TT_Ekim


SPOR MÜZESİ

Sporun insanları etkileme gücüne bakılacak olursa bu sorunun cevabı kendiliğinden verilmiş olur.

Müze ülkelerin tanıtımında ve turizm hareketliliğinde tercih sebeplerindendir. Sahip olduğunuz değerlerin tarihine ışık tutacak sergi alanlarıdır müzelerimiz. Hiçbir kültür sıfırdan dizayn edilmemiştir. Etkilendiği ve geliştiği dönemlerle günümüze ulaşanları müzelerde görebiliyor ve fikir sahibi olabiliyoruz. Alanına ve sergisine göre müze çeşitleri de oluşturulmuş. Arkeoloji müzesi, etnografya müzesi, tarih müzesi, güzel sanatlar müzesi, açık hava müzesi, bilim müzesi, askeri müze ve özel müze şeklinde. Sporu bunların hangisinin içine koymak lazım? Bana kalırsa hepsinden biraz alarak çok özel müze olarak oluşturmak gerekiyor. Çünkü sporun uygulanma nedenleri insanlık tarihiyle başlıyor. Hayatı idame ettirme, sağlık, estetik, politik, sosyolojik, psikolojik vb. nedenlerin yanında sanırsam en çokta askeri nedenlerden dolayı spor yapılmış veya yaptırılmış. Müze çeşitlerinin hepsinde sporu görmek mümkün iken spor müzesi yapmak gerekli mi?

Sporun insanları etkileme gücüne bakılacak olursa bu sorunun cevabı kendiliğinden verilmiş olur. Taraftar kültürünün yoğun olarak yaşatıldığı maçların ve büyük spor organizasyonların her biri bir müzeye dönüştürülebilir. Kaldı ki bizim gibi köklü ve başarılarla dolu tarihi spor zenginliğimizin mutlaka ama mutlaka müzelerde sergilenerek genç nesillere aktarılması ve ülkemizi gezip tanımaya gelen yabancı misafirlerimiz için de tercih etme nedenleri arasına milli spor müzelerimiz olmalıdır. Müzelerimiz diyorum çünkü biz büyük bir ülkeyiz ve İstanbul başta olmak üzere Antalya ve Ankara’da da kurulmalıdır.

Geçmişte birçok ‘spor müzesi’ teşebbüsü oldu. Cumhuriyet sonrası 1938 yılında Ankara’da millî spor müzesinin kurulması çalışması başlatılmış, ancak Atatürk’ün vefat etmesiyle devam ettirilememiştir. Daha sonra Gençlik ve Spor Bakanlığı Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü tarafından Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümü nedeniyle 1981 yılında Ankara’da “100. Yıl Spor Tarihi Müzesi” kurulmuş ve bu müze de uzun ömürlü olamadan kapanmıştır. İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü “Devlet Spor Müzesi ve Bilgi Bankası” projesini Olimpiyat Oyunlarına Aday İstanbul için düşündüyse de bu projede eksik kaldı.

Büyük spor kulüplerimiz spor müzesi adı altında kendi sergilerini yapıyorlar ama tüm ülkeyi kucaklayacak ve gururla sunacağımız Milli Spor Müzesi’nin yerini alacak güçte değil. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe en köklü kulüplerimiz ve ilkleri ülkeye yaşattılar. Kendi oluşturdukları müzeler çok değerli ama başka çalışmalar gerekiyor. Bu müzeleri destekleyecek yeni gelişmeler de var. Özellikle Okçuluk Vakfı’nın yakın zamanda açacağı ‘Okçuluk Müzesi’ önemli bir eksikliği giderecek. Bir de Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin bir girişimi var. Sakarya özelinde sergileneceklerin yanında diğer kurumların desteği ile çeşitlendirilecek bir ‘Spor Müzesi’ ülkeye örnek olacaktır.

Müze kurma fikri kulağa güzel gelse de sorumluluğu bir o kadar fazla. Kolay karar verilecek bir konu değil. Şartlar tam olarak olgunlaştıktan sonra kurulmalı. Açılan bir müzenin kapanmaması lazım. Sürdürülebilirlik önemli.