'MÜZİK TİCARİLEŞTİKÇE KALIPLARA SOKULUR OLDU'

Röportaj Perşembe 14 Mart 2019 03:00

Yıllarca sahnelerde başarılı canlı performansıyla dinleyici kitlesini yükselten ve kendi yazıp, bestelediği "Sen ve Ben" teklisi ile beğeni toplayan gitarist, besteci Kaan Öztürk, sanat yaşamını anlattı.

'Müzik Ticarileştikçe Kalıplara Sokulur Oldu'

Sema SEZEN

Coverladığı parçalara kendi çizgisini yansıtan nadir müzisyenler arasında yer alan Kaan Öztürk, canlı müzik denildiğinde müzik camiasında ilk akla gelen isimlerden biri. Kaan Öztürk, YeniBirlik okurları için hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

Müzik hayatınıza hangi tarzla, hangi enstrümanla başladınız?

Flüt.. İlkokulda müzik derslerinde, herkes gibi flütle başlamıştım müziğe ben de; müziği ve müzik yapmanın güzelliğini keşfetmeye. Çok dinlerdim. “Kaset doldurtmak” diye bir tabir vardı. 90’larda çocuk olanlar anlayacaktır bu terimi. Dinlemek istediğiniz şarkıları listeleyip, bir kasetçiye giderdiniz. Onlar da seçtiğiniz şarkıları bir kasete kopyalarlardı. Dinledikçe baktım ki hep gitar var şarkılarda. Müzik öğretmenime gidip gitar çalmak istediğimi söyledim. Okulumuzun deposunda kırık bir gitar varmış, bana onu verdi ve tamir ettirip uğraşmaya başladım. Gitarla ilk tanışmamız böyle oldu.

Aile ne kadar destek oldu?

Açıkçası ailem için dersler çok daha önemliydi tabii. Her anne baba gibi. Ama boş zamanlarımda sokaklarda gezmemdense gitarımla uğraşmam hoşlarına gitmişti. Babam gitar yerine ud çalmamı istiyordu. Gitar kadar olmasa da ud da çalabiliyorum.

Son zamanlarda tüm parçalar aynı kalıpta, aynı melodide… Siz parçaları coverlarken bulduğunuz rifflerle neredeyse şarkıyı yeniden yapıyorsunuz. Sizce profesyonel ve üretken müzisyen sayısı azaldı da o nedenle mi tüm parçalar aynı?

Üretenlerin sayısının azaldığını sanmıyorum. Aksine çok arttığını söyleyebilirim. Ancak birbirinin aynı üretimler. Müzik ticarileştikçe ve müzik sektörü para kazanılıp para harcanan bir mecraya döndükçe, mecburen kalıplara sokulur oldu. Neler satıyor, neler satmıyor. Prodüktörlerden tutun, radyoculara kadar, sektörde yer alanlar, bestecileri yönlendirmeye başladı. Sonunda da şarkılar birbirinin aynı hale geldi. Sosyal medyanın gücü devreye girene kadar. Şu an birbirinden bambaşka 2 ayrı liste var. Birincisi radyo ve tv’lerin kendi kriterleriyle oluşturduğu, diğeri ise Youtube, Spotify gibi dinleyicilerin beğenileriyle oluşan listeler.

“ONUR METE İLE ‘NOKSANLAR’ ADLI PROGRAM YAPIYORUZ”

Şu an müzikal anlamda neler yapıyorsunuz?

Ağırlıklı olarak sahnedeyiz. Haftada en az 2 sahne performansımız oluyor. Çeşitli konseptlerde programlar yapıyorum. 80’ler 90’lar, Sezen Gecesi, Müzikomedi, Büyüdüğümüz Şarkılar, Feat programlar gibi. Sahnede diyalog seviyorum. Çoğu zaman sahnede iyi anlaştığımız bir müzik dostumla birlikte sahne almayı tercih ediyoruz. Son 5 senedir ağırlıklı olarak sevgili yoldaşım usta Onur Mete’yle birlikteyiz. Çok keyif aldığımız ve ismini Noksan’lar koyduğumuz bir programımız var. Bekleriz..

Müzik alanında gelişirken en çok kimleri dinlerdiniz?

Bruce Sprinsteen başta olmak üzere tüm 80’ler.. MFÖ, Bülent Ortaçgil, Yeni Türkü, Fikret Kızılok .. Hala da severek dinlerim.

Sizde emeği olan kimler var?

Emek çok önemli bir kelime. Kimlerle çalıştıysam mutlaka karşılıklı bir etkileşim, dolayısıyla da emek oluşmuştur. Yaşar, Haluk Levent, Ajda Pekkan, Gülşen, Onur Mete, Emel Müftüoğlu, Hazal, Harun Kolçak, Hakan Aysev, Jale gibi birçok isimle birlikte sahneler yaptım. Kimine ben eşlik ettim, kimileriyle de feat konsept programlar yaptım. Hepimizin emeği geçti diyebilirim birbirimize.

‘Bunca prodüksiyon içinden sıyrılmak zor’

Halbuki 70-80-90’larda stüdyo kayıtlarında müzisyenler efekt çıkardıklarında bu büyük olay sayılıyordu. O devirlerde teknoloji yavaş; besteler muhteşem. Şu anda oyun oynar gibi bilgisayarda rahatlıkla beste yapılmasına karşın çeşitlilik yok… 

Prodüksiyon üretiminin kolaylaştığı kesin. Bahsettiğiniz yıllarda stüdyo aşaması çok zorlu bir süreçti. Ancak prodüksiyonu tamamladığınızda tanıtım yapmak çok kolaydı. Şimdi tam tersi bir durumdayız. Prodüksiyon çok kolay ancak tanıtmak ve bunca prodüksiyon arasından sıyrılmak çok daha zor bir hal aldı. Güçlü firmalar tüm mecralarda güçlü tanıtımlar yapabilirken birçok farklı ve çok iyi şarkıdan haberimiz bile olamıyor. Ama asıl önemli olan, bestenin üretimi hiç değişmedi, değişemez. Yani şarkının iyi ve farklı olması zamana bağlı değil.

Üretirken ortamda dikkat ettiğiniz unsurlar var mı? Yanınıza neler alırsınız?

Aslında etkili olan tek ortam var. O da kafanızın içi. Bazen kendinizi daha yaratıcı, daha esnek hissedersiniz. İşte o anlar beste için daha açık halde olduğunuz anlardır. Biraz da huzurda olmanız lazım. Yani dikkatinizi kolayca dağıtabilecek telefon aramaları, kapı çalmaları, inşaat gürültüsü gibi etkenlerden uzaklaşmak lazım. Ki bu pek kolay olmuyor. Şiir okumak ve çeşitli müzikler dinlemek de insanın üretkenliğini zenginleştiriyor.