İBB m0b


PARTİZAN AKIL MI, DEVLET AKLI MI?

Devlet aklını mefhum-u muhâlifi yâni zıttı ile daha iyi anlatabiliriz. Buna "partizan akıl" diyebiliriz.

Kamuoyunun anlam vermekte güçlük çektiği konularda, kişiler kendilerini rahatlatacak bir açıklama bulmak için “devlet aklı” diye bir kavrama sarılırlar. Bâzıları bunu “derin devlet” diye de adlandırır. Oysa ki, devletin derin ve sığ veya yüzeysel olanı yoktur. Devlet, zâten derindir. Sığ veya yüzeysel ya da gözle görünen devlet ise, bürokratik kurum ve kuruluşlardır. 

Bu kurum ve kuruluşların işleyişini de sağlayan bürokratik bir kadro vardır. Ama bu kadronun hiçbir seviyesi derin devlet değildir, çünkü “derin devlet” ya da doğru ifâde ile “devlet aklı” bir kişi veya kişilerden oluşan grubun akletme faaliyeti değildir.

Devlet aklını mefhum-u muhâlifi yâni zıttı ile daha iyi anlatabiliriz. Buna “partizan akıl” diyebiliriz.

Partizan akıl, parti değiştirince söylemini değiştirir ama bunu gelişme yönünde değil, eski partisine muhalefet şeklinde yapar. Yoksa söylem ve fikir değişimi elbette mümkün ve mâkuldür, aksi hâlde “fikir sâhibi” olmayız, “fikir bizim sâhibiz” olur. Bunun karşısında devlet aklı ise farklı partilerde olsa bile söz konusu devlet ve vatan ise, fikir ve söylem birliği yapar. Kendi fikrini ve söylemini ikinci plânda tutar.

Partizan akıl, vatan ve devlet adına yapılan icraat ve yatırımları “karşı taraf” yaptığı için "dünyânın en güzel işi olsa bile" beğenmez. Devlet aklı ise, işi yapana değil yapılan işe bakar. Partizan akıl, bölme ve bölünme merkezli bir akılken, devlet aklı birleştirici ve kurucu akıldır. Devlet aklı, siyâsî partiler üstünde hatta devletin de üstünde bir anlam dünyasının adıdır.

Partisentrizm ve töre farkı

Devlet aklı siyâsî partilere karşı değildir çünkü siyâsî partiler, demokratik sistemlerin olmazsa olmazıdır. Ama partizan akıl, içinde hüküm sürdüğü partiden başka siyâsî partileri istemez. Sâdece "demokratikmiş gibi görünmek” için "lütfen" saygı duyar. Ama partizan akıl aslında "partisentrik"tir, yâni siyâsette kendini ve kendi partisini merkeze koyar. Devlet aklı ise merkeze en büyük koruyucu kurum olarak devleti ve o devletin hizmet ettiği vatan ve töreyi koyar. Töreye hizmet eden her türlü uygulamaya destek verir.

Devlet aklı siyâsî partileri, olmazsa olmaz ve demokrasini başat unsurları olarak görüp onlarla iş birliği yaparken, partizan akıl devleti ele geçirilip kendine hizmet eden bir kurumsal yapı olarak görür.

Bencillik ve diğerkâmlık

Partizan akıl, bireysel planda egosentrik (ben merkezci) ve bencildir. Devlet aklı ise diğerkâmdır. Bu, temelde ontolojik bir farktır. Yâni partizan akıl, "ben, biz" ve "sen, siz, onlar" şeklinde bir ayrıma giderken, devlet aklı "hepimiz" perspektifiyle bakar; dünyâyı bu perspektifle anlar ve anlamlandırır.

Devlet aklı, iş birliği ve “hepimiz” anlayışı itibâriyle çoğulculuğa ve değişime açıkken, partizan akıl tutucu ve değişime kapalıdır, çünkü kendini gelişmeye gerek duymayacak kadar mükemmel görür. Partizan akıl, mükemmele ulaştığını zannetmesine rağmen, her türlü değişimi kendi varlığına tehdit olarak görür. Devlet aklı ise değişimi güncel kalmanın bir aracı olarak görür ve destekler. 

Amaç ve araç anlayışı

Partizan akıl, aracı amaç hâline getirir. Demokrasinin araçlarından biri olan siyasal partileri, daha doğru tek parti olarak kendisini demokrasinin amacı olarak görür. Yâni parti, hizmet etme aracı değil, hizmet edilen, hizmetçiler değişse de kendi değişmeyen, dokunulmaz bir amaçtır.

Partizan akıl, ideolojik dünya görüşünün kurumsal yapıya dönüşmesidir. Kendini, kendisinden başka herkesin zıttı olarak görür. Devlet aklı ise devlete hizmet edecek her türlü fikri, her türlü dünya görüşünü, her türlü inancı bünyesine alır ve şartların gerektirdiği şekilde bunları devreye sokar.

Partizan akıl, "ben-biz" eksenli bir bakış açısına sâhip olduğu için kendine hizmet edecek kişileri kullanır. Kendine hizmet edecek şekilde bu kişileri kendine bağlar (yâni satın alır) ama kendine tehdit olarak algıladığı kişileri kendinden uzak tutar veya bir şekilde bünyesine girmişse bu kişileri dışlar ve onları görmezden gelir. Devlet aklı ise kendi yapısını güçlendirecek, dinç ve güncel tutacak kişileri tespit ve tâkip eder. Onlara destek olur, gelişmeleri için zemin hazırlar. Bu kişilerin partizan aklın ağına düşmelerini engellemek için maddîbağımsızlıklarını elde edecekleri imkânlar sunar.

İktidar anlayışı

Partizan akıl, kendi menfaatine muhafazakâr ve tutucudur,ama aleyhine olan şeylere devrimcidir, yıkıcıdır ve tahripkârdır. Devlet aklı devamlılık taraftarıdır. Örneğin devlet aklı için Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’dan sonra Türk devletinin başka bir rejimle devam eden hâlidir. Ama partizan akıl için bu iki devlet birbiriyle ilgisiz, birbirinden kopuk hatta sonrakinin öncekini düşman bellediği devletlerdir. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti 2018’de re jim olarak cumhuriyet rejiminden tâviz vermeden ve bu rejimi güçlendirerek hükûmet sistemini değiştirirken, partizan akıl ayak diremiş ancak çok şükür devletin sâhibi ve devlet aklının kaynağıtöreli millet bunu aşmayı bilmiştir. 

Partizan akla başka bir örnek olarak mevcut hükûmetin iktidardan inmesi durumunda, "9 bin kişilik bir kadro"nun bütün bürokratik makamlara gelmek için hazır beklediğini ve son beş yıldaki bütün karar ve atamaların geçersiz kalacağınıiddia etmek ve savunmaktır. Bu, partizan aklın tutuculuğuna, bölünmeye sebep olacak bir için savaş çığırtkanlığına bâriz bir örnektir. Ayrıca kelimenin tam anlamıyla "gericilik"tir.

Yön ve zaman algısı

Partizan “egosantrik” ve “partisentrik”tir ama aslında marjinaldir yâni ortayı bulamaz. Ya Doğucu ya da Batıcıdır. Doğu ve Batı’nın ne ve neresi olduğunu da kendi tespit ve tâyin edemez. Öğretilmiş bir yön algısı ile hareket eder. Devlet aklı ise, hem kendini öncelemeden diğerkâm davranır hem de Doğu’yu ve Batı’yı, sağı ve solu, ileriyi ve geriyi kendi özüyle tespit ve tâyin eder. Bunu yapabilmesinin sebebi, kendine duyduğu güven ve bu güvenin verdiği güç ile açık davranabilmesidir. “Şimdi”nin biraz sonra “geçmiş” olmasının “ân”a bağlı olması gibi, devlet aklına sâhip kişi ve toplumların “geçmiş” ve gelecek” algısı da âna ve şimdiye bağlıdır.

Partizan akıl, geleceği göremediği için gelecekte ihtiyaç duyulacak şeylerin yapılmasına “ne gerek var” diye tepki gösterirken, devlet aklı, teyakkuz hâlinde olma, hazırlıklı olma tavrı sergiler. Devlet aklı, âhir zaman refleksiyle hareket eder.

Siyâsî yapının içinde hangi anlayışlar hangi isimde kurumsallaşmış olursa olsun, bu iki akıl arasındaki çekişme her zaman olmuştur ve olacaktır. Allah herkese hangi aklı seçeceğini bilme ferâseti versin.