KTO


​SIKILAN ELLER, ELLERİMİZ...

Selam barış demektir, sözle ifadesinin yanında vücudun farklı organlarıyla da verilir.

Selam barış demektir, sözle ifadesinin yanında vücudun farklı organlarıyla da verilir. Güler yüzle karşınıza baktığınızda bu selamdır. Başınızı hafifçe eğerek de bu mesajı yollayabilir, karşınızdakine barış mesajı yollayabilirsiniz. Barış en uygun maliyetli savunma yöntemidir. 

Askerde selam çakarsınız sivilde ise tokalaşırsınız. İkisi de aslında aynı kapıya çıkar. Askerde verilen selam elinde silah olmadığının karşınızdakine sizden bir zarar gelmeyeceğinin gösterilmesidir. İşin saygı kısmı daha sonraları eklenmiş. Tokalaşma da yine elde silah olmadığının bir göstergesi. Ek sıkışmak günümüzde farklı kültürlerde farklı anlamlara taşıyor. Donald Trump otururken uzun ve abartılı el sıkmalarıyla adından söz ettiriyor. Tüccar ya, savunma harcamalarını aza indiriyor bu yöntemle. 

Roma döneminde ellerinde silahları olan kişiler benden sana zarar gelmez demek için önce selam verir, sonra da el sıkışırlarmış. Büsbütün bir güvensizlik tezahürü. El sıkışırken çektirilen fotoğraflara baktığınızda bunu ipuçlarını görebilirsiniz. 

Trump’ın uzun süren tokalaşma seanslarının son kurbanlarından biri Japonya Başbakanı oldu. Deyim yerindeyse adamcağız elini verdi kolunu kaptırdı. Tokalaşma bittiğinde elinin hala yerinde olduğuna inanamayan bir bakış vardı yüzünde. Hiroşima ve Nagazaki’den sonra Japonlar ve ABD arasındaki en sıkıntılı zamanlardan biriydi sanırım bu tokalaşma seansı. Geçti gitti, Allah tekrarını göstermesin. 

Bu feci tecrübeyi gören Kanada Başbakanı, Trump’la el sıkışma sahnesinde tecahüli arif sanatını icra etse de kurtulanlardan olamamış. Beyaz Saray’da en fazla el sıkışan kişi eski başkanlardan Teodor Roosevelt’miş. 1 Ocak 1907 tarihindeki Beyaz Saray kabulünde tam 8510 kişinin elini sıkmış. 

Şerifleri Beyaz Saray’a toplamayı Cumhurbaşkanımızdan görüp akıl ettiyse el sıkışma işini de eski siyasetçilerimizden Hasan Celal Güzel’den görmüş olmalı. Kendisi neredeyse el sıkma ve muhatabını öpme konusunda dünya şampiyonudur. 

Ek sıkışma denince aklımıza tabii olarak kurban bayramı öncesi hayvan pazarlarındaki görüntüler gelir. Alıcı ve satıcı el sıkışmaya başlarlar ve iki taraf da pazarlığı bu şekilde sürdürürler. Bazen bir üçüncü kişi ortada buluşulması için yardımcı olur. Televizyonlarımız böylesi görüntüleri haberleştirmeyi çok sever. Bizde barış kadar pazarlığın da sembolüdür el sıkışmak. Futbolcu transferlerinde görürüz el sıkıştı tabirini. Anlaşmakla eş değerdedir. El sıkıştıktan sonra bozulan anlaşmalar da vardır elbette ama esas olan el sıkışmaya verilen kıymettir. 

Trump, son tahlilde barış yapmak için acelesi olan bir liderden çok hayvanlarını hızla elinden çıkarmaya çalışan bir celebe benziyor. İstediği şey politikalarını daha fazla dünya liderine pazarlayabilmek ve bayram gelmeden kurbanlıkların parasını cebine koyup köyüne dönebilmek. Alıcı ve satıcı arasına girmek istemem ama kurban olarak satılanlar arasında biz de varsak bunu keyifle izlemek mümkün değil. 

Vücut dili uzmanları elbette Trump’un uzun uzun sıktığı ellerle hangi mesajları verdiğini ekranlarda anlatacaklardır. Ama ben olsam televizyona sayın Hasan Celal Güzel’in davet ederdim. Çünkü el sıkanın halinden en fazla en sıkan anlar.