SEVME!

Aslı SERTDEMİR 25 Tem 2020

Sana sevgiyi, aşkı kim öğretti? Sen sakın sevme!

Pınar Gültekin huzur içinde yatağında eceliyle ölmedi. Hastane köşelerinde kanserden ölmedi. Ani bir kalp krizi geçirip ölmedi. Trafik kazasında sokak ortasında ölmedi. Pınar, boğularak öldü. Onu acımadan, gözlerinin içine baka baka, çıplak elleri ile boğarak öldürdü Cemal Metin Avcı. Ölmüş olması da ona yetmedi. Cesedini yaktı. Pınar’ın cansız bedenini bir varile koyup, üzerine beton döktü. Sonra ormanda bir yere gömüp arkasına bakmadan gitti. Tüm bunları yapan insan müsveddesi, günler sonra yakalandı. Adalet önüne çıkarıldı. Pınar’ı katledene hakim sormuş… “Neden öldürdün?” Adı batası demiş ki… “Çok seviyordum!” Çok seviyormuş çok! Nefes almasına tahammül edemeyecek kadar. Aşkını sevdiği kadını yakıp kül edecek kadar. Üstüne bir de beton döküp, ormana bırakıp ardına bakmadan kaçacak kadar seviyormuş. Ahh be erkek müsveddesi, yolda görsen adam sanılacak zavallı, imalat hatası… Zeka, vicdan, akıl yoksunu… Sana sevgiyi, aşkı kim öğretti? Sen sakın sevme!

Aramızdalar…

Kadınlar tehlikede! Sokakta, evde, toplu taşımada, işte taciz tecavüze uğruyorlar. Öldürülüyorlar! Çocuklar tehlikede! Sokaklarda, parklarda, okulda güvende değiller. Konu komşu, akraba, hatta kendi evlerinde istismara uğruyorlar. Hayvanlar tehlikede! Evinizdeki kedi, sokağınızdaki köpek, ahırdaki eşek güvende değil. Onlar da tecavüze uğrayıp ölüyor, öldürülüyorlar. Sapkınlık kol geziyor. Bunları yapanların vampir dişleri yok. Kırmızı gözleri, kuyrukları, çatallı dilleri yok. Çoğu gün içinde karşılaşıp, konuşma ihtimalimiz olabilecek insanlar. Hatta o kadar normal, doğru düzgün ki vitrinleri… Size gelip iş isteseler, işe alma ihtimaliniz var. Evinize gelip kızınızı isteseler, vermeyi düşüneceğiniz tipler. Tıpkı son olaydaki gibi… Sapık; Ankara’nın göbeğinde yaşıyor. Kendine göre işi, kariyeri yerinde. Görüntüsüne, sosyal medyasına, yazdıklarına bakarsanız çıkan haberin doğruluğunu sorgularsınız. İşte o sapkın; kendisine emanet edilen köpeğe tecavüz edip, ölümüne sebep oldu. Detayları yazmaya yüreğim dayanmıyor. İyi, kötü birbirine karışmış. Sapıklar kamufle olmuş aramız da gül gibi yaşıyor. Allah’a emanet ve gün geçtikçe artan korkularla yaşıyoruz. Artık caydırıcı cezalarla biraz olsun onların da korkma vakti geldi de geçiyor.                  

İstifçi

Saçma sapan şeyler saklamışım. Belki bir gün zayıflar giyerim diye pantolonlar. Tekrar moda olur diye elbiseler. Asla giymeyeceğimi bilmeme rağmen, vermeye kıyamadığım ayakkabılar. Bir önceki evimin anahtarı... 4 yıl önce gittiğim sinemanın bileti. Kulpu kırık kahve fincanımı. Yıllardır soramadığım soruları, veremediğim cevapları. Söyleyemeyip, yazdığım karalama kağıtlarımı. Saklamış, oradan oraya taşımışım. Artık hiçbir anlamı olmayan anıları. Yanlış insanları. Yalan olduğunu bilmeme rağmen söylenen güzel sözleri. Bitmiş parfüm şişelerini. Özene bezene, saklamışım. Kaçırdığım fırsatları, keşkeleri, içimdeki uhdeleri üşenmeden bıkmadan saklamışım. Köpeğimin kopmuş tasmasını. Yıllardır belki bulurum diye teki kaybolmuş küpemi. Eski dostum şimdi ki düşmanımın fotoğrafını. Aslı astarı olmayan sözleri, vaatleri. Kendime muazzam bahaneler üretip, köşe bucak saklamışım. Ta ki üst üste istiflediklerimden bana yer kalmayana kadar…