KTO


SAHİ, ADIN NEYDİ SENİN?

Aslı SERTDEMİR 08 Haz 2019

Tüm işsizlerin yeni hobisi merdiven altı oyunculuk kurslarına gitmek. Bir reklamda bir dizide diz kapağı görünen oyuncuyum diyor kendine. Tek iş yapıp, bir daha yıllarca çalıştığını görmediğimiz ama hala ünlü oyuncularımız var. İ

Geçenlerde ismi lazım değil bir magazinci arkadaşımla biraz lafladık. Kanalların birinde yayınlanan magazin programlarından birine konuk olmuş. Çok güzel karşılanmış, saç, makyaj falan filan program başlamış. Artık hepimizin bildiği gibi tek tek gelen VTR'ler üstüne konuşmaya başlamışlar. Herkes yorumunu yapmış, unu eleyip eleğini duvara asmış.

Arkadaşım, “Sana bir şey itiraf edeceğim…” dedi.

İtiraf der demez benim antenler fora.

“Her şey iyiydi hoştu da bazı VTR’lerde ünlü oyuncu diyorlar, bakıyorum bakıyorum kadını ya da adamı çıkaramıyorum. Tanımıyorum diyeceğim ayıp olacak, diyemedim. Acaba gerçekten ünlü de ben mi cahil kaldım diye düşünmekten kafayı yedim.” dedi. Ayy ben de “itiraf” deyince sevinmiştim. Bu muydu yani dert ettiğin! Yalnız değilsin şekerim. Oyuncu olan oluyor da olmayan gerçekten trajikomik. clk dizisinde “Seni yeneceğim Hollywood” diye bağıranlar var. Bakın son çıkan hadsize… Ben dahil bir dolu insan daha adını duymamış, ama dil pabuç. Sahi neydi o kızın adı? Her neyse ne! Fikret Kuşkan’ın dizisinde oynayan kız işte. 2 günde oldu bize star. Bu tarz konularla gündeme gelmeyen Ferhan Şensoy bile dilini tutamamış. O kadar güzel vermiş ki ağzının payını, ben sustum!

Keser döner, sap döner…

İstanbul’da özel bir üniversitede oyunculuk eğitimi alan Sevinç T. sosyal medya üzerinden Erol Köse’ye ulaşmış. Ünlü olmak için destek istemiş. İddialara göre Erol Köse kızla görüşmek istemiş. Kızın bulduğu “Sınavlarım var, gerginim!” gibi bahanelere “Gel ben senin ruhunu, bedenini, her yerini rahatlatırım…” tarzı cevaplar vermiş. Tabi ki bu yazışmaları koltuğunun altına koyan Sevinç T. cinsel taciz iddiasıyla Köse’den şikayetçi olmuş.                                                                                                                                                                        Bağıra çağıra, ellerini masaya vura vura, sorular soran Erol Köse geldi gözümün önüne. En sivri en mahrem şeyleri hiç kırarım dökerim korkusu olmadan yapan adam. O bu konuyu nasıl ele alırdı acep? Herhalde ilk soracağı soru, kızım sen uzayda mı yaşıyorsun? Madem ünlü olacağım, oyuncu olacağım diyorsun, neden Erol Köse’ye gittin? Bu kadar yapımcı, yönetmen, menajer varken. Hadi o kadar safsın, adamı bir Google’da bir soruştursaydın. Eşi bile Erol Köse’ye zina, sadakatsizlik ve haysiyetsiz hayat sürme, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet, pek kötü ve onur kırıcı davranış içeren şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açmış. Hadi Sevinç’in basireti bağlandı ya yılların kurdu Erol Köse ne oldu? Hangi akla hizmetten böyle bir tongaya düştü? Artık kadınların birçoğu sırf zevkine gelen mesajları göğsünü gere gere ifşa ediyor. “O bana asıldı, bu bana yazdı.” diye. Sen ne yedin ne içtin de yazdın bunları? Ya inceldiği yere oynuyorsun ya başına vurdu artık!

 Bir tık daha…

Bilir misiniz, bilmem? Genelde vidalar için kullanılan bir tabir vardır. “Yalama oldu.” Bir vidanın başına gelecek en kötü olay. İki ucu da öyle amaçsız, boş, sonsuza döner. Artık ne sıkar ne de bırakır. Aslında kötü değildi niyetimiz. Hayat, geçmiş bize böyle öğretti. Tek amacımız kopmasın, düşmesin, sıkı sıkıya kenetlensin diye sıktık. Bırakamadık öyle zamana. Tadını çıkaramadık. Kendimizce garantiye aldık. Zorladık! Arzularımız, fobilerimiz önüne geçti. Engel olmadık kendimize, sonunu bile bile her defasında bir tık daha sıktık. Aslını astarını görene kadar durmadık.  Yeni vida yerini alana kadar duvarda bir delik daha bıraktık.