YENİ MEDYA YENİ SPOR YENİ ALTYAPI

Birden fazla medyanın tek bir araçta toplanmasını ve kullanılmasını sağlayan yeni medya, okuyucuları için kendini geliştirmek zorunda bıraktığı gazetecilik mesleğini de değiştirmiş gibi.

İletişim ve bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler birçok alanda olduğu gibi gazetecilik alanında da birtakım değişikliklere sebep oldu.

Birden fazla medyanın tek bir araçta toplanmasını ve kullanılmasını sağlayan yeni medya, okuyucuları için kendini geliştirmek zorunda bıraktığı gazetecilik mesleğini de değiştirmiş gibi. Bu yeni medya sayesinde bilgileri gazeteciler dışında da alabiliyorsunuz.

Haberi servis etmek için artık ne bir gazeteye ne de başka bir medya aracına ihtiyaç duymadan kendi profilinizde duyurabiliyorsunuz. Bu durumun sağladığı avantajlar olduğu gibi riskleri de var. Kendi amatör spor branşının haberlerini takipte kolaylıklar var ama herkese duyurulmasında yine popüler branşlar avantajlı. Futbol açık ara önde. Saygı duymak lazım. Başka branşı kötüleyerek kendi branşınızın kıymetini arttıramazsınız. Bunu bir sinerci olarak görüp siz de kendinizi doğru anlatmaya çalışmalısınız. Branşa özel haberlerin yapılmasında tarihsel sürece bakacak olursak bizdeki ilk spor haberinde aslında futbol yok. Bunu Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük kentlerinden biri olan Selanik’te yayınlanan Asır Gazetesi’nin haberinde görüyoruz.  30 Mart 1895 tarihli 4. sayısının 2. sayfasında ‘Yeni Bir Müsabaka’ adlı yazıda İngiltere’de yapılan bisiklet yarışları ile at koşularından bahsediliyordu. Yani tarihimizin ilk spor haberi BİSİKLET SPORU üzerine yazılmış. O tarihlerden günümüze gelecek olursak en yaygın uluslararası spor kanalı olan Eurosport’u açtığımızda da yine en çok bisiklet yarışmalarına yer verdiğini görürsünüz. Gerek tarihsel gelişimi gerekse de son dönemdeki bisikletli yaşam tarzı bisiklet sporuna da ülkemizde de ilgiyi arttırdı. Fakat nedense bizim basında bisiklet spor haberleri yine yer almıyor. Futbol yorumlarının yer aldığı program takipçilerinin sayısı dizi izleyicisi rakamlarıyla yarışıyor. Ama amatör spor branşlarına yer veren programlar yok denecek kadar az.  Ben bu durumu insanımızın bu branşları yeterince bilmemelerine bağlıyorum. Çünkü hemen hemen hepimiz futbol oynamışızdır. Futbol maçı izlerken faul var mı, top çizgiyi geçti mi, düdük çalınmalımıydı gibi futbolun her hareketine bir söyleyecek sözümüz vardır ve sözümüzü de sakınmaz ve uzun uzadıya konuşuruz.

Konuşmayı ve tartışmayı seven bir milletiz. Televizyondan bisiklet yarışını izleyen her hangi biri ile bisiklet sporcuğu geçmişi olan birinin izlediğini anlama farkı var. Bilmeyen biri yarışın bir yerden başlayıp bir yerde bitince sonucunun açıklanacağını düşünür ve sonunu beklemeden kanalı değiştirir ama bisikletin aslında bir takım sporu olduğunu bilseler, yarış içerisine konulmuş kapıların puan verdiğini ve finişe yetiştirilmesi gereken sporcunun takım arkadaşları tarafından nasıl kullanıldığını yarışı izlerken anlayabilseler belki de fikirleri değişir. Bu ayrıntıları kim görebilir. Öncelikle eski bisiklet sporcuları ve bu konuda eğitim almış spor adamları. Bu insanlardan başta spor medyası olmak üzere spor okulları ve resmi eğitim kurumlarındaki Beden Eğitimi öğretmenlerimiz iyi değerlendirebilmelidir.

Ülkemizdeki resmi bisiklet yarışmalarına sadece on veya on beş sporcunun katıldığı bir ortamda bisiklet sporu seyircisinin olmaması da normal. Bu durum çoğu amatör spor branşları içinde geçerli. Sporu ve ülkemizde bilinmeyen ya da az bilinen spor dalları ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı müfredat programlarına eklemeler yapılmalı. Televizyonlar da bu eğitimlere destek olmalıdır.  

Bu işin çözümü okul yıllarında öğrencilere amatör branşları öğretmekten geçiyor. Bilen daha fazla ilgi duyar, bilen izlemek ister, bilen bildiğini konuşmak ister. Bilmek için öğrenmek gerekir. Bunun sağlıklı olması içinde eğitim işlerin ehil ellere bırakılması gerekiyor. Eğitimde hile yaparsanız bu sadece sizin döneminizi değil gelecek birkaç neslin kaybı anlamına geliyor sayın yetkililer.

Baştan alacak olursak, yeni dönemde yeni açılımlar olmalı. En başta samimiyet.