VF_Detay

"BÖLGEDEKİ İNSANLAR İÇİN"

Güncel Pazartesi 22 Ocak 2018 12:08

Başbakan Binali Yıldırım, Başbakanlık Vahdettin Köşkü'nde Gazete ve TV'lerin sahiplerini kabul etti. Gazetemiz imtiyaz sahibi Avni Özgürel'in de hazır bulunduğu kabulde Başbakan ve AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım, "Esasen terör örgütü PKK, YPG, PYD'nin dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmak için kullandığı kara propagandanın tam tersi var burada. 'Kürtleri öldürmek için, bölgede Kürtleri yok etmek için Türk Ordusu operasyon başlattı' şeklindeki konu, tamamen orada yaşayan Kürt, Arap, Türkmen, sivil, gücü, imkanı olmayan insanları kurtarmaya yönelik bir faaliyettir. İşin özü bu." dedi.

"Bölgedeki insanlar için"

Medya temsilcileriyle Vahdettin Köşkü'nde bir araya gelen Yıldırım, toplantının amacının dün saat 17.00 itibariyle resmen başlayan Zeytin Dalı Harekatı hakkında istişarede bulunmak, bundan sonraki süreçte, millet olarak, medya olarak, bu harekatın başarıyla sorunsuz tamamlanması için neler yapılması gerektiği konusunda görüş almak, hem de kendi hassasiyetlerini paylaşmak olduğunu söyledi.

"İsim değiştirerek kamuoyunu etkilemeye çalışıyorlar"

Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"2014 yılından itibaren Suriye'nin kuzey batısındaki Afrin Bölgesi'nde PKK, PYD, YPG, KCK unsurları burayı kanton ilan ederek bölge halkı üzerinde sistematik bir baskıya başladı. Zorla gençleri askere almak da dahil vatandaşlarla orada yaşayan -ki nüfus dağılımına baktığımızda yüzde 55 Arap daha sonra Kürtler var, bir miktar da Türkmen var- Bunlara sistematik zulüm uygulayarak, onlara itaat edenleri koruyup, itaat etmeyenleri de bölgeden sürgüne göndermek şeklinde bir baskı, zulüm politikasını bugüne kadar sürdürdüler. Bu şekilde şehri terk edenlerin sayısının 300 bini aştığı tahmin ediliyor. Bunların büyük bir kısmı da Türkiye'ye geldi. Esasen terör örgütü PKK, YPG, PYD'nin dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmak için kullandığı kara propagandanın tam tersi var burada. 'Kürtleri öldürmek için, bölgede Kürtleri yok etmek için Türk Ordusu operasyon başlattı' şeklindeki konu, tamamen orada yaşayan Kürt, Arap, Türkmen, sivil, gücü, imkanı olmayan insanları kurtarmaya yönelik bir faaliyettir. İşin özü bu. Fırat Kalkanı Bölgesinde DEAŞ'ın yaptığını, burada DEAŞ da kısmen olmakla beraber PKK, YPG ve PYD dediğimiz PKK'nın kuzenleri. Aynı esasında, PKK ile bir farkları yok. Ancak PKK dünyada bir çok ülkede biliniyor ve terör örgütü ilan edildiği için isim değiştirerek, farklı bir yapıda olduklarını, daha masum bir hareket olduklarını anlatmaya çalışıyorlar, kamuoyunu etkilemeye çalışıyorlar."  

"Sınırlarımızda 700'ün üzerinde taciz oldu"

Terör örgütünün, gerek dost ve kardeş bölge halkı, gerek Türkiye'de sınıra yakın yaşayan vatandaşların can ve mal güvenliğe yönelttiği tehlikenin son dönemlerde artmaya başladığını belirten Yıldırım, "Şu anda 700'ün üzerinde taciz oldu sınırlarımızda. Sınırın ötesinden 6 tane roket Kilis'e attılar. Allah'tan can kaybı yok, 2 vatandaşımız hafif yaralı. Arkasından topçularımız gereken karşılığı verdi ve hedefleri imha etti." ifadelerini kullandı.

Afrin Bölgesi'nden, Hatay ve Kilis ile civardaki karakollara, üslere 700'e yakın tacizin gerçekleştirildiğini, hudut karakollarının Afrin Bölgesi'ndeki terör örgütlerinin saldırısına ve tehditlerine sürekli olarak maruz kaldığını anlatan Yıldırım, söz konusu taciz ve saldırılarda hayatını kaybeden vatandaşların, şehitlerin olduğunu hatırlattı.   

"Harekat, terör unsurları bölgeden temizleninceye kadar devam edecek"

DEAŞ gibi PKK, KCK, PYD, YPG'nin de bir terör şebekesi olarak masum Suriyeli sivilleri tahakkümü altına almak için her türlü terör faaliyetine başvurduğunu, sadece Araplar ve Türkmenleri değil, kendisine karşı çıkan Kürtleri de etnik ve ideolojik temizliğe tabi tuttuğunu ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:

"Nitekim Suriye'den ülkemize bu süreçte yüz binlerce Kürt göç etmek zorunda kalmıştır. Bu tespitlerin ışığı altında TSK tarafından ülkemiz sınır güvenliğini sağlamak, Afrin Bölgesi'ndeki teröristleri yok etmek, bu sürette Kürtler, Araplar, Türkmenler başta olmak üzere dost ve kardeş bölge halkını terörün zulmünden ve baskısından kurtarmak amacıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın Başkomutanlığı riyasetinde Zeytin Dalı Harekatı başlatılmıştır. Harekat, terör unsurları bölgeden temizleninceye kadar devam edecek. Milletimizin harekata desteği tamdır. Bu da askerimizin oradaki operasyon kabiliyetini daha da arttırmaktadır."

Bugün gazetelerin iç sayfalarına baktığını anlatan ve bu vesileyle medya temsilcilerine teşekkür eden Yıldırım, "Aynen 15 Temmuz'da olduğu gibi görüş farklılıklarımızı, duruşlarımızı, dikkate almadan ülke menfaati için, milletin geleceği için çok güzel bir fotoğraf gösterdiniz. Esasen bugün buradaki fotoğraf da bunun aynısıdır. Burada bugün bize karşı muhalefet içinde olan da olmayan da bütün medya mensupları, yazılı ,görsel bir arada. Çünkü bu mesele milli meseledir." diye konuştu.

Hedef terör örgütü

Harekatın planlama ve icrasında, sadece bahse konu terör unsurlarıyla, bu unsurlara ait barınak, silah, sığınak, mevzi, araç ve gerecin hedef alındığını, sivil halkın zarar görmemesi için her türlü hassasiyetin gösterildiğini belirten Yıldırım, "Harekat uluslararası hukuk temelinde, BM Sözleşmesi'nin 51. maddesine dayandırılarak, meşru müdafaa hakkı olarak yürütülüyor. Ayrıca BM'nin Güvenlik Konseyi'nde aldığı terörle mücadeleye ilişkin 1373, 1624, 2170, 2178 sayılı kararları uyarınca, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı esasına göre yürütülüyor." diye konuştu.

Bu harekatın milli menfaatler doğrultusunda başarıyla tamamlanması, sivil halkın zarar görmemesi ve bölgede arzu edilen barışın sağlanması için yazılı ve görsel medyanın desteği ve katkılarını önemsediklerini dile getiren Yıldırım, yabancı kaynakların, PKK, KCK, PYD, YPG ile DEAŞ terör örgütü kaynakları üzerinden Türkiye aleyhinde yapacakları muhtemel dezenformasyonlara karşı dikkatli olunmasını istedi. 

"Rusya'nın tespiti bizim ne kadar haklı bir iş yaptığımızı destekler mahiyette"

Rusya Savunma Bakanlığı'nın "ABD'nin bölgeye çok silah yığmasının Türkiye'yi bu harekete mecbur bıraktı" söylemi hatırlatarak, bu diplomasinin perde arkasının sorulmasına da Yıldırım, şöyle yanıt verdi:

"Tabii bu tespit bizim baştan beri söylediğimiz gerçeği teyit ediyor. Rusya'nın böyle bir tespit yapıyor olması bizim ne kadar haklı bir iş yaptığımızı bir anlamda destekler mahiyette. Doğrusu burada terör örgütlerinin yuvalanması bizim kadar rejimin geleceği için de tehlike, Rusya için de tehlike. Suriye'nin toprak bütünlüğü için de tehlike. Bu noktaya kolay gelinmedi, sadece o kadar söyleyeyim. Çok çetin müzakereler oldu. Hava sahasının kapatılma konusu şu an için söz konusu değil ama sürekli 7/24 esasına göre bir koordinasyon var. Bu koordinasyon çerçevesinde bu harekat icra ediliyor."

Yıldırım, "Suriye konusunda İran ve Rusya ile alakalı bir işbirliği sürecimiz var. İdlib özelinde bu işbirliği ne aşamada ve bazı kontrol noktaları oluşturulacaktı Türkiye tarafından, bunlar tamamlandı mı?" şeklindeki soruya karşılık şöyle dedi:

"Hayır henüz tamamlanmadı. Tam Afrin'in güneyinde 3 kontrol noktamız var. Onlar da tabii bu operasyonla birlikte o noktalar da hedef haline geldi. Onlara yönelik tedbirlerimizi de aldık. İdlib'te bir demiryolunun doğusu ve batısı diye bir mutabakat hattı var. O hat boyunca geriye kalan 8-10 tane daha kontrol gerginliği azaltma, çatışmayı önleme noktası tesis edilecek. Ama şu anki önceliğimiz bu operasyonun başarıyla tamamlanması. Tabii bir yandan da rejim, Rusya'nın desteğiyle İdlib'te alan kazanma gayretlerini sürdürüyor." 

Zeytin Dalı

Zeytin Dalı Harekatı'nın isminin nasıl tespit edildiğine ilişkin soru üzerine de, "Afrin'de yaşayan hiçbir suçu, günahı olmayan masum insanlara zeytin dalı uzatıyoruz. Suriye'nin barışı, geleceği için, toprak bütünlüğü için terörün sona erdirilmesi için Türkiye zeytin dalını uzatıyor. Zeytinleri masum insanlara, dalları da terör örgütlerine veriyoruz." dedi.

Yıldırım, "Terör örgütünün elindeki, Amerika'nın gönderdiği silahlar da vuruluyor, imha ediliyor. Ek bir lojistik girişimi olursa Amerika'dan Türkiye'nin tavrı ne olur?" sorusuna "Bu bölgeye yönelik her türlü lojistik destek bu operasyonun hedefidir. Bu kadar net ve açık söylüyorum." yanıtını verdi. 

"Çok aceleci davranmamıza ihtiyaç yok"

Soruları da yanıtlayan Yıldırım, operasyonun süresine ilişkin bir soru üzerine, operasyonun 4 safhası olduğunu belirterek, şu bilgileri paylaştı:

"Birinci safha bir kere sınırlarımızdan içeri doğru güvenli bir alanın oluşturulması. Azez bölgesinden başlayarak, kuzey batıya doğru, oradan tekrar güney batıya doğru 130 kilometrelik Afrin bölgesinin bir güvenli şerit oluşturulması, derinliği 20-30 kilometre. İlk hedef orada güvenli bir alan oluşturacağız ki ondan sonra terör unsurlarını yok etmek için oraya ayağımızı sağlam basmamız lazım. Daha sonra gerek Afrin merkezinde gerekse diğer bölgelerinde yerleşik bu terör örgütlerinin yok edilmesi için çalışma yapılacak. Sahadaki durum netleştikçe süre de -belirlediğimiz süreler var ama- bu sürelerin tutması, erken olması biraz daha uzaması sahada karşılaşacağımız durumla netleşecek. Güneye kaçıp sivil halkın arasına karışacaklar, orada da belki sivil halkı kalkan olarak kullanacaklar. O bakımdan ikinci, üçüncü, dördüncü safhalar daha titiz çalışmayı gerektirecek. O bakımdan ilk safahatı bizim için çok önemli. Buradan 20-30 kilometrelik bir bandı güvenli alan haline getirdiğimiz zaman sonraki işlerin önemi biraz daha azalıyor. O bir temizlik harekatına dönüşüyor. Orada çok aceleci davranmamıza ihtiyaç yok."

"Yaklaşık 8-10 bin civarında terör grubu olduğunu hesap ediyoruz"

Başbakan Yıldırım, operasyon öncesi bilgilendirme konusundaki bir soruya şu karşılığı verdi:

"Bu harekat başlamadan önce diplomatik alanda, askeri temaslarda yapılması gereken her şey yapıldı, Rusya ile Amerika ile İran ile... Rejimle görüşülmedi, rejimle Rusya üzerinde görüşülmek suretiyle mutabakat sağlandı. Rusya'nın bu harekatla ilgili şu anda bize karşı herhangi olumsuz tutumu yok. Buna hava sahasının kullanılması da dahil. Hava sahasının kullanılması konusunda rejimin yönetilmesi, sevk ve idaresi görevini Rusya yerine getiriyor. Biz doğrudan Rusya'ya muhatabız. Amerika'da bir kafa karışıklığı var, herkes ayrı telden çalıyor. Bir net duruş yok ama buraya karşı da 'Yapmayın, etmeyin' tarzında keskin bir şey de yok. Sadece onlar 'Bizim önceliğimiz DEAŞ'la mücadeledir. Dolayısıyla DEAŞ'a yoğunlaşmak lazım. Aynı zamanda bizim Afrin'le bir işimiz yok, unsurumuz yok dolayısıyla Afrin bizim ilgi alanımız içerisinde değildir.' mealinden açıklamalar da yapıyorlar. İran'la da görüşüldü. İran'ın herhangi karşı çıkma durumu yok ama bazı endişeleri var. Onu bizlerle paylaşıyor. Biz de bu endişeleri tabii ki dikkate alacağız. Hava sahasının kullanılmasıyla beraber bir teknik sorun yaşandı kısa süreli ama aşıldı. O, bize karşı bir cevap verme amaçlı değil, oradaki sistemler otomatik olarak devreye girdiği için onları tekrar gözden geçirdiler, düzelttiler."

Afrin'deki nüfus ve terör unsurlarına yönelik bir soru üzerine Yıldırım, "Yaklaşık 8-10 bin civarında terör grubu olduğunu hesap ediyoruz. Nüfus olarak da doğrusu 450 bin ile 750 bin arasında gidip geliyor. Tabii sağlıklı bilgi vermek mümkün değil, göçler oluyor, en az yarım milyon bir nüfustan bahsedebiliriz." dedi.

“SAAT 11.05’TE GÜLBABA MEVKİİNDEN GİRİŞ YAPILDI”

Kara birliklerinin saat 11.05 itibariyle Gülbaba mevkiinden sınır ötesine giriş yaptığını duyuran Başbakan, 30 kilometre derinlikte güvenli bir alan oluşturulacağını da ifade etti. Yıldırım, harekatın Soçi ve Astana sürecini etkilemeyeceğini de belirtti.

“HAREKAT ÇOK SERİ ŞEKİLDE YAPILACAK”

Başbakan Binali Yıldırım, “Harekat çok seri şekilde yapılacaktır. Medyayı kontrollü şekilde sınır ötesine götüreceğiz. Masum insanlara zeytin dalı uzatıyoruz. Afrin’deki teröristlere yapılacak her destek bu operasyonun hedefi olur” dedi.

Özgür Suriye Ordusunun Fırat Kalkanı Harekatı'nda önemli görevler yaptığını hatırlatan Başbakan, "Şimdi de gönüllü olarak bu birliklerden gelenler de kendi ülkelerini korumada gayret gösteriyorlar" diye konuştu. Yıldırım, Özgür Suriye Ordusunun Türk askerinin kontrolünde harekata iştirak ettiğini kaydetti.

Harekatta yaralanan Mehmetçik olmadığını belirten Başbakan Binali Yıldırım, kullanılan malzemelerin büyük oranda yerli ve milli silahlar olduğunu söyledi.