UMUT MU KAOS MU?

Faruk AKTAŞ 26 Haz 2019

Şüphesiz İmamoğlu CHP seçmeni açısından önemli bir umut oldu. Ama ona İstanbul'u kazandıran AK Parti karşıtlarının yanı sıra AK Parti'ye kırgın olanların sandığa gitmeyerek ya da onu destekleyerek ortaya koydukları tepki oldu.

Malum, “umut” yenilenen İstanbul seçimlerini 800 bin gibi ciddi bir oy farkıyla kazanan Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun en önemli sloganlarından birisiydi.

AK Parti’yi de 2002’de iktidara taşıyan buydu.

Ezilen, itilen, kakılan, dışlanan, hor görülen geniş halk kitleleri 17 yıldan bu yana aynı beklentilerle AK Parti’yi tek başına iktidarda tuttu.

 Şimdi bu yerel seçimlerde AK Parti’nin yine birinci parti çıkması hala toplumun büyük kesimi için AK Parti’nin en büyük umut olduğunu gösteriyor.

Buna karşın yenilenen İstanbul seçimlerinin sonuçlarından başta iktidar ve ana muhalefet olmak üzere tüm partilerin çıkaracağı sayısız dersler olduğu kanısındayım.

Şüphesiz İmamoğlu CHP seçmeni açısından önemli bir umut oldu. Ama ona İstanbul’u kazandıran AK Parti karşıtlarının yanı sıra AK Parti’ye kırgın olanların sandığa gitmeyerek ya da onu destekleyerek ortaya koydukları tepki oldu.

Yani İmamoğlu, CHP tabanı dışındaki kesimler için bir umut haline falan gelmiş değil.

Ben de şahsen, İmamoğlu’nu Türkiye açısından bir umut olarak göremiyorum ne yazık ki.

Zira onun uzun süreden bu yana Türkiye’de AK Parti iktidarını zayıflatmak hatta devirmek için yoğun çaba gösteren, bunun için PKK/PYD’ye destek ve darbe girişimi dahil sayısız yola başvuran dış güçlerin aynı amaçlarla desteklediği bir figür olduğuna dair kanaatimde herhangi bir değişiklik olmadığı gibi aksine seçim süreci boyunca ve seçim sonrası ortaya çıkan tüm göstergeler, bu kanaatimi pekiştiriyor.

Bu sonuçlarla ilgili beni en çok umutlandıran şey, AK Parti’nin bir süredir yaptığı hataları daha net bir şekilde görmesini sağlamasına yol açacağı ve ardından bu hataların düzeltilmesi konusunda büyük bir değişime gidileceği inancıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul seçimlerinden sonraki ilk AK Parti Grup Toplantısı’nda, “Milletin verdiği mesajları görmezden gelemeyiz”, “Bizim siyaset anlayışımızda millete küsmek, darılmak, hele hele milleti suçlamak asla ve asla yoktur. Kulağımızın üstüne yatma lüksüne sahip değiliz” şeklindeki ifadeleri bu yöndeki umutların haklı olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla bu seçimlerin hemen ardından gerek AK Parti’nin üst ve alt kademelerinde, gerek hükümette gerekse de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresinde ciddi değişiklikler olabileceğini düşünüyorum.

Yenilenen, hatalarından ders çıkaran AK Parti’nin, yeniden değişimci, özgürlükçü bir vizyonla, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir anlayışla Türkiye’yi daha güzel yarınlara taşıyabileceğine inanıyorum.

O nedenle bu seçimden “umut” kazandı diyorum.

Bu seçim sonuçlarının sadece AK Parti’de değil CHP’de de ciddi bir anlayış değişikliğine yol açmasını diliyorum.

Çok umutlu olmamakla birlikte bu sonuçların ana muhalefet partisinde halkı kucaklayarak, halka umut vererek iktidara gelinebileceğine yönelik bir anlayışın gelişmesine yol açmasını umuyorum.
CHP’de de halka, sandığa, demokrasiye duyulan inancı pekiştirmesi Türkiye için en büyük kazanımlardan birisi olur.

Ancak CHP, içerde ve dışarıda Türkiye karşıtı güçlerin desteğine ihtiyaç duymadan, onların payandası haline gelmeden, kendi öz gücüyle iktidar mücadelesi verirse bu kazanım olur.

Aksi halde CHP’nin kazanması Türkiye için değil, Türkiye karşıtı güçler için kazanım olur.

Dolayısıyla gerek AK Parti’nin kendini yenilemesine vesile olması, gerekse de CHP’nin demokrasiye bağlılığını pekiştirebilme ihtimali doğurması açısından bu seçimlerin Türkiye için bir umut yarattığı kanaatindeyim.

AK Parti kendini yenileyemez, CHP ise kendini bu güçlerin payandalığından kurtaramaz ise bundan sonrası Türkiye için kaos olur.

Dilerim her iki parti de birincisini gerçekleştirir.