'BİLGİ EN BÜYÜK GÜÇTÜR ASLA ZAMANI BOŞA GEÇİRMEYİN'

Röportaj Cuma 01 Şubat 2019 03:00

Milli birlik ve beraberlik için duygularını oyunculuğa döken, milleti için içsel duygularını yazıya döken Türkiye sevdalısı bir yazar, oyuncu Bahadır Yenişehiroğlu ile YeniBirlik için konuştuk.

'Bilgi En Büyük Güçtür Asla Zamanı Boşa Geçirmeyin'

Berk MÜHÜRDAROĞLU

Ege Bölgesinde çocukluk,  gençlik ve profesyonel yaşama geçiş. Ege topraklarında olgunlaşmak nasıl bir duygu?

İnsanın yaşadığı topraklar karakterinin oluşmasında çok önemli bir faktör. Ege pek çok insanda olduğu gibi bende de çok şey ifade ediyor. Samimiyet, sıcaklık. Bereket ve kültürel zenginlik. Anadolu’nun batıya açılan yüzü pek çok kültürün harmanlandığı yer. Daha gani gönüllü. Daha evrensel ve daha muhabbetli bir bakış açısının oluşmasında çok büyük katkılar sunuyor. Tabi gönlünüzü muhabbete kapatmadıysanız, fanatik bir gözlük takmadıysanız.             

Adaletli ve hakkaniyetli olarak tanınıyorsunuz. Bu olguların hukukçu olmanızla bir bağlantısı var mı?

Hayır asla. Hukuk eğitiminin bana kazandırdığı çok şey var lakin adalet ve hakkaniyet çok daha önce kavradığım bir değerler manzumesi. Ailemden başlayan bir eğitimin zaman içinde arz üzerinde neden var olduğumuz ile alakalı bir bilgi harmanının sonucu diyebiliriz.

İlk ne zaman yazmaya başladınız?

12 Eylül’ün bütün ağırlığını hissettirdiği zamanlarda idam cezası ile yargılanan ağabeyime babamın öldüğünü söyleyememiştim. Vefat eden babamın ağzından sanki yaşıyormuş gibi cezaevindeki ağabeyime üç yıl boyunca sahte mektuplar yazarak aslında yazarlık serüvenime adım atmıştım. Bunu çok sonra fark ettim ama. Profesyonelce 2011 yılında İlk romanım Beyaz Usta Siyah Çırak’ı kaleme aldım ve büyük bir hızla ardı sıra diğerleri geldi. Sanki barajın kapağı açılmış gibi hissediyorum.

Hukukçu olmak yazarlığınıza katkısı oldu mu?

Gayet tabi uzun yıllar yapmış olduğum avukatlık belki de hayatımda hiç temas etmeyeceğim, hiç dönüp bakmayacağım ve iletişim kurmayacağım insanlar ile birliktelik geliştirmeme sebep oldu. Pek çok hayata ve olaya temas etmiş olmak son derece besleyici. Pek çok hikâye topluyorsunuz ister istemez ve bu insanın hayata dair psikolojik ve sosyolojik açıdan beslenmesi bakımından çok verimli bir alan.

Tüm kitaplarınızdaki ortak nokta var mı?

Aşk.

Yoksa her kitap başka bir noktaya mı parmak basıyor?

Her roman aslında yeni bir serüven. Kendini ve toplumu keşfetmek ve cevaplar bulmak ile alakalı. Bambaşka açılandan yaklaşsa bile aslında bütün kitaplar insanı anlatmaz mı?

Büyüleyici kaleminin sırrı nedir?

Sahici olması.

Ve oyunculuk kariyeriniz? Oyunculuğuzda yazarlığınız kadar konuşuluyor. Biz biraz kamuoyu araştırması yaptık, her kesimden insan sizin oyunculuğunuzu çok beğeniyor. Projelerde canlandırdığınız karakterlerin en çok hangi noktalarına dikkat ediyorsunuz?

Aktörlük hem zevkli hem de sorumluluk isteyen bir iş. Yer aldığım projeler gerçekten sorumluluğu büyük projeler ve büyük özveri ile çekiliyorlar. Gençlerimizde sağlıklı bir tarih bilinci oluşturmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum tarihi diziler bu sebeple insanımızı okumaya teşvik ediyor.  Bir oynadığım karakterden sıyrılarak başka bir karakteri yorumlamak aktörlüğümün sınırlarını keşfetmek açısından çok heyecan verici. Karakterlerimin yara açan değil yara saran olmaları duruşum açısından çok değerli. Bunu önemsiyorum.

Aktörlük hayatım tamamen bir tesadüf. Değerli yazar ve gazeteci Ahmet Tezcan dostumun isteği üzerine Yedi Güzel Adam dizisinde Sahaf İsmail Efendi karakterini yorumlamamla her şeyin şekli değişti. Ben ve bu konudaki yetkin kişiler içimdeki aktörü gördük ve şaşırdık. Birden inanılmaz bir biçimde büyük bir macerayı yaşamaya başladım. Aktörlük benim için bir macera. İnanılmaz keyif alıyorum. Karakterleri yorumladığım anlarda artık ben olmaktan çıkıyorum ve onlara dönüşüyorum. Yorumladığım karakterleri evlatlarım gibi görüyorum ve onlara tutkuyla bağlanıyorum.

Payitaht Abdülhamid dizisinde, döneminde yaşamış olan Osmanlı Devlet erkânının önemli devlet adamlarından Tahsin Paşa’yı canlandırıyorsunuz. Kamuoyunda Tahsin Paşa karakteri büyük bir etki yarattı. 7’den 70’e Bahadır Yenişehiroğlu ve Tahsin Paşa’yı konuşuyor. Bu ilginin sizde bıraktığı duygular nelerdir?

Karakterimi doğru çıkarmış olmamın ispatı bu sanırım. Aynen söylediğiniz gibi 7’den 70’e yurt içi ve yurt dışında bir karakterin bu kadar çok sevilmesi her aktöre nasip olmaz sanırım. Şükrediyorum ve layık olmaya çalışıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin son 16 yılda katettiği ülke siyasetini siz nasıl görüyorsunuz?

Son derece başarılı buluyorum. Milletimize karşı tarih ve oyuncular değişmiş ama aynı felsefe üzerinden düşmanlıklar hep süregelmiş. Bugünün Türkiye’si dün olduğu gibi etrafını örümcek ağı gibi ören küresel bir komplonun hedefinde...

Küresel sömürünün küreselleşme idealinin hedefi, karşısında bir engel olarak gördüğü toplumların gerçek tarihidir ve onu yok etmek ister.

Tarihi bilinç mutlaka yok edilmesi gereken bir sorun olarak algılanmaktadır. Bu sebeple özüne dönüp tarihi ve kültürel kodlarını tespit içinde olanlar düşman ilan edilir.

Küreselleşme aslında kültürel temelde hem bir benimsemeyi hem de bir reddetmeyi içermelidir. Küresel oyunun tuzağına düşerek kendini beğendirme ve beğendirmeye çalıştığını kutsama kimliksizliği özgürlüğünü kaybetmenin ilk adımıdır.

Bir yanda ne yazık ki gücünü demokrasiden aldığı halde demokrasiye karşı duran siyasiler…

Bir yanda ise küresel oyun kurucuların tezgâhladığı terör...

Bir yanda ise sözde  ‘Aydın’lar eliyle milletin bütün kutsallarına, bütünlüğüne ve hürriyetine yönelen aşağılamalar ve tetikçi hareketler... İşin ilginci bu yeni bir senaryo değil, son da değil hep oldu ve olmaya da devam edecek.

İşte bu yüzden Türkiye’nin yeni siyasetini anlamak son derece ehemmiyetli. Bu gün oynanan oyunları anlamak için çok ehemmiyetli. Savaş çok çetin geçecek gibi görünüyor ama gerçekleri artık gün yüzüne çıkarmanın zamanı.

Son dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırmalarının sebebinin altında hangi sebepler varsa dün de Osmanlıya saldırmalarının altında aynı sebepler vardı.

Mazlumların her zaman yanında yer almış bu milletin evlatları sömüren ve köleleştirmek isteyen küresel güçlerin her zaman hedef tahtası olmuştur.

Dün yok edilmek istenen Sultan Abdülhamid’in şahsında Osmanlı İmparatorluğu, bugün yok edilmek istenen Cumhurbaşkanımızın şahsında Türkiye Cumhuriyeti’dir. Lakin başaramayacaklar zira gençlerimiz her zaman gururumuz olmuşlardır. Başaramayacaklar zira tarihten çok dersler aldık. Son yaşananlarda bunun göstergesi.

Başarılı oyunculuğunuzla birilerini rahatsız ettiğinizi ya da kıskanıldığınızı düşünüyor musunuz?

Her başarılı insan mutlaka birilerini rahatsız eder. Günümüzde kendi varlığını başkasının yokluğu üzerine kurgulamak isteyen çok insan var her meslekte. Bu acı verici ve zavallı bir durum. Varlığımın birilerini rahatsız ettiğini biliyorum. Hayatım boyunca başkalarının işleri ile ilgilenmedim kendi yaptığım işlere hedeflendim. Zaten buna zamanımda yok. Bu yüzden yoluma devam ediyorum. Gereksiz kıskançlıklarla ve dedikodularla uğraşacak değilim. Bu insanı aşağıya çeken bir tavır olur. Halkın teveccühü en büyük motivasyonum. Allah ne derse o gerisinin bir önemi yok benim için.

Edebiyat dünyasında en çok satan kitap  raflarında kitaplarınızı görüyoruz. En çok satan kitap yazarlarından biri olmak size nasıl hisler uyandırıyor?

Kitaplarımın büyük kitleler tarafından kabul görmesi bir yazar olarak gurur verici. Karşı kıyıya ulaştığımın bir delili. Bir yazar için bundan daha büyük zenginlik olamaz. Bu yüzden Allah’a şükrediyorum bana böyle bir yetenek bahşettiği için. Kalıcı edebi metinler ortaya koymaya olan azmim her geçen gün daha da kamçılanıyor. Ben günübirlik başarılardan yana değilim. Bir kavramı ya da bir kişiyi sömürürcesine para kazanmak gibi bir amacım da hiç olmadı. Bütün derdim edebiyat. Bunun karşılığını alıyor olmak da ayrı ve başlı başına büyük bir zenginlik. Layık olmaya çalışıyorum.

Kitap ve sanat fuarlarında en çok kitap imzalayan yazarlardansınız. Okurlarınızla buluşmak nasıl bir duygu?

Bir yazar için bu bulunmaz bir nimet. Okurlarımla ve sevenlerimle sıcak bir temas içerisindeyim. Yaptığım söyleşiler, konferanslarım sebebiyle bütün Türkiye’yi ve dünyanın pek çok yerini dolaşıyorum. Okurlarıma ve sevenlerime ulaşmak müthiş bir zenginlik. Salonların dolup taşması, saatler süren imza programları, dostlarımla çektirdiğim fotoğraflar ve onlarla göz teması kurarak samimi sohbetler yapmak çok değerli. Ben fildişi kulede yaşayan biri değilim. Halkın içinden biriyim ve kucaklaşmayı, temas etmeyi bir yaşam biçimi olarak görüyorum. Bu beni güçlü kılıyor. İnsan olmanın bir gereği bu. Bunun için ne kadar şükretsem az.

Muhabbet kelimesi sizin için ne ifade ediyor?

Muhabbet, Allah sevgisidir, manevi hayatın temelidir. Muhabbet (aşk) büyülü bir haldir. Muhabbet özel bir haldir, bu hal insanı insan kıvamına yükseltir. Bu hal ve his insanı bütün bir kâinatın sahibi Allah’ı bilmeye O’na karşı içinde bir heyecan duymaya sevk eder.

Muhabbet, aşığın sevgilisini, yanında bulunan ve değeri olan her şeye tercih etmesidir.

Muhabbet, kendi vasıflarını yok eden aşığın, zatı ile sevgilisini ispat etmesidir. Muhabbet aşığın maşuk haline gelmesidir.

Gerçek muhabbet, kişinin kendine hiçbir şey bırakmayacak şekilde bütün varlığını sevgiliye hibe etmektir.

Muhabbet âşıkların dediği gibi, senden olan çok şeyi, az bilmen; sevgiliden olan az şeyi, çok bilmendir.

Muhabbet aşığın kendi sıfatlarını terk etmesi ve bunun  yerine sevgilisinin sıfatlarına girmesidir.

Muhabbet, kalplere dikilen fidanlardır, aklın ölçüsünde meyve verir.

Kula muhabbeti bilmeyenin bahsettiğim değerli muhabbete ermesi ise mümkün değildir.

Uluslararası anlamda dış ülkelerden sizi izleyen ve kitaplarınızı okuyanlarla iletişim halinde olduğunuzu biliyoruz. Sizi okuyan ve izleyenlerle interaktif bir şekilde iletişimde olmak durumu kolay rastlanan bir durum değil. Bunu anlatabilir misiniz?

Bu durum muhabbet duymadığınız takdirde gerçekleştirilecek bir durum değil. Bunu bir vazife olarak değil aşk ile yapıyorsanız karşı yana ulaşıyor. Samimiyetinizi hissedip hissetmeyeceklerini düşünmemelisiniz. Samimi olmanız yeterlidir bunun için.  Samimi imiş gibi değil gerçekten samimi olmalısınız. Bunu kendinizi kurgulamak ve öyle görünmek için yaparsanız bunu kimse yutmaz. Herkes her şeyin farkında.  Ben bu yüzden benimle iletişime geçenlerle iletişim halinde olmayı seviyorum. Tabi ki bu durum giderek zorlaşıyor zira zamansızlık ve binlerle ifade edilen bir yaklaşım karşılıksız kalabiliyor asla kastım olmaksızın tamamen imkânsızlıklar yüzünden. Benim takipçilerim bunu biliyorlar bundan eminim.

Bilgi en büyük güçtür ve asla zamanı boşa geçirmeyin.

Oyunculuğunuzda İçsel ve Dışsal yorumlama gücünüz 
aşırı gerçekçi Senaryonuza nasıl çalışıyorsunuz?

Senaryoyu ve karakteri içselleştirmem ile alakalı sanırım. Aynileşmenin önemine inanıyorum bunu gerçekleştirme yolunda iyi bir okur, iyi bir seyyah olmamın çok etkisi var tabi. Ayrıca yıllarca avukatlık yapmış olmam ve çok iyi bir gözlemci olmamın büyük faydası oluyor. Yukarıda da belirttiğim gibi ben entelektüel bir alt yapısı olmayan birinin güçlü bir aktör olamayacağını düşünüyorum.

Türk Toplumuna özellikle gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Okuyun ve asla umutsuz olmayın. Değerli ve anlamlı olana meyledin neyin değerli ve anlamlı olduğunu idrak etmek için özen gösterin. Çağın sizde yaralar açmasına izin vermeyin. Küresel güçlerin tüketim araçları haline dönüşmeyin. Sizi acımasız dişlileri arasında öğütmelerine izin vermeyin. Pür bir ruh gerçekten en büyük zenginlik. Hayallerinizin peşinden gidin. Dünyayı gezin, insanlara dokunun. Sevin, sevilin. Gerçekten severseniz kâinatın sahibi tarafından sevilirsiniz. Muhabbet, Allah sevgisidir, manevi hayatın temelidir. Bunu lütfen unutmayın. Paylaştığınız her sevginin ‘O’ na ulaşacağından emin olun. ‘O’ yarattı diye onun yarattığı ne varsa sevin. Ben büyük acılar yaşamış biri olarak yaralarımı severek tedavi ettim. Acıların içerisinde kaybolmak yerine muhabbeti büyüterek acıları yok etmeyi öğrendim. Herkesin hayatında acılar var mutlaka ama bu yenilmeniz için bir sebep değil. Kendinizi önemseyin zira çağın en büyük hastalığı hiçbir şeyi önemsememesi. Bizatihi Allah’ın sizi yaratmış olmasının bile bir ayrıcalık olduğunu asla unutmayın.

Hünkârım kitabını yazmaya iten sebepler nelerdir?

Sizi bir İstanbul beyefendisi olarak gördüğümden size özel bir cevapla bu sorunuzu yanıtlamak istiyorum. Buna ben karar vermedim, Tahsin Paşa bizzat kendisi bana yazdırdı hayatını. Gülümsemeyin, aynen öyle. Şimdide hakkımda farklı düşündüğünüzü gözlerinizden okuyorum, ama korkmayın sıkıntı yok. Bir karakter ile bu denli içli dışlı yaşarsanız olacağı budur. Çok da iyi oldu. Oynadığı karakteri roman olarak kaleme alan başka birini tanımıyorum. Sanırım bu bir ilk. Bir romancı olarak Tahsin Paşa’nın hayatını başkasının yazmasına asla izin veremezdim. Öylede oldu. Ben sevdiğim insanları kıskanırım.

Hünkârım kitabını bir okur nasıl okusun?

Başka bir yolu yok, gönlü ile okuyacak. Bunu ister istemez yapacak ve inanın çok büyük bir keyif alacak.

Size Türkiye’nin Sean Connery’si diyorlar. Hollywood yıldızlarıyla mukayese edilmek size ne ifade ediyor?

Öyle mi diyorlar? Sean Connery güçlü bir aktör. Bizde de muazzam aktörler var. Bütün iş fırsat vermekle alakalı. Üzerinde kafa yorulmuş ve emek verilmiş işler göz dolduruyor gerçekten. Ben aktörlüğün sırrının (gayet tabi yeteneği göz ardı etmeksizin) emek verilmiş bir entelektüel kimlikte barındığına inanıyorum. Özel ve güçlü karakterleri yorumlamak ve doğru projelerde yer almak nasip işi. Her aktör bunun ne demek olduğunu çok iyi bilir. Ben nasipliyim diyebiliriz. Bu sanata gönül vermiş Türkiye’nin değerli insanlarından övgü almak gurur verici. Layık olmaya çalışıyorum. Nefes aldığım her an yeni şeyler öğreniyorum bu da heyecan verici.

Hukukçu olduğunuz yıllara dönecek olursak Adaletin kestiği parmak acıtmaz diye bir söz vardır ya. Size göre günümüzde ki Adalet ve Hukuk  Sistemini nasıl buluyorsunuz?

Malumunuz hak, adalet ve özgürlük siyaset felsefesinin temel kavramlarıdır. İnsanların tamamı veya büyük çoğunluğunun huzur ve mutluluğu; toplumsal düzende hak, adalet ve özgürlüğün sağlanabilmesine bağlıdır. Siyasallaşmamış ve evrensel olarak kişi menfaatlerinin hukuk kurallarınca korunuyor olması kesilen parmağı acıtmaz. Kişilerin başka kişi veya devletten isteyebileceği ve talep edeceği şeyler konusunda bir ayırım ve kayırma gerçekleşmiyorsa o zaman tabi ki kesilen parmak acımaz. Ya da tam tersi yerine getirilmeyen bir talep can yakmaz. Ya da karşılanan bir talep kimseyi rahatsız etmez.

Ne kadar medeni olursa olsun, her toplumda düzeni bozucu, kanunlara karşı gelici unsurlar, insanlar vardır. Devlet teşkilatı bu gibilerin düzeni tekrar bozmaması, ferdi ve içtimai haklara zarar vermemesi için bir takım müeyyideler uygular ki, bunlardan bir kısmı cezai diğerleri tazminat ve eski hale iade gibi medeni tedbirlerden ibarettir. Adalet için bu lüzumludur. Adalet ve hukuk sistemi uygulamada önem arz eder. Bütün mesele de burada yatar. Zaman içerisinde belli kaygılar çerçevesinde ülkemizde yargının ne denli yanlı ve adaletsiz çalıştığı ortaya çıkmıştır ki işte bu durum tam bir kaostur.

Oyunculuk alanında ki gelecek hedefleriniz nelerdir?

Doğru ve güçlü projelerde içimdeki adamları ortaya çıkarmak. Bunu önemsiyorum. Zira biliyorum ki içimde ortaya çıkmayı arzulayan pek çok adam var.

Yazmakta olduğunuz yeni bir kitap var mı?

Henüz başlamadım. Lakin kafamda deli sorular var. Kelimeler uçuşuyor zihnimde. Bakalım beni ne zaman razı edecekler. Çok zaman alacağını sanmıyorum.

Yeni sinema projeleriniz mevcut mu?

Birkaç önemli proje var görüşüyoruz. Sürpriz olacak sizlere. Lakin çok heyecanlıyım. İçim kıpır kıpır.