Kurban_bayrm


SONUN BAŞLANGICI

Kardeş Kosova maçına Arda ve Olağan Şüphelileri davet ederken; hem kötü gidişe hem de bütün atar-gidere bir son veriyorduk.

Beklenen son da diyebiliriz aslında. Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittikten sonra, bir inat ve kapris uğruna, üç maçta alınabilecek 9 puan varken, ite-kaka alınan iki beraberlik ve iki puanla kaybedilen 7 puanın ardından el sallayıp, Kardeş Kosova maçına Arda ve Olağan Şüphelileri davet ederken; hem kötü gidişe hem de bütün atar-gidere bir son veriyorduk.

Çağımızda artık pozitif bilimle desteklenmeyen her çalışma/motive metodu, diğerlerinin gerisinde kalmaktadır. En küçük birimden, global ölçekteki bütün sistemlere kadar, hazırlık, gelişim, çalışma ve sonuç eksenleri bütün olarak bilimsel verilere dayanmakta ve ölçümlenebilir nitelikte olmaktadır. Bizim dışımızdaki dünyada durum böyle olmakla birlikte, profesyonellikten uzak, kişisel kaprisler ve günlük menfaatler uğruna alınan günübirlik kararlarla Milli Takım’ı yönetmek ve başarılı kılmak ne kadar mümkünse biz de o kadar başarılıyız aslında. FİFA’nın en son üyesi olan Avrupalı Kardeşlerimiz bile bizim zaaf ve kırılganlığımızı ilk 45 dakikada çok iyi değerlendirdiler. İlk yarının son dakikasında hızlı bir atakla ceza sahamıza gelmeleri ve direkten dönen topları gol olsa soyunma odamızda neler yaşanırdı Allah bilir!

Fransa’da yaşananlara takılıp kalmış bir Türkiye Futbol Direktörü ile kamuoyunun beklentilerini karşılamak, çağdaş bir sistem kurup, ona uygun donanımda futbolcularla hedefe yürümek ne kadar gerçek olacak göreceğiz. Kadroya çağırmadığı futbolcular için arkalarından “şeref” söylemlerinde bulunmak, “kamuoyundan özür dilesinler” dayatmasına gitmek gibi bir çok nahoş şeyin sonunda hem kadroya davet etmek hem de ilk 11’de görev vermek, bütün bunların ardında da “içime sinmiyor” demek ne kadar tutarlıdır? Baştan beri tutarlı değil atarlı yaşayageldiğimiz için bu bir eksiklik sayılmayacaktır kendince.

Askeriyemiz başta olmak üzere birçok köklü devlet kurumunda “Plan ve Prensipler Dairesi” bulunur. Bu iki kavram; kurumların ve kurumları yöneten insanların olmazsa olmazıdır. Çizilen rotaya uygun yol almak için pusula niteliği taşıyan bu sözcükler çok derin anlamlar içerir. Yılların birikimini ve tecrübesinin sağladığı özgüveni hareket ve hazırlıklarına yansıtarak, geleceği inşa ederler. Buna uygun davranış biçimleri, günlük siyasi ve konjonktürel etkilerden bağımsız olarak, verilen kararların sonuna kadar arkasında duran ama o karara varmak için de kılı kırk yararak yaşayan insanların yapacağı işlerdir.

“2017 yılı Mart ayına kadar bu konu nasıl olsa unutulur”, “Türkiye’de kamuoyu balık hafızalıdır”, “gündem en fazla 40 günde bir yenilenir” diyerek gelen tepkileri savuşturmak bir süreliğine var olan konforunuzu koruyabilir ama artık “cin şişeden çıkmış”tır. “çıkan diş macununu tüpüne geri sokmak” olmayacak duaya Amin demek gibidir. Kaçınılmaz son başlamıştır.

Güle güle “Emparatore”, hoş geldin Şenol Hoca !