Ekonomi Masthead 1

BAKAN PAKDEMİRLİ: KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETMEK İÇİN İİT ÜLKELERİ OLARAK BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ

Ekonomi Çarşamba 27 Ekim 2021 09:53

Pakdemirli "İİT üyesi ülkelerindeki 350 milyon Müslüman aşırı yoksulluk koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu olumsuz durum göz önüne alındığında kalıcı çözümler üretmek için İİT ülkeleri olarak birlikte hareket etmeliyiz" dedi.

Bakan Pakdemirli: Kalıcı çözümler üretmek için İİT ülkeleri olarak birlikte hareket etmeliyiz

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 8. Gıda Güvenliği ve Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı gerçekleştirildi.

Bir önceki toplantının başkanlığını yürüten Kazakistan’ı temsilen Kazakistan Tarım Bakan Yardımcısı Jenis Oserbay, İİT 8. Gıda Güvenliği ve Tarımsal Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı’nın başkanlığını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye devretti.

Konferansın açılışında konuşan Pakdemirli, toplantının bu seneki temasının “Gıda güvenliğinin tesisi için gıda sistemlerinin geliştirilmesi” olduğunu bildirdi.

Bu toplantı sayesinde uzun vadeli vizyonları görüşüp sürdürülebilir çözüm önerileri sunabilme imkanı bulduklarını aktaran Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Umuyorum ki bu toplantı ülkelerimiz için hayırlı olur, özellikle de küresel dayanışmanın önemini fark ettiğimiz şu zamanlarda. İslam İşbirliği Teşkilatı, İslam dünyasının ortak sesi olmak amacıyla barış ve kalkınma için kurulmuştur. Bugün dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Müslümanlar, ne yazık ki potansiyellerine paralel olarak siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyinde hak ettiği yerde değildirler. İnsanlığın bugünkü gelişmişlik düzeyinin temelleri İslam coğrafyasında atılmış olsa da bugün Müslümanların yaşadığı sorunların sebeplerini iyi düşünmek gerekir. Aksi takdirde sadece şikayet ederek, sadece konuşarak bir yere varamayız. Hele ki çözümü başkalarından beklersek elde edecek hiçbir şeyimiz yok."

Pakdemirli, İslam medeniyetini hak ettiği yere getirmenin Müslümanların sorumluluğunda olduğunu aktararak, eksiklerin üzerine yoğunlaşıp 1 milyar 700 milyon Müslümanın ve tüm insanlığın sorunlarına çözüm bulacak somut çalışmalar ortaya koymaları gerektiğini söyledi.

“Kalıcı çözümler üretmek için İİT ülkeleri olarak birlikte hareket etmeliyiz”
Bekir Pakdemirli, Türkiye ile İİT arasındaki ilişkinin, kurulduğu günden bu yana her zaman güçlü olduğunu ve önemini bugüne kadar sürdürdüğünü kaydetti.

Müslüman ülkelerin ekonomik ve bilimsel kalkınmasına katkıda bulunmayı hedefleyen İİT'de aktif rol almaktan gurur duyduklarını ifade eden Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sektörümüz; 10 yılı aşkın süredir gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, iklim değişikliği, doğal afetler ve son olarak da Kovid-19 gibi birçok faktörden olumsuz etkileniyor. Dünya, 2030 yılına kadar açlığı ve yetersiz beslenmeyi sona erdirme taahhütlerinden ne yazı ki uzaklaşmaktadır. Somut ve cesur adımlar atmazsak açlığı ortadan kaldıramayız. Son verilere bakıldığında. dünyanın yaklaşık yüzde 10'u açlıkla karşı karşıya, yaklaşık her 3 kişiden biri yeterli gıdaya ulaşamıyor. Dünyada yetersiz beslenen nüfusun yarıdan fazlası Asya'da ve üçte birinden fazlası ise Afrika'da yaşıyor. Rakamlar, çözmemiz gereken daha çok sorunumuz olduğunu gösteriyor.”

Pakdemirli, gıda güvenliğinin sağlanmasının hem ulusal hem de küresel düzeyde iyi bir planlama gerektirdiğine işaret ederek, “Gıda güvenliğini sağlamak için yeterli gıda üretimini sağlamak tek başına yeterli değildir. Paranızın olması her zaman yiyecek alabileceğiniz anlamına gelmez. Gıdanın yeterli miktarda üretilebilmesi kadar kolay ulaşılabilir olması da büyük önem taşımaktadır. Gıda güvenliği, ülkelerimizde genel güvenliğin ve refahın sağlanmasında en önemli faktördür. Bir gıda güvenliği sorunu varsa bu tüm ülkelerin sorunu olmalı ve kalıcı çözümler üretmek için İİT ülkeleri olarak birlikte hareket etmeliyiz.” diye konuştu.

"Karşılıklı güven ve bağlarımızı güçlendirmeliyiz"
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, son gelişmelerin, gıda güvenliği ve tarım konusundaki sorumluluklarının her zamankinden çok daha önemli olduğuna işaret ettiğini aktararak, “İklim değişikliğinin etkileriyle uğraşmak zorundayız ve küresel gıda krizi çok yakında kapımızı çalabilir. Bunun sebebi de kuraklık, sel, orman yangınları olacaktır.” dedi.

Salgının mevcut sorunları daha da kötü hale getirdiğini belirten Pakdemirli, “Bu zorlukları göz önünde bulundurarak, mevcut gıda sistemini sürdürülebilir bir sisteme dönüştürmek için ortak çabalarımızı hızlandırmalıyız. Bu nedenle nasıl ürettiğimize, dağıttığımıza, ticaret yaptığımıza ve tükettiğimize bütüncül bir yaklaşımla bakmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Pakdemirli, İİT bölgesinin, kapasitesi ve iş gücü açısından yüksek bir tarımsal potansiyele sahip olduğuna işaret ederek, “İİT üyesi ülkeler, dört kıtada yer almaktadır. Sadece toprak büyüklüğü ve doğal kaynaklar açısından değil, ekonomik ve tarımsal gelişmişlik düzeyi açısından da farklılık gösteriyoruz. Birçok İİT üyesi ülke için tarım, önde gelen sektörlerden birisidir ve gelir elde etmek, refahı artırmak ve açlığı ortadan kaldırmak için kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.

Bölgede tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısının 200 milyonun üzerinde olduğunu, bunun da dünya tarım istihdamının yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu aktaran Pakdemirli, İİT bölgesinin toplam GSYH'si içinde tarımsal ortalamanın payının yüzde 10'un altında olduğunu söyledi.

Pakdemirli, bölgede yetersiz beslenme, açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kalan milyonlarca insanın bulunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İİT üyesi ülkelerde yaşayan yaklaşık 350 milyon Müslüman, aşırı yoksulluk koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu olumsuz durum göz önüne alındığında, yapısal dönüşümü, tarımsal piyasa istikrarını ve doğal kaynakların verimli kullanımını geliştirmek için iş birliği yapmalıyız. Bu nedenle güvenli, müreffeh ve birleşik bir uluslararası toplumun hayati unsurları olan karşılıklı güven ve bağlarımızı güçlendirmeliyiz.”

Bu yürek burkan gerçeğin arkasında farklı sebepler olabileceğini belirten Pakdemirli, “Ekonomilerimizi büyütürken toplumsal refahı artırmazsak adaleti tesis etmemiz mümkün olmayacaktır. Bu nedenle hayatımızın her alanına dokunan gıda güvenliğine diğer konularda olduğu gibi özel bir önem vermeliyiz.” dedi.

 

 

 

ABONE OL

EN ÇOK OKUNANLAR