve 'koku alma' konusunda fazlaca bir sıkıntı yaşamadım. Versiyon farkıdır, kim bilir. Kısa bir süre nefes alma sıkıntısı oldu. O da, feci bir duygu idi. İnsanı hastalık sürecinde en çok sarsan negatifliklerden birisi bu durum bence. Yaşadığım için bunu net işaret ediyorum. Kötü bir süreç, Allah hasta olanlara acil şifalar versin, o süreci de yaşatmasın...

Gelelim yaşadıklarıma. Bana göre, bana 'dadanan virüs' öyle 'ağır grip' izlenimi verecek türden değildi. Gördüğünüzde 'sizlerde onu tanıyın' diye dilim döndüğünce azıcık tarif edeyim. Edeyim çünkü bu gidişle çoğumuzun gene onunla karşılaşma ihtimali muhtemel görünüyor. Tahminen Eylül, Ekim gibi 'pılı pırtıyı toplayıp' gene kapımıza bir şekilde dayanacakmış gibi! Hava öyle esiyor...

Efendim, bir gece yarısı 'zangır zangır' bir titreme ile başladı benim hikayem. Hemen ardı sıra 'ateş' ve 'sağanak' bir ter boşandı. Bu arada bir iki gün önce de boynumda bir ağrı olmuştu ve 'cereyanda' kaldığımı zannetmiştim. 

Titreme başlayınca hemen bir battaniye istedim ve sonrasında üşüme kısa bir süre daha devam edince yorgan da aldım. O an aklıma hap olarak sadece 'Gripin' yutmak geldi. Yuttum da. Ardı sıra gözümü açtığımda saat sabah 04.00 civarı idi. Herhalde bir üç saat kendimden geçmiş halde uyuyakalmışım. Uyandığımda her yerim terlemiş bir haldeydi. Aşırı halsizlik vardı. Yataktan zorla doğruldum, canım aşırı şekilde su istiyordu. Zar zor duvarlara dokunarak mutfağa attım kendimi. Neredeyse bir sürahi suyu bitirdim, belki bu bir defada içtiğim su olarak bir rekordu.  Sonra bir duş, o da zorla... Tırsa tırsa...

Halsizliğin yanında sırtımda, el ayak parmak uçlarımda, bacaklarımda iğne gibi batan, gezinen irili ufaklı ağrılar da vardı. Ensemde arada bir gelip giden ince sızılar. Tabiri caizse, ağrılar vücudun içinde 'cıvıl cıvıl' ötüyordu. Sanki bende bir kenardan onlara bakıp; 'bunlar da neci yahu, bende ne geziyorlar ' diye izliyordum. Öyle bir his işte. Ama uyuduğum vakit o ağrıları fazlaca hissetmiyordum da. Uyku çok iyi geldi o anlamda. Efendim sonraları bir korona testi yaptık, sonuç 'pozitif!' idi.

Bu süreçte üç dört gün öyle uyku uyudum ki, o halime ben de şaşırdım. Sanki 'uyku' yıllarca bende uyumak için uykusuz kalmış, beni aramıştı. Uyanık olduğum kısa süreler zarfında da sadece yemek yiyor, diğer ihtiyaçlarımı karşılıyordum. İlginçtir ki, bazı Koronavirüs hastaları da tam tersine uyku uyuyamamışlar. Bu arada birkaç sefer 'kabus' da gördüm. 'Nefes alamama' hali ve benzeri durumlar içerikli. Bu da işin psikolojik/bilinçaltı yönüydü belki. Kesinlikle bu anlamda hastalara destek vermek gerekiyor. İç dünya haliniz değişiyor. Aklınıza binbir türlü şey geliyor, ölüm korkusundan tutunda bir sürü başka türlü hususlar...

Yine çok şaşırdığım bir şey daha oldu. İlk dört gün sonunda gramajım üç kiloyu biraz geçkince eksilmişti!  Neyse dört günün sonunda ağrılar, sızılar beni biraz boşladı, halsizlik kaldı daha çokça. Uyku isteği eskisi gibi olmadı. Tabi tavsiyelere göre besinlere, yemeye, içmeye de özel bir önem verdik. O esnalarda her iki güne bir test de yapıyordum. Nihayet sekizinci gün geldi ve durum negatife döndü. Derin bir 'oh' çektim. Şükür, an itibariyle iyiyim. Biraz halsizlik vb durumlar halen devam etse de... 

Şimdilerde Ziya Osman Saba'nın, 'Nefes Almak' şiirini daha bir zevkle dinliyorum, 'doya doya nefes alarak', hamdolsun... Unutmadan, ben iki doz aşımı da olmuştum. Size bu anlamda bir de öneri; kulağınız haklı olarak Sağlık Bakanlığı yetkililerinde olsa bile, şu an ufak ufak bazı tedbirleri bence kendiniz alın. Örneğin; daha çok açık havada ve mesafeli oturabilir, kalabalıklarda maske takabilirsiniz. Sağlıcakla kalın...