şok eylül mobil


YILDIZLAR DA KAYAR

Mesut Özil'in Fenerbahçe'den ayrılış sürecinde yaşanan onca şeyden sonra yazıya ancak bu kadar Arabesk bir başlık ve şarkı yakışırdı zaten.

Ferdi Tayfur’un klasiklerindendi “yıldızlar da kayar, durmaz yerinde, solar güzelliğin kalmaz seninle” diye yanık sesiyle avaz-avaz girerdi şarkıya Ferdi Baba. Karşılıksız aşkların, aldatmanın, ihanetin gırla gittiği standart Yeşilçam senaryolu, şarkılı-türkülü, Arabesk furyasında kotarılmış bir dönem filmiydi.

Mesut Özil’in Fenerbahçe’den ayrılış sürecinde yaşanan onca şeyden sonra yazıya ancak bu kadar Arabesk bir başlık ve şarkı yakışırdı zaten. Bir yıldız öğütme fabrikası olan Fenerbahçe’den bir yıldız daha kaydı tarihin karanlık sayfalarına doğru. Tantanalı gelişlerden sonra yaşanan hayal kırıklığının büyüklüğü ile doğru orantılı oluyor Fenerbahçe’den ayrılışların gürültüsü, patırtısı. Bu ilke Mesut’ta da şaşmadı. Bayramın üçüncü günü akşam saatlerinde kulüp muhabiri arkadaşlarımıza duyuruldu önce bu ayrılık haberi sonra hepimiz resmi kanallardan da öğrendik.

Premier Lig/Arsenal mütehassısı gazeteciler Mesut’un geçirdiği ağır diz sakatlığı sonrasında futbol hayatının bittiğini yazdıklarında takvimler 2019 yılını göstermekteydi ama Mesut onların dediklerinin aksine devam etti futbol oynamaya. Sonrasında bir de bel ve sırt problemi yaşadı bir-iki ay boyunca ara verdi forma giymeye. Arada politik çıkışları oldu, Çin’in zulmü alında inleyen Türk kardeşlerimize sahip çıktı sosyal medya mesajlarıyla, komünist Çin devletinin hışmına uğradı bu sebepten. Rivayet odur ki Çin pazarında sıkıntı yaşamamak için Arsenal yönetimi Premier Lig A.Ş.’nin tavsiyesi üzerine kadro dışı bıraktı Mesut’u (yıllık 14 milyon €uro ücretini ödemek pahasına) ne de olsa kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

Sonra ne olduysa oldu “çocukluk aşkım” dediği Fenerbahçe ile yolu kesişiverdi M10’un. Bu aslında Mesut’un konfeksiyon, hazır giyim markası M10 için yeni pazarlara açılmaktan başka bir anlam taşımayan, sadece ticari yanı olan ve yeşil sahalardan –fiilen- kopmuş mütekait/emekli bir eski yıldızın yaptığı son transferdi. Cümle âlemin bildiği bu gerçekten Fenerbahçeli yöneticilerin haberinin olmaması düşünülemeyeceğine göre taraftarlar soruyor: “Şimdi büküp boynumuzu soruyoruz size “bu transferi neden yaptınız? Niye bu kadar külfetin altına imza attınız?” diye.

İsmail Kartal gibi hâzâ beyefendi bir isimle bile anlaşamamak gibi bir iletişim seviyesinde Mesut Özil zihniyet olarak. Michel Arteta’ya da neler çektirdiğini Allah bilir Ada’da. Her futbolcu oynamak ister, her futbolcu oyundan alınınca tepki gösterir ama bu makul seviyede olmazsa da kimse kulüpten büyük değildir ve duruma göre kadro dışı da kalır, kulüpten yollanır da. Bu örnek olayda olduğu gibi.

Aslında Mesut, Fenerbahçe’ye değil de mesela Galatasaray’a gelseydi, Hoca da İsmail Kartal değil Fatih Terim olsaydı, kulübün başında da Ali Koç yerine Dursun Özbek bulunsaydı bu birliktelik bu şekilde sonlanmazdı. (Bkz. Riera-Melo ve Kerem-Marcao/Van Arnholt olayları) Galatasaray Mesut’u alâ-yu vâla ile MLS’e, Katar’a veya Suudi Arabistan’a 14 milyon €uro’ya pazarlamış olurdu çoktan.

Çocukça bir tutumla “çocukluk aşkı”nı sosyal medyada takipten çıkınca zaten Mesut ipleri koparmıştı Fenerbahçe ve taraftarıyla, geriye kalan sözleşmesindeki tutarı garantiye alıp free-bonservis münasip bir adrese park etmekti kısa dönem hedefi. Öyle de oldu Başakşehir’de şimdilerde Mesut Özil.

Neyse olan oldu ve bu defter kapandı artık. Onlar ermiş mürüvvetine, biz çıkalım kerevetine deyip kaldığımız yerden devam edelim. Hepimize güzel haftalar.

PS: Fenerbahçe’ye her iki Dynamo Kiev maçında başarılar diliyoruz.