"EN BÜYÜK OLMA HEDEFİMİZDEN VAZGEÇEMEYİZ"

Röportaj Pazar 29 Mart 2020 10:13

Dünyanın en büyük havalimanları arasında yer alan ve en büyük olmaya aday olan İstanbul Havalimanı, dünyayı sarsan koronavirüs salgınından önce yakaladığı yükseliş trendiyle dünyanın ilgisini çekiyordu.

"En büyük olma hedefimizden vazgeçemeyiz"

Havacılık sektörünün en etkili ve prestijli yayın organlarındam olan İnternational Airport Review Dergisi koronavirüs salgını öncesinde İGA Havalimanı İşletmecilik A.Ş’nın başarılı CEO’su Hüseyin Kadri Samsunlu ile bir röportaj yaptı. İşte, Editör Leah Hockley tarafından yapılan röportaj:

Havacılık sektöründeki kariyeriniz nasıl başladı?

Havacılık benim için her zaman büyüleyici bir sektör oldu. Kariyerim boyunca, havalimanı operasyonları da dahil olmak üzere farklı pozisyonlarda görev yaparak büyük altyapı projelerinde yer aldım. 2009 – 2017 yılları arasında Akfen Holding bünyesinde bulunduğum bir önceki görevimde ilk Eurobond altyapısının hayata geçirilmesinden, Kamu-Özel Ortaklığı modeli ile çeşitli projelerin gerçekleştirilmesine ve turizm, gayrimenkul, enerji, deniz taşımacılığı ve havalimanı sektörlerinde finans yönetimi süreçlerine kadar birçok farklı sürecin yönetimini üstlendim.2017’de İGA Havalimanı İşletmesi’nin CEO’su olarak göreve getirildiğimden bu yana – ki bu çok gurur duyduğum bir konudur – dünya çapında bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük havalimanı yapım projesinin başında bulundum. Türkiye, İstanbul Havalimanı projesinin hayata geçirilmesi ile havacılık sektörünün geleceğine belirleyici bir altyapı yatırımı yaptı ve havalimanımızın bu anlamdaki katkısını görmek bizi son derece mutlu ediyor.

Bir havalimanı CEO’su olmanın en cazip yönü nedir? Ve öte yandan, en zorlu yönleri nelerdir?
En cazip yönü, emeklerimizin sonuçlarını birebir karşımda gerebiliyor olmak. İçtenlikle söyleyebilirim ki iGA’da çok şey başardık. Sadece 42 ay gibi bir sürede dünyanın en büyük havalimanlarından bir tanesini inşa ettik. Havalimanımız şimdi bir yılı aşkın bir süredir faaliyette ve bu sürenin yarısından bu yana tam kapasite ile çalışıyor. İstanbul Havalimanı’nın, tam kapasite ile hizmet vermeye başladığı 6 Nisan 2019’dan 31 Aralık 2019’a kadar olan dönemde 52 milyona yakın yolcu ağırlandı ve bu dönemde neredeyse 332 bin yurt içi ve yurt dışı uçuş gerçekleştirildi. Sonuçlar gerçekten muhteşem ve planlarımızın gereceğe dönüştüğünü görmek son derece heyecan verici. Bu noktaya varabilmek için hepimiz yıllarca çok çalıştık.
Bununla beraber, yolcu memnuniyetini mümkün olan en yüksek seviyede tutmak ve operasyonların en iyi ve sorunsuz şekilde gerçekleşmesini sağlamak için her gün bir adım ileriye gitmek zorundayız. Bu her zaman kolay olmuyor, ama İstanbul Havalimanı’nı en başından tüm aşamaların tamamlanmasına kadar ve sonraki tüm dönemleri kapsayacak şekilde uzun vadede büyük bir başarı hikayesine dönüştürmek konusunda hepimiz büyük bir azimle çalışıyoruz.

Şu anda İstanbul iGA Havalimanı’nda gerçekleşmekte olan en heyecan verici üç gelişme hakkında genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?
İstanbul Havalimanı’ndaki üçüncü pist 2020’nin ilk yarısı itibariyle işletmeye açılmış olacak. Bu sayede uçuş hareketlerinin şu anda saatte 80 olan kalkış/iniş sayısı saatte 120 kalkış/iniş sayısına ulaşması sağlanacak. Ayrıca slot esnekliğinde de iyileşme kaydedilecek ve taksi süreleri yüzde 50’ye kadar varan oranda kısalacak. Böylelikle İstanbul Havalimanı şu anda olduğundan bile daha sorunsuz bir şekilde işleyip hızlı turnaround sürelerinden ödün vermeden daha da fazla bağlantı sunabilecek.

Tam kapasiteye geçtikten sonra 11 yabancı havayolu şirketi İstanbul Havalimanı’ndan ilk kez kalkış yaptı. Bunlar arasında Ethiopian Airlines, Nouvelair, Indigo, Air Albania, Sichuan Airline, China Southern, Tassili Airline, Transavia France, Red Wings, Air Serbia ve UR Airline havayolu şirketleri yer alıyor. Bunlara ilave olarak iki havayolu şirketi daha havacılık faaliyetlerine başlayacak. Transavia Airlines uçuşlarını Ekim ayında başlattı. Bununla birlikte İstanbul Havalimanı’nın tam kapasiteye geçmesi ile Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Uzak Doğu kıtalarından birçok havayolu şirketi mevcut uçuş sıklıklarını iki katına çıkardı. 76.5 milyon metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan İstanbul Havalimanı tüm aşamalar tamamlandığında yıllık 200 milyon yolcu kapasitesi ile 300’den fazla varış noktasına uçuş imkanı sağlayan en büyük aktarma merkezlerinden bir tanesi olacak.
Kasım 2019’da Şanghay Havalimanı Otoritesi ve Güney Kore Incheon Uluslararası Havalimanı ile mutabakat anlaşması imzaladık. Bunun yanında Pekin Başkent Uluslararası Havalimanı ve yakın zamanda açılışı yapılan Pekin Daxing Uluslararası Havalimanı ile kardeş havalimanı anlaşmaları yaptık. Bu anlaşmalar yoluyla bir anlamda, tarihi İpek Yolu üzerindeki başlıca varış noktalarından geçen bir nevi havacılık köprüsü inşa ettiğimizi söyleyebiliriz.

İstanbul İGA Havalimanı’nın mücadele etmek zorunda olduğu en büyük zorluk nedir?
İstanbul Havalimanı olarak kendimize oldukça iddialı hedefler koyduk. Ama bu hedeflere ulaşabileceğimizden de eminiz. İstanbul Havalimanı olarak iki ila dört yıl içinde, Atlanta Hartfield-Jackson Havalimanı’ndan sonra ikinci en yoğun havalimanı olmayı, tüm yapım aşamaları tamamlandıktan sonra ise Atlanta’yı da geride bırakarak dünyanın en yoğun havalimanı olmayı hedefliyoruz. Büyümemizi kısıtlayacak herhangi bir kapasite sınırlaması olmadığı için İstanbul Havalimanı, çoğu daha şimdiden mevcut kapasitelerinin sınırında faaliyet gösteren rakipleri karşısında net bir avantaja sahip. Rota ağımızı sürekli olarak genişletebiliyor, yeni havayolu şirketleri ile ortaklıklar kurabiliyor ve mevcut ortaklarımızın İstanbul Havalimanı’ndaki faaliyetlerini genişletmesine olanak verebiliyoruz. Karşılaştığımız ve karşılaşabileceğimiz en büyük zorluk dünyanın en büyük havalimanı haline gelmek. Ama emin olabilirsiniz ki bu işin üstesinden %100 geliyoruz.

Şu an itibariyle havacılık sektörünü sekteye uğratan en büyük unsur sizce nedir?
(Bu sorunun koronavirüs salgınından önce cevaplandırıldığını bir kez daha hatırlatmak isteriz.)
Bir yandan havalimanlarında kullanılmakta olan biyometrik teknoloji, özellikle de yüz tanıma teknolojisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu teknoloji seyahat deneyimini yepyeni bir seviyeye taşıyacak. Bununla beraber, sadece büyük aktarım merkezlerinde değil, özellikle de devletler arasında uluslararası çözümler bulunmak zorunda. Bu, başta veri kanunları olmak üzere birçok farklı nedenden ötürü zorlu bir süreç.
Sektörü sekteye uğratan bir diğer unsur, biz ve yolcularımız için giderek artan biçimde önem kazanan sürdürülebilirlik konusu ile yakından bağlantılı olan bir konu. Uçaklarda elektrikli tahrik sistemi kullanımının havacılık sektöründe yaşanacak bir sonraki önemli değişim olması bekleniyor. Havalimanı işletmecileri olarak bunun için gelecekte ihtiyaç duyulacak teknolojik altyapıyı sunabilmemiz gerek.

- Sizce havacılık endüstrisi gelecekte yerini korumak adına nasıl bir adaptasyon sürecinden geçmeli?
(Bu sorunun koronavirüs salgınından önce cevaplandırıldığını bir kez daha hatırlatmak isteriz.)
Havacılık her şeyden önce yolcular için sağlanan bir hizmet. Yolcuların ihtiyaçları sürekli olarak değişim gösteriyor ve bizlerin yolcu taleplerindeki bu değişimleri yakından takip edip isteklerini önceden tahmin edebilmemiz gerekiyor. Yolcu deneyiminde şu anda merkezi konumda olan iki gelişmeden söz edebiliriz: yolcunun daha iyi bir seyahat deneyimi yaşamasına yönelik dijital gelişmeler ve çevresel sürdürülebilirlik. Yolcular, seyahatlerinin mümkün olduğunca rahat geçmesini istiyor ve bu noktada dijital teknolojiler mümkün olan en iyi yolcu deneyimini sağlama sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak çıkıyor karşımıza. Aynı zamanda birçok yolcu, havacılık endüstrisi tarafından çevresel sürdürülebilirlik konusunda daha yoğun çalışmalar yürütülmesini talep ediyor.
Bu nedenle İstanbul Havalimanı’nı daha en başından bu iki konunun her ikisini de içine alan bir proje olarak tasarladık. İstanbul Havalimanı yüksek enerji verimliliği ile çalışan bir havalimanı olup başka havalimanlarına kıyasla kaynak tüketiminde önemli bir azalma kaydetmiş durumda. İstanbul Havalimanı buna ek olarak, ihtiyaç duyabilecekleri her tür dijital yardımı yolcularına sağlayan ve bu doğrultuda kişisel yardım robotları dahi kullanan, birinci sınıf bir entegre bilgi teknolojileri sistemi sunmakta. Hiç şüphesiz ki yolcularımızın ihtiyaçlarını gelecek dönemlerde de eksiksiz olarak karşılamaya devam edeceğiz.

Sizce havacılık endüstrisini nasıl bir gelecek bekliyor?
Havacılık sektörü için yapılan büyüme tahminleri halen yüksek büyüme oranları gösteriyor. Bu durum bize havacılık sektörünün gelecekte meydana gelebilecek değişikliklerden etkilenmeyecek bir endüstri olduğunu ve aynı zamanda özünde dünyayı bir araya getiren, ileriye dönük bir sektör olduğunu gösteriyor. Elbette birtakım değişimlere de şahit olacağız. Örneğin hızlı bir talep artışı görülen Asya pazarının giderek güç kazanması gibi. Bu nedenle İstanbul Havalimanı’nı, Avrupa ve Kuzey Amerika’da bulunan, geleneksel olarak güçlü yapıdaki havacılık piyasaları ile yükselen Asya ve Afrika piyasalarının ortasında konumlanan uluslararası bir mega aktarma merkezi, bir mega hub olarak tasarladık.
İstanbul Havalimanı olarak, dünya çapında en hızlı büyüyen iç piyasalardan bir tanesi ve Türkiye’nin en büyük havayolu şirketi olarak dünyadaki tüm diğer havayolu şirketlerinden daha fazla bağlantı sunan Türk Havayolları ile birlikte bu geleceğin ayrılmaz parçası olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Tabi bu, karşınıza her gün başka zorluklar çıkaran son derece karmaşık ve zahmetli bir iş. Paydaşların her zaman gelişmelerin ilerisinde kalmasını gerektiriyor. Ama en nihayetinde bu, havacılık endüstrisini benim için bu denli heyecanlı kalan şeyin de bir parçası.