SOY BAĞI!

Funda ÖZKALYONCU 16 Şub 2020

Televizyon programında sabahları Müge, öğleden sonra Esra hayatın içinden gerçek hayat hikayelerini paylaşıyorlar.

Bir dönemin Yeşilçam yıldızı Şehnaz Dilan vardı.

Ortadan kayboldu gitti.

Kadın sinemayı oyunculuğu bırakmış.

Kadın Can isminde bir adamla evlenmiş, 1991 yılında bir oğlu olmuş.

Bu adamla iki defa evlenip boşanmış, şimdilerde adam bu çocuk benden değil diye soy bağının reddi için dava açmış. 

Konu şöyle, kadın 2.boşanmadan 4 ay sonra oğlunu doğuruyor, aradan yıllar geçiyor.

Adam gidip hastane kayıtlarını inceliyor, bu çocuk evlilik tarihinden 7 ay 15 gün sonra doğmuştur, DNA testi yapılsın, diye soy bağının reddi davasını açıyor.

Konum bu hanım ve davası değil zaten.

Adam belki de iftara atıyor diyeceğim, ama bu adı konulan mesele iftara atılacak bir şey değil, sonunda çocuğunu kaybetmek var.

Tecavüz ve sonunda doğan çocukları tamamen bu konunun dışında bırakıyorum. 

Ben konuyu neden anlattım. 

Esas konum soy bağı meselesi.

Televizyon programında sabahları Müge, öğleden sonra Esra hayatın içinden gerçek hayat hikayelerini paylaşıyorlar. 

Daha önce, sülalemde, mahallemde, komşularımdan "soy bağının reddi" adını konusunu, davasını hiç duymamıştım. 

Hiç bilmiyordum yani.

Gerçek hayatta inanılmaz hikayeler var, analar çocuklarını kimden doğurduğunu bilmiyor. 

Adamlar şaşkın, bu çocuk benden mi değil mi telaşı, şaşkınlığı ve endişesi için de bekleşiyorlar. 

Annen kaderindir derler ya ne kadar doğru.

Bir çocuğun kaderi, annesinin karmaşasında, baba bildiği adamın bu çocuk benden değil reddi davası ile yazılmamalı.

Bir çocuğun doğduğu gözünü açtığı andan itibaren en temel insani hakkı annesini ve babasını bilmesidir.

Çocuk doğar, annesi şu kadın babası bu adamdır.

Çocuğa yapılan ne kadar büyük haksızlık diye düşünüyoruz ama ya vicdan tarafı ne olacak.

Babanın açtığı davanın, yok ettiği gururu yerine nasıl koyacağız?

Bakalım ben senin baban mıyım, önce ret davası açayım endişesinin paramparça ettiği kalbi nereye koyalım? 

Empati yapamıyorum, o annenin yerine kendimi koyamıyorum.

Babanın yerine hiç koyamıyorum.

Ya oğullarının yanında, bu çocuk oğlumdan mı diye, konunun içine dalan debelenen kayınvalide anneler.

Konuya girse bir türlü girmese bir türlü, sonunda soy bağı var.

DNA testi istiyorum arsızlığı almış başını gidiyor.

DNA testi isteyen ne yapsın, aklında bin türlü soru var, benim mi değil mi dediği, çocuk. 

Eşya değil ki bu çocuk işte.

Ve zavallı kadınlar, bir çocuk dünyaya getirmenin sorumluluğunu edebini adabını bilmeyen kadınlar. 

İnanamazsınız, sırayla adamlardan DNA alıyorlar, sunucu bu çocuk ile arasında babalık ilişkisi bulunmamıştır, dediğinde adamlar Allah'a çok şükür diyorlar.

Bu çocuklar büyükse her şeyin farkında, küçükse zamanla her şeyi öğrenecekler.

Çok yaralayıcı.

Çok parçalayıcı.

Ben olsam büyünce bu anneye dava açarım, babamı bilme hakkımı babam dediğim adamın davasına bıraktın.

Sayın hakim bey! Anneme soy bağını ret davası açacağım, gerçekten her  kadın doğurduğu çocuğu bilir derler ben emin değilim, bu kadın benim annem mi?

Analığı, anne olmayı çocuğunun babasını bilerek başlayacaksın.

Funda'nın aklındakiler…

... Malûm Çin Koranovirüs felaketi ile uğraşıp duruyor, bütün dünya ve biz endişe ile takip ediyoruz..

Çok şükür ülkemizde tek bir vaka yok.

Ama çok şaşırdığım bir haber okudum ki, hani içi dolgun kocaman ay çekirdekleri var ya, onlar Çin’den geliyormuş.

Bizim gündöndülerimize ne oldu da biz Çin’den ay çekirdek alıyoruz anlamadım.

Çin’den gelen tonlarca ay çekirdeği şimdi bu virüs tehlikesi nedeniyle gümrük kapısında bekletiliyormuş.

Bu nedenle iç piyasa daralmış, neredeyse 2 aylık çitleyeceğimiz çekirdek kalmış.

Vah vah.

Kendi adıma bu konu bana dokunmaz ben çekirdek tüketen biri değilim, ama televizyon seyircisi ne yapacak bakalım.

Bir taraftan da seviniyorum, çekirdek yiyip kabuklarını sokaklara atamayacaklar ve sokaklar daha temiz kalacak.

... Televizyonda yeni bir dizi başlıyor.

Öğretmen.

Tanıtımları o kadar ilgimi çekti ki, okulda öğretmen öğrencileri ile bir arada.

Ağlıyor öğretmen, arkadaşınız yarım saat önce öldü, biraz üzülün, biraz başkalarını düşünün ne olur diye dizlerinin üstüne çöküyordu.

Anladığım çocukların duyarsız, olmayan merhametleri üzerinden bir öğretmenin aciz kalışı.

Dizi sanıyorum bu anlam ile hikayeleşecek.

İnternet fenomeni kadının Instagram sayfasına bakıyorum, bir kutu açıyor, içinden pembe bir defter çıkıyor kocası ile Aaaa kızımız olacak haberini veriyorlar.

980 bin üzerinde görüntülenme var ve 2900 yorum var, hiç tanımadıkları kadına sevinç histerik satırlar yazmışlar.

Şehit haberlerine bakıyorum, ben de her zaman paylaşıyorum, 10 kişi yazıyor.

Deprem, çığ, ölenler kimsenin umuru değil.

Bakan yok.

Kimsenin umuru değil.

Kıyametleri gelmiş haberleri yok 

Ortak kederde buluşalım, bu dertler hepimizin çırpınması boşa gidiyor. 

Geçersiz, samimiyetsiz, yalan dolan paylaşımlar histerik insanlara iyi geliyor.

Allah'tan bu dünya size de kalmayacak.