TDV sağ 160x600


YENİ KUŞAKLAR, YENİ ALTYAPI VE YENİ SİYASET

Geçen yazıda Türkiye'de siyasetin mevcut trendler etrafında devam etmesi halinde Sayın Cumhurbaşkanı'nın bir balkon konuşması daha yapması ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiştim.

Geçen yazıda Türkiye’de siyasetin mevcut trendler etrafında devam etmesi halinde Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir balkon konuşması daha yapması ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiştim. Arkadaş ve yakın çevremden hemen itirazlar yükseldi: “Bu kadar büyük ekonomik kriz ortamında nasıl oluyor da AK Parti tekrar seçimi kazanıyordu?” Eğer mevcut siyaset paradigması devam ederse, yani insanlar bağlı oldukları hemşeri grupları ve tarikat – cemaatler ile içinde bulundukları mahallelere göre oy vermeye devam ederlerse, bu durum bizi Cumhur İttifakının kazanmasının kesin olduğu sonucuna götürmektedir. Çünkü Türk toplumunun sosyolojisinde yüzde 65-70 oranında bir Sünni, dindar ve Türk bileşimi bulunmaktadır. Burası da Cumhur İttifakının tapulu arazisidir. Ne Devlet Bey ne de Tayyip Bey tapulu arazilerine gecekondu kondurmazlar! Pekiyi muhalefet ne yapmalı? Kazanamayacağı şartlarda bir seçime girmeyi reddedip, oyunu kendi kazanabilecekleri şartlarda oynamaları gerekir. O şartlar nelerdir? Tüketim tarzları, mahalle, etnik ve mezhepsel aidiyet ve bölgecilik üzerinden değil bütün toplumun ortak problemlerine çözüm üreterek siyaset yapmak… Ortak problemler nelerdir? Birincisi ekonomik kriz ve vatandaşın çok fazla düşen alım gücü, ikincisi sığınmacılar etrafında oluşan şikâyetler ve üçüncüsü adalet duygusunun sarsılması… Bu yüzden seçimin sonucu, büyük oranda, muhalefetin siyaset stratejisini hangi temeller üzerine kuracağına ve bunu ne kadar başarılı uygulayacağına bağlıdır. Şu ana kadar bu yönde muhalefetin bir siyasi stratejisini görmüş değiliz. 

2023 seçim sonuçları ne olursa olsun, 2023-43 arası Türk toplumunu cezbedecek ve arkasından sürükleyecek siyaset bu dönemde gerçekleşecek imar dalgası ile en uyumlu siyaset olacaktır. 100 yıllık Cumhuriyet tarihi bize bunu söylemektedir. Toplumun ihtiyaçları, ekonominin gerçekleri ve devletin jeo-politiği yirmi yıllık dönemlerde belli alt yapı sermayesi türlerinin birikimine, bu da belli bazı sektörlere öncelik vermeyi öne çıkarmaktadır. Hangi siyasi lider ve parti bu taleplere karşılık üretirse o öne çıkacaktır. 

Pekiyi Cumhuriyet döneminin Altıncı İmar Dalgasının belirleyici özellikleri nelerdir? Eğer bunları tespit edersek önümüzdeki yirmi yılın siyaset paradigmasının ana hatları da şekillenir. 

Bilindiği üzere Simon Davidoviç Kuznets kendi isim verdiği imar dalgalarını “demografi ve imar dalgaları” olarak tanımlamıştır. Demografi ile kastedilen gerek kuşak değişimi gerekse iç ve dış göç yolu ile değişen nüfus yapısının yol açtığı yeni koşullardır. İmar kavramı ile ise içinde bulunulan teknoloji ve toplumsal talebin dayattığı altyapı sermayesi birikim süreci kastedilir. Altıncı İmar Dalgasını bugünden net olarak tasvir etmek mümkün değildir ama gelişen trendlere göre tahminde bulunabiliriz. Siyasetçilerin bu bulgulara önem vermesi kendi stratejileri açısından hayatidir. O zaman ilk önce Altıncı İmar Dalgası hakkında tahminlerimizi anlatalım. Buradan yola çıkarak, daha sonra, bu dalga süresince nasıl bir siyasetin ana paradigma olacağını öngörmeye çalışalım.

İMAR DALGASININ ANATOMİSİ

Bir imar dalgası teknik olarak iktisadi faaliyet düzeyini (genel olarak etkisi GSYİH’nın büyüme oranlarında yansır, DMD) bir kuşak boyunca (15-25 yıl arası yani ortalama 20 yıl) etkileyen bir iktisadi süreçtir. Dalganın başlangıç ve bitiş dönemlerini tespit etmek için de alt yapı sermayesinin (ulaşım ve haberleşme hatları, enerji dağıtım ağı, şehir altyapısı, konut ve bina stoku vb.) birikim süreci incelenmelidir. Kabaca inşaat sektörünün milli gelir içindeki payı bir gösterge olarak alınabilir. Dalganın başlangıcında yaklaşık 10 yıl süren (5-15 yıl arası) bir genişleme safhası bulunur. Bu safhada yeni altyapı yatırımları artarken, o dönemde aktif olarak toplumsal hayata karışan genç kuşakların tercihleri de hem iktisadi hem idari hem de sosyal ilişki ve sistemleri değiştirir. Yani toplumun ihtiyaç duyduğu yeni altyapı yatırımları olurken toplumsal hayata yeni katılan kuşaklar da toplumu kendi ihtiyaçlarını göre yeniden şekillendirirler. Yeni kuşakların tercihlerini dış dünya ve teknolojideki gelişmeler kadar iç ve dış göç dinamikleri de belirler. 

Genişleme safhasını yaklaşık 10 yıl süren (5-15 yıl arası) bir daralma safhası takip eder. Bu süreçte altyapı sermayesi birikimi doyum noktasına ulaşmış ve imar dalgasına kimliğini veren kuşaklar da gençliklerini bitirip yaşlanmaya başlamışlardır. Oluşan yeni toplumsal ilişki ağları kendi yeni problemlerini doğurmuş ve bu problemlere çözüm de mevcut yapı içinde bulunamaz hale gelmiştir. Ekonominin büyümesi yavaşlarken altyapı yatırımları yavaşlar, mevcut altyapı eskir ve toplumsal sorunlar gitgide büyür. 

Her imar dalgasının ruhunu ve yeni kuşakların taleplerini doğru okuyan siyasi lider ve partiler o imar dalgasına damgasını vurur. Ancak dalganın daralma safhası, aynı zamanda, hâkim iktidar bileşiminin  ortaya çıkan sorunlara çözüm üretememesi ile birlikte güçten düşme sürecini de başlatır. 

Şu anda Erdoğan Dalgası olarak adlandırdığım Beşinci İmar Dalgasının son yılındayız. En geç bundan 13 ay sonra seçim var. Mevcut siyasi denge değişmezse bir dönem daha Sayın Cumhurbaşkanı iktidar olur. Ancak seçimi kazansa bile ülkenin acil ihtiyaçları ve sosyal hayata aktif olarak katılan genç kuşakların taleplerine duyarsız kalamaz. Bu yönden Sayın Cumhurbaşkanı, eğer seçimi kazanırsa,bütün politikalarını revize etmek zorunda kalacaktır. Eğer bunu yapmazsa bir daha balkon konuşması da yapamaz. Eğer muhalefet kazanırsa ki bu, onların yeni kuşakların taleplerine ve ülkenin yenilenmesi gereken altyapı ihtiyaçlarına uygun politikalar vaat etmiş oldukları anlamına gelir, zaten yenilenmeyi başlatacaktır. “Pekiyi Hocam, yeni imar dalgasının ruhunu hangi politikalar yansıtır?” Bu soruya aşağıda cevap verelim.  

ALTINCI İMAR DALGASI

Bu kısımda – tamamen benim şahsi görüş ve tahminlerime dayanarak – temel başlıkları vereceğim. Bir sonraki Cumartesi günkü yazımda ise bunları gerekçeleri ile yorumlayacağım. Bu başlıkları yeni kuşakların talepleri, toplumun ihtiyaçları, ekonominin gerçekleri ve devletin jeo-politiği olarak dört alt başlıkta toplayacağım.

Yeni Kuşakların Talepleri

- Bireysel hak ve özgürlüklere daha fazla saygı gösteren bir toplum,
- Daha seküler bir toplum ve inançlara / inançsızlığa saygılı bir laik devlet,
- Eğitimde, sağlıkta ve çalışma hayatında fırsat eşitliği,
- Kadınların daha aktif ve söz sahibi olduğu bir toplum,
- Çevresel duyarlılığın sözde değil özde olduğu bir toplum.
Toplumun İhtiyaçları

- Bütün toplumun asgari müştereklerini içeren yenilenmiş bir toplumsal mutabakata dayalı milli kimlik ve aidiyet inşası,
- Geçmişiyle, bugünüyle ve yarınıyla barışık bir toplum,
- Özgürlük ya da bağımsızlık arasında tercih yapmak zorunda kalmayan ama hem özgür hem de bağımsız bir toplum
- Tüm ülkede gelişmiş ülke yaşam standartlarına sahip bir toplum,
- Adalete, güvenlik kuvvetlerine ve ekonomiye güvenin yenilendiği bir toplum.
Ekonominin Gerçekleri  

- Doğal büyüme hızının yüzde 5’ten yüzde 7’ye çıktığı bir ekonomi,
- Kronik cari açık ve dış borç sorunun çözüldüğü bir ekonomi,
- Önümüzdeki 20 senede kendini besleyebilecek tarımsal üretime sahip bir ekonomi,
- Dijital iletişim ağlarının ülkenin her evine ulaştığı bir ekonomi,
- Yüksek teknoloji, eğitim ve kültür metropolüne dönüştürülmüş İstanbul’un  yanına farklı alanlarda uzmanlaşmış en az beş metropolün eklendiği bir ekonomi,
- Enerji boru hatları, yolcu ve yük demiryolu ağları ve en az dört büyük limanın tamamlandığı bir ekonomi,
- Yeni nesil nükleer santrallere ek olarak enerji ihtiyacının ağırlıklı olarak sürdürülebilir kaynaklara dayandığı bir ekonomi,
- Yüksek katma değerli üretimi, değerli Türk Lirası ve adaletli gelir dağılımı olan bir ekonomi. 
Devletin Jeo-Politiği

- Daha küçük ama gücünü daha etkin ve verimli kullanan bir devlet,
- Köklü idari geleneğini yenileyerek Yirmi birinci asırda yaşatan bir devlet,
- Başta Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya olmak üzere uluslararası işbirliğini ve barışı savunan ve teşvik eden bir devlet,
- Terörün kendisi kadar sebeplerini de ortadan kaldıran bir devlet,
- Ordusu kadar donanması ve hava kuvvetleri de güçlü ve yerli kaynaklarla donanmış bir devlet,
- Para karşılığında vatandaşlık ve mülk satmayan bir devlet.
Bu hedeflerin hiçbiri bir anda gerçekleşemez. Belki yirmi yılda sadece bazıları gerçekleştirilebilir. Ama toplumsal gelişme bir hedeftir ve siyasetçilerin önce bu hedefleri koyması, bunlara nasıl ulaşılabileceğini anlatması ve vatandaşları ikna etmesi gerekir. Altıncı İmar Dalgasına ismini verecek siyasetçi bu hedefleri gösteren kişi olacaktır. Cumartesi bu maddeleri açıklayacağım.