PKK/YPG'YE DESTEK İLE LE MONDE'NİN ZAMANLAMASI

ARZU ERDOĞRAL 05 Ağu 2020

15 Temmuz darbe girişimin ardından Türkiye'nin Suriye ile sınırında terör örgütü PKK'ya karşı yoğun mücadele ettiği belirtilen haberde dikkat çeken bir nokta da Avrupa Birliği'nin (AB) ve ABD'nin, Suriye'de terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele etmek için terör örgütü YPG/PKK'ya destek verdiğinin vurgulanmasıydı.

YPG/PKK terör örgütü güdümündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ABD'li bir şirketle petrol anlaşması yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo hükümetin anlaşmayı desteklediğini söyledi.

Bazı ülkelere gelince geçerli olmayan uluslararası hukuk kuralları, PKK’yı 10 Ağustos 1997 yılından beri "Yabancı Terörist Organizasyonlar" listesine koyan ABD için de geçerli olmadığından böylesine rahatlar!

ABD bu adımı atarken Fransız Le Monde Gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Sevr Antlaşması'ndan intikamını aldığını yazdı.

15 Temmuz darbe girişimin ardından Türkiye'nin Suriye ile sınırında terör örgütü PKK'ya karşı yoğun mücadele ettiği belirtilen haberde dikkat çeken bir nokta da Avrupa Birliği'nin (AB) ve ABD'nin, Suriye'de terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele etmek için terör örgütü YPG/PKK'ya destek verdiğinin vurgulanmasıydı.

Zamanlaması ilginç olan bu haberde DEAŞ, destek için yine bahane edildi.

Oysaki terör örgütü PKK/ YPG’nin Suriye'de terör örgütü DEAŞ ile yardımlaşması ve dayanışması bilinen bir gerçek…

PKK/YPG, daha önce Rakka'dan DEAŞ'ın elini kolunu sallayarak çıkmasını sağlamış, bu durum görüntülere de yansımıştı.

Bir diğer iş birliği ise Barış Pınarı Harekatı sırasında ortaya çıkmıştı.

Askerlerimiz Tel Abyad'a gireceği sırada Tel Abyad Hapishanesi'nde tutulan ve aileleriyle birlikte sayıları 800'ü bulan DEAŞ'lılar, PKK/YPG'liler tarafından serbest bırakılmıştı.

Serbest bırakılmalarının şartı da Türkiye'ye karşı savaşmalarıydı.

Bunlarla birlikte Haseke'de bulunan Hol Kampı'ndan çoğunluğunu Rusya kökenli kadınların oluşturduğu 60 DEAŞ'lı teröristin kaçmalarına PKK/YPG'li teröristlerin göz yumduğu basına yansımıştı.

DEAŞ’ın hala küçük bir grup olarak var olmasındaki en büyük etkenin, iş birliği yaptıkları PKK ve bu örgüte verilen destek ile Fırat Kalkanı Harekatı sırasında sahada DEAŞ ile mücadele ederek 3 binden fazla örgüt mensubunu etkisiz hale getiren tek ülkenin NATO ve koalisyon ülkesi Türkiye olduğu da Milli Savunma Bakanlığı (MSB)’nin açıklamalarında yer almıştı.

2017 yılında Reina'da yılbaşı gecesi gerçekleştirilen terör saldırısı ile ilgili eski bir DEAŞ militanının saldırının savaş ilanı olduğunu belirtip DEAŞ’lı teröristlerin Türkiye'ye yönelik nefretinin her geçen gün arttığını söylemesi aslında bu örgütün kimlerin safında yer aldığına bir örnekti.

Birçok ülkenin terör örgütleri PKK/PYD-YPG ve DEAŞ’ın kamplarındaki vatandaşlarının kurtarılması için Türkiye’den yardım istemesi de PKK’nın DEAŞ ile mücadele ettiği bu nedenle terör örgütünün desteklendiği saçmalığına inanılmadığının göstergesidir.

Buna rağmen ABD ve AB’nin desteği ile ayakta kalmayı başaran terör örgütünün Rakka ve Deyrizor’da kendisine destek vermeyen ailelerin çocuklarını infaz etmesini ise dünya seyrediyor.

Böylesine vahşi bir örgütten DEAŞ’ın hiçbir farkı olmadığını Türkiye’nin defaatle ispatlamasını görmezden gelenler PKK/YPG’nin son kurbanı olan ve kaçırıldıktan sonra asılmış halde bulunan 7 yaşındaki Yasir Halef’i de görmedi.

Türkiye tüm bu acıların yaşanmaması ve bölge halkının örgütten kurtulması ile sınırlarını korumak için mücadele ederken yaşanan gelişmeler düşmanlarımızın sadece bir örgütten ibaret olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.