YAŞAMAK MI, YAŞLANMAK MI?

Fehmi KETENCİ 14 Haz 2022

Yaşamımızı dayanılmaz yapan üç yılı geride bırakmak üzereyiz.

Bir süre önce Brezilyalı bir doktorun yaşama dair yazdıklarını bu sayfalara aktarmıştım. “Yaşama olumlu bakış ve mutluluk” başlıklı bu yazıda yaşamın her dönemiyle ilgili o kadar güzel yansımalar anlatmıştı ki, söylediklerini kelimesi kelimesine buraya aktarmış, o anlatılanlara giriş olarak aşağıdaki bu kısa bölümü yazmıştım.

“Yaşamımızı dayanılmaz yapan üç yılı geride bırakmak üzereyiz. Kendimizi neler yapmak zorunda bıraktık veya; gerek yaşam şartlarının, gerekse diğer etkenlerin daralan çerçevesine sıkışarak neler yapamaz olduk, nelerden yoksun bırakıldık. Duşününce, bizleri hayata küstürenlerin sadece salgında yaşadıklarımız ve o durumdan katnaklanan olumsuzlukların olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz. Yıllardan beri var olan ve özellikle son on yılda gittikçe ağırlaşan geçim sıkıntıları, ekonomik kazanımlardaki daralmalar ve kısa sürelere sıkıştırılan geçim zorlukları, bazı şeylere yeterince neden sahip olamadığımızla ilgili var olan gerçeği, sakinleştikçe daha da rahat görebiliyoruz. Artık ne zorluklar olursa olsun elimizde kalanını çok daha idareli kullanarak yetineceğimiz yaşamımızın varoluşunu besleyen mutluluğu ve sağlık desteğini koruyabilmek için yeterince beslenebilmeliyiz ve özellikle de akıl sağlığımıza sahip çıkabilmeliyiz.
Brezilyalı o doktorun söyledikleri, bizim yaşadıklarımızı kısa ve net bir şekilde çok güzel anlatıyordu. Doktorun söylediklerinde ben kendimle özdeşleştirebildiğim birçok eksiği görmüş ve etkilenmiştim.
Dün akşam arkadaşlarımdan birisi, bu konulara merakım olduğu için tarihin çok derinliklerinde yaşanmiş bir öyküyü bana anlattı. Buraya aktarmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

“ÇİÇERO’YA GÖRE YAŞLILIK VE GENÇLİK”

Latin kökenli Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve felsefeci yazar. Marcus Tullius Cicero’ya (M.Ö. 106 - M.Ö.43) yaşlılığında, yaşlılık ve gençliğini sormuşlar;
“Üstad; yeniden gençliğe dönmek ister miydiniz?
Verdiği yanıt:
“Yarışı birinci bitiren bir at, neden bir daha başlangıç çizgisine dönmek istesin ki. Ben her zaman yaşlılar gibi olgun düşünen gençlere, gençler gibi neşeli olan yaşlılara hayranımdır. Zaten neşeli olanlar hiçbir zaman yaşlanmazlar.
Yaşlanmak ve yaş almak. Gençlik bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan kendine olan güveni kadar genç, kuşkusu kadar yaşlı, Cesareti kadar genç, korkuları kadar yaşlı, umudu kadar genç, bezginliği kadar yaşlıdır!
Hiçkimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz. İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, kitap okuma özgürlüğünüzü arttıkça, spor, yürüyüş, müzik, ruhunuzla beraber şarkı söyleyemeseniz de, korolarda, konserlerde, iyi dinleyici halinizle bile sağlığınıza, ruhunuza destek oldunuz demektir.
Herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar. Halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır.
En önemlisi, her gün ilaca, hastaneye, doktora ihtiyaç duymak istemiyorsak, pozitif enerji dolu dostlarınızı kazanmaya ve sosyal birliktelik içinde olmaya devam.
Sabır, hoşgörü ve güzel sohbetiniz kalıcı olsun.”
W. E. Gladstone / S. Ullman'dan alıntıdır.

BİR TUTAM TEBESSÜM

GENÇLİK İHTİYARLIK
Nasrettin Hoca’nın da bulunduğu bir mecliste gençlikten ve ihtiyarlıktan bahsediliyormuş.
Herkes, insanın gençken kuvvetl olduğunu fakat ihtiyarladıkça bu kuvvetini kaybettiğini söylüyormuş. Yalnız, Hoca bunu hiç kabul etmez;
“Hayır hiç doğru değil” dermiş. “Bir insan gençliğinde ne kadar kuvvetli ise ihtiyarlığında da o derece kuvvetlidir.” Meclistekiler hemen itiraz ederler.
Ama hoca bunu hiç kabul etmez, “Tecrübemle biliyorum itiraz etmeyin” der.
“Tecrübe nedir?” diye sorarlar.
Bunun üzerine hoca şu cevabı verir;
“Bizim evin bahçesinde büyük bir taş vardır. Bu büyük taş eski zamandan beri orada durur. Gençken kaç sefer denedim, ama yinede yerinden kımıldatamadım.. Demek oluyor ki insan gençliğinde ne derece kuvvetli ise, yaşı ilerleyip ihtiyarladıktan sonra da bu kuvveti değişmiyor”