SOSYAL BİR KATİL

Günümüzde elektronik ortamdaki sosyal medya, olumlu veya olumsuz bir yönde öyle ya da böyle tartışmasız toplumu etkileme gücüne haizdir.

Günümüzde elektronik ortamdaki sosyal medya, olumlu veya olumsuz bir yönde öyle ya da böyle tartışmasız toplumu etkileme gücüne haizdir. Ki, genel anlamda 'medya' geçmişten bugüne değin toplumsal problemlerin çözümü, yine toplumu oluşturan bireylerin eğitimi ve bilgilenmesi, kültür yelpazesinin geliştirilmesi, bireyler arasında sağlıklı bir iletişimin kurulması, huzurlu ve daha insani olan bir düzenin sağlanması vb. gibi konularda yardımcı olma gibi 'geçer akçe' kimi sebeplere dayandırılarak ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ya da genel anlamda elektronik ortamdaki bilişim kaynaklı medya da, normal eski usuldeki medyanın devamı niteliğinde bir uzantıdır.

Tarihi süreçteki dayanağının da yukarıda saydığım gerekçeler olmasına rağmen, bugün gelinen noktada tam tersi işlevlere aparat olarak kullanıldığına şahit oluyoruz. Hem de çok sıkça...  

An itibariyle, birçok ilkesel ve ahlaki sorumluluğa sırt döndüğüne ve hatta çokça toplumsal kimi sıkıntılara da sebep olduğuna üzülerek şahit oluyoruz. Yine bugün baktığımızda toplumsal sorunların çözümüne katkı sunmaktan daha çok, toplumu oluşturan fertler arasında sorunların oluşmasına zemin hazırladığını, küresel olarak tüm insanlar arasında bir 'sorun çıkarma' aparatına dönüştürüldüğünü gözlemliyoruz. Hatta ortak bir davranış dili bile oluşmuş haldedir. Emojiler veya başkaca bazı sözcükler dahi artık kolektif kullanılıyor.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda, Marshall Mcluhan’ın (Kanadalı, Bilişim Kuramcısı, 'Medyayı Anlamak' ve Quentin Fiore ile birlikte 'Küresel Köyde Savaş ve Barış' isimli kitabı yazan Profesör.) altını çizdiği gerçek karşımıza çıkıyor, o da ortak hislerin, duyguların paylaşıldığı bir dünya, kendi tanımlamasıyla 'küresel bir köy'. Elektronik ortamdaki medyanın insanları düşünce konusunda birleştireceğini savunan Mcluhan aynı medyayı kullanan herkesin aynı hissedeceğini, aynı biçimde davranacağı tezini epeyce eski bir tarihte öngörmüş. O 'küresel köye' belki "sömürgesel köy" de denilebilir! Bana kalırsa Marshall Mcluhan'ın en güzel öngörülerinden birisi şu cümlesinde saklı, "Teknolojiler yalnızca insanların kullandığı icatlar değildir, insanları yeniden icat eden araçlardır." Bu bağlamda, yapay zekanın geldiği noktayı ve bir on-on beş yıl sonrasını da düşünün.

Bu arada ben, Mcluhan'ın elektronik ortamda diye bahsini ettiği o bilişim kaynaklı medya için, espri ile karışık -sosyal olmaktan çok insanları 'asosyalliğe' ittiği, sosyalliğine set çektiği için- 'sosyal katil' diye de nitelendiriyorum. Çünkü verdiği zararlarla, fertlerin hayatlarına, psikolojilerine, insan ilişkileri, geleceklerine inecek kadar da sosyal! Tabii ki tek gerekçe bu değil, başkaca gerekçeleri de göz önüne alarak sosyal katil tabirini kullanıyorum. Birkaç cümle sonra, şahsen gözlemlediğim o gerekçelerden bazılarını da sizlere sıralayacağım. Belki o zaman, bu 'sosyal katil' tabiri düşünce dünyanızda daha bir yerli yerine oturur...

Bilirsiniz katil, silah veya başka türlü araç gereçlerle işini yapar. Katleder. Sosyalliği o anlamda yoktur! Halbuki biz bunları kendimiz bir nevi 'sosyal' faaliyetmiş gibi, gönüllü olarak yapıyoruz. Bazılarımız da bunu "sosyalleşmek" olarak da adlandırabiliyor. O yüzden bu deyimin başına 'sosyal' sözcüğünü ekledim. Nazikçe ve de çaktırmadan bizi kendine bağımlı hale getirdiği ve esir ettiği için. Evet, gelelim elektronik ortamdaki medya ya da sosyal medyanın olumsuz kimi yönlerine...

* Doğaya, insanlara, topluma yabancılaştırıyor. Sanal ve naylon bir bakış açısı pompalıyor.

* Kişilerin kendi kendilerine yabancılaşmasına aracılık ediyor.

* En önemli ve olumsuz bir başka etkisi de; ahlaki yozlaşmanın, ahlaki çöküşün kapısını aralayıp, kabul görür, benimsetir bir hale getiriyor.

* Şiddet, öfke ve ardından da saldırganlığın daha bir yaygınlaşmasına sebep oluyor.

* Güvensizlik ve kuşku ortamının ve havasının pompalanmasında çoğu vakit başrolü paylaşıyor. Keza yeni teknolojik bir dil oluşturarak milletlerin kendi öz dillerine yabancılaşmasına da sebep oluyor. Yeni nesilde bu bariz görülüyor. Böylelikle yukarıda bahsi geçen o 'küresel köyün' ortak dilinin altyapısı hazırlanıyor...

* Toplumsal bazı meselelerin oluşmasında, provoke ve manipüle edilmesinde arada sırada 'katalizör' etkisi yapıyor. Kaynağı, kimliği meçhul, doğrulanamayan bilgiler üzerinden...

*  Psikolojik sıkıntıların çoğalmasına ve bunların toplumsal bir dert haline gelmesinde, öyle gösterilmesinde 'işaret fişeği' görevi yapıyor. Linç kültürü ve ardından, intiharlar bile yaşanıyor.

* Yine hatırı sayılır sayıda toplum ferdinin hukuk, adalet, eşitlik sözcüklerine olan inancını, güvenini sarsacak okkalı bir güce de sahip.

* Tepkisizliği pompalayıp, kanıksatıp, toplumsal duyarsızlığı tetikliyor. (Kimi zaman tersi de oluyor)

*  Özellikle 'sosyal medya' için söylüyorum; sanal ortamda yayınlanan bilgilerin doğruluğu konusunda filtreleme, denetim, kontrol işi zayıf ve hatta bazı mecralarda imkansız olduğu için bazı konularda hepimizin yanlış bilgilendirilmesine ve bilgi kirliliğinin artmasına, yanlış bilgilerle yüz yüze gelmemize aracılık ediyor. Böylelikle sosyal, kültürel bir kirliliğin de her alanda artmasına neden oluyor.

* Sonra başka bir acı gerçek daha, gerçek hayatta kişilerle tanışarak, konuşarak, katılım sağlanarak bir diyalog çerçevesinde kazanılan 'özgüven' duygusunun yerine sahte ve içi boş bir 'özgüven duygusu' aşılıyor insanlara. Gerçek hayatta insanlarla yüz yüze gelindiğinde bu durumun aslında bir hüsran olarak yaşandığına şahit oluyoruz Sanal alemde atıp tutan birinin gerçek hayatta bunu yapamadığını da gözlemliyoruz.

Yukarıda saydıklarıma ek olarak sizlerin de şahsen tespit ettiği başkaca olumsuz yanları da olabilir. Ben, belirgin olarak gözlemlediğim belli başlılarını işaret ettim... Hepsini değil.

Sonuç; bana göre yukarıda saydığım sebepler dolayısıyla bile olsa gidişat hiç iç açıcı değil. Teknoloji, bilişim, elektronik medya büyük bir nimet, ama bilinçli kullanılmazsa işte o vakit 'namert' oluveriyor. Toplumları, bireyleri, yaşamlarını, düşünce dünyalarını, psikolojilerini alt üst eden 'sosyal bir katile' dönüşebiliyor. 

Şayet bu 'sosyal katile' ne derece bağımlı olup olmadığınızı ölçmek isterseniz, senede bir ay sosyal medyayı hiç kullanmayın, deneyin bakalım yapabilecek misiniz? Oruç tutar gibi o aleme karşı da bir 'oruç' tutmayı deneyin. Ne bileyim haftada bir gün yapın, her ay iki gün yapın. Esiri olmamak için küçük bir öneri bu. 

Son olarak şunu da söyleyeyim, duydum ki İngiltere'de ortaokul veya lise seviyesinde eğitim alan öğrencilerin ders programlarına bu 'sosyal medya/bilişim medyası' kullanımıyla ilgili ders veya nasıl kullanılacağına dair bir müfredat eklenmiş, bu hususu da bir araştırıp, incelemek lazım bana kalırsa... 

Sağlıcakla kalın...